| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Dağ ne kadar yüce olsa...Çetin geçeceği en başta öngörülen Avrupa Birliği (AB) sürecinde kör noktaya gelindiği görüntüsü zihinlere hâkim. Sonbaharda imzalanması gereken 'katılım belgesi' suya düşer gibi. ANAP lideri Mesut Yılmaz'ın 'AB ile ilişkilerden sorumlu' olarak hükümete girdiği gün, Yeni Binyıl'ın manşeti durumu özetler mahiyetteydi: "AB'ye asker freni..." Türkiye'nin AB mâcerası aslında bir 'çağdaşlaşma' sınavıdır. Muhafazakâr çevreler, bir başka uygarlık halkasına girmekle eşdeğer gördükleri AB (geçmişte AET veya AT) üyeliğine, yerli değerler sistemini yerle bir edeceği endişesiyle karşı çıkıyorlardı. Ancak, Türkiye açısından AB üyeliği, Cumhuriyet'le başlayan arayış ortamında, İkinci Dünya Savaşı dengeleri kendisini 'hür dünya' içine savurduğu için, 'kaçınılmaz' bir âkıbettir. İşte gördük, kimi Avrupa üzerinde uygulanan ve AB'yi "Hıristiyan Klübü" anlayışından uzaklaştırmayla sonuçlanan baskılar, kimi Türkiye'deki muhafazakârları kendi konumlarını yeniden gözden geçirmeye sevk eden altüst oluşlar sonrası, Türkiye ile AB birbirine daha da yaklaştı. AB'nin Türkiye ile buluşmak için aldığı yolun çetinliğini gözden kaçırmamak gerekiyor: Lüksemburg Zirvesi sırasında (1997 sonu) ilân edilen 'aday ülkeler' içinde Türkiye yoktu; o zirveyi tâkip eden "Avrupa Muhafazakârlar Birliği" toplantısında, Alman Şansölyesi Kohl'ün, "AB, bir uygarlık birlikteliğidir, Hıristiyan olmayan Türkiye'nin onun içinde yeri yok" diye özetlenebilecek bir konuşma yaptığı biliniyor. Kohl'ün 16 yıllık Hıristiyan-Demokrat iktidarını Almanya'da yıkan gelişmenin bundaki rolünü bilmiyoruz; ancak sonuç belli: İki yıl sonraki (10 Aralık 1999) Helsinki Zirvesi Türkiye'yi adaylığa dâvet etti... Türkiye'deki 'AB karşıtı' çevrelerdeki yumuşamanın da kolay gerçekleştiği söylenemez. Sandıktan 'en büyük parti' olarak çıktığı 1995 genel seçimi kampanyasında bile, RP, 'AB karşıtı' platformda bulunmayı sürdürüyordu. MHP'nin bugünkü kadrosuyla AB arasında kan uyuşmazlığı hâlâ devam ediyor. Başında esen kasırgalar RP kadrosu ve tabanını AB platformuna yaklaştırdı; iktidarda bulunmak MHP üzerinde benzer bir etki yapmış gibi... Son kamuoyu yoklamalarında, halkın kâhir ekseriyetinin (yüzde 85), değişik sebeplerle de olsa, "AB üyeliğine olumlu bakıyorum" cevabını vermesi elbette mânidar... Beş yıl önce, Türkiye AB ile gümrük birliği anlaşması imzalarken, halkın yarıdan fazlası o gelişmeye 'kuşku' ile bakmaktaydı. AB üyeliği ile arananın 'çağdaşlaşma' olduğu tespitimiz de buradan kaynaklanıyor zaten. Muhafazakâr çevreler, AB'deki tavır değişikliğini, Batının 'batıcılık' dayatmasından vazgeçmesi olarak gördüler ve demokrasi, insan hakları gibi kavramlarla içini doldurdukları 'çağdaşlaşma' fikrine kendileri sempatiyle bakar hale geldiler. Türkiye AB'ye üye olma sürecine, Cumhuriyet'in amacına uygun, İkinci Dünya Savaşı sonrası dünya dengeleri çizgisinde bir gelişme olarak adım atmış oldu... Sistem üzerinde etkili çevreler ve odakların AB konusunda kamuoyuna yansıyan tereddütleri, bu sebeple, gerçek bile olsa geçicidir. Bugüne kadar sürdürülen bazı anlayışlara son vermeyi gerektirdiği için, o konularda hassas çevre ve odakların, süreçle ilgili gerçek bir tereddüt geçirdiklerine hiç kuşku yok; ancak Türkiye'nin 200 yıllık 'çağdaşlaşma serüveni', bu tür tereddütlerin geçiciliğine işaret ediyor. Benzer bir ruh hali millî ordunun yabancı komutasına verilmek istendiği NATO üyeliği öncesinde de yaşanmıştı; ancak o tereddüdün uzun sürmediğini biliyoruz. NATO'ya üye olanlar gereğini de yerine getirdiler; AB adaylık statüsünün gerekleri de herhalde yerine gelecektir... Şu aşamada, esas sıkıntı, değişimin dinamosu olması gereken aydınlar ve sivil toplum örgütlerinin 28 Şubat tarafından zedelenmiş doğal reflekslerine hâlâ kavuşamamış olmasından kaynaklanıyor. Daha fazla demokrasi, daha geniş özgürlükler talebini seslendirmesi gereken siyasî kadrolar ile medya hâlâ oyunda oynaşta; bu da, Türkiye'nin yolunu uzatan olumsuz bir etkiye sahip. Ancak bir evrensel gerçeği aklımızdan çıkarmayalım: "Dağ ne kadar yüce olsa, yol onun üstünden aşar..."
fkoru@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|