| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Şiirle beslenmeyen politika enflasyonla beslenirYasin Hatipoğlu'nun şiirlerinden hazırlanan müzik albümünün tanıtıldığı toplantı ve gazetede FP Genel Başkanı Recai Kutan, yardımcıları Temel Karamollaoğlu ve Ertan Yülek ile İstanbul İl Başkanı Numan Kurtulmuş'la uzun uzun sohbet etme imkanı bulduk. Rahmetli Cahit Zarifoğlu karşılaştığı her politikacıya "Şiir okur musunuz?" diye, sormadan kendini alamazdı. O toplumsal barışa giden yolun kültür ve sanattan geçtiğine inanırdı. Bu yüzden Zarifoğlu, politikacıların kavgayla değil, şiirle beslenmeleri gerektiğini, her fırsatta vurgulardı. Kutan'ı dinlerken Zarifoğlu'nu hatırladım. Onun Yahya Kemal'den Necip Fazıl'a, Ahmet Haşim'den Sezai Karakoç'a kadar birçok şairin yüzlerce şiirini ezbere bildiğini bilseydi, kimbilir ne kadar mutlu olurdu. Sohbet sırasında Kutan, Karakoç'un bütün şiirlerini topladığı "Gün Doğmadan"ı çıkar çıkmaz edindiğini söyledi. Hatipoğlu serbest şiire pek ısınamadığını belirterek "Ancak Karakoç'un yeri başka" dedi. Zarifoğlu, Karakoç'un şiiri için, "Bizim beslendiğimiz ana gövde, biz o gür kaynağın kollarıyız", derdi. Gerçekten Karakoç, Yunus ve Mevlana gibi, Anadolu'nun öz medeniyetine bağlı, kültür ve sanat öncülerinin beslendiği en büyük ve en derin kaynaklardan biri oldu. Türk toplumu dünyaya açıldıkça, bayrakla birlikte kültürün de ticareti izlediğini görüyor. Hicret'in üzerinden bir yüzyıl bile geçmeden, İslam Pasifik havzasında, tarihte eşi ve benzeri görülmedik hızla yayıldı. Bu hız, kültür ile ticaretin birbirini büyüten gücünden geliyordu. Şiir nasıl sanatın en canlı yüzüyse, ticaret de ekonominin en dinamik yanıdır. Şiir söz alıp söz vermenin sanatıysa, ticaret de ürün alıp, ürün satmanın sanatıdır. Kelimeleri şiire dönüştüremeyen, hammaddeleri ürüne dönüştüremez. Anadolu insanının gücünün kaynağında Ahmet Yesevi'den Osman Sarı'ya kadar gelen şiirin vazgeçilmez bir yeri ve önemi vardır. Anadolu insanı Zarifoğlu gibi, şiir okuyan, şiir seven politikacılara vurgundur. O biliyor ki, şiiri yüreğinin derinliklerinde duyan politikacı, partisiyle birlikte, politikasını da şiirleştirir. Anadolu'nun olduğu gibi, Türk ve İslam dünyasının geleceği sözün ustalarına bağlı. Çünkü sözsüz kültür, kültürsüz politika olmaz. Anadolu insanı, ticaretin olduğu kadar, şiirin de evrensel dilini kullanmasını öğrendi. Şiirin dilini kullanmasını bilen ekonominin şifresini de kolaylıkla çözer. Şiirin dili yanında ekonominin dili çok basit kalır. Şiirsizlik kültürü sığlaştırmakla kalmıyor, ekonomiyi de yoksullaştırıyor. Pasın demiri çürütmesi gibi, şiirsizlikte toplumu çürütüyor. Politika şiirden uzaklaştıkça, toplum vahşileşiyor. Şiirle beslenmeyen politika, vurgunla beslenir.
ngurdogan@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|