YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Bilişim'den

  Arşivden Arama

 

 

Çek artık o tabancayı Cemal

Gözleri yuvarlarından fırlamış, kürsüden doğru avaz avaz bağırıyor: "Bülent Arınç denilen o gerici, o yobaz..."

Tıpkı, "In jedem Falle werden" diye ünleyen badem bıyıklı, çelik bakışlı Alman nasyonalisti gibi.

Hayır, bizimki bıyıksız.

"Töre dayağı skandalı"ndan sonra, burnunun altındaki o gereksiz kıl yığınından kurtuldu. Bozkurtlar imaj değiştiriyor...

Ama, kafa aynı kafa.

Türkiye onu, Sadi Somuncuoğlu'nun Bakanlık'tan azledilmesiyle sonuçlanan "baskın rezaleti"nin baş aktörü olarak tanıdı.

Kaba, saldırgan, mütecaviz bir adam.

Bir milletvekili üstelik.

Meclis amirinden yüz bulsa, belki de oturumlara racona uygun kıyafetle girecek:

Ceket omuzda.

Elde otuzüç "hebbe"li tesbih.

Yumurta topuk ayakkabı.

Pantolon kemerine sokuşturulmuş Kırıkkale tabanca.

Sinirlendiğinde eli ikide birde beline gidiyor.

Çek artık o tabancayı Cemal...

Çekemez.

Devlet Bahçeli, "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin kararını bekleyelim" deyip, Apo'yla ilgili "kesinleşmiş" idam hükmünü hasıraltı ettiğinde Cemal efendi kuzu kuzu oturup itaat etmişti.

"Oba"ya itaat esastır, öyle ya.

Neden tabancasını çekip İmralı adasına doğru hamle etmedi?

Merak ediyorum.

Neden, mesela, Apo'ya gösterdiği toleransı, ağabeyi, dava arkadaşı, partili büyüğü Sadi Somuncuoğlu'ndan esirgedi?

Somuncuoğlu'nun suçu, demokratik hakkını kullanıp Cumhurbaşkanlığı'na aday olmaktı.

Cemal efendi bunu "töre suçu" sayıp sille tokat ağabeyine girişti.

Bir başka ağabeyi de şu günlerde devlet hastanelerine ani baskınlar düzenleyip, izzet ikramda kusur eden hekimlere "töre fırçası" atıyor.

Erkeklikleri, 312 mağduru siyasetçilere, okuma hakkı gaspedilmiş başörtülü öğrencilere, rotasyon yemiş gariban hekimlere söküyor.

"Erkek" ya bu arkadaşlar...

Turan illerini Rus inhisarına terkeden kararların altına imza atmaktan, Doğu Türkistan'lı Müslümanlar'a kan kusturan eli kanlı katili "Devlet Nişanı"yla ödüllendirmekten, Çeçenistan'daki Rus zulmüne onay vermekten ve en nihayetinde yaz kamplarında başörtüsünü yasaklamaktan ibaret bir erkeklik.

Bülent Arınç'a inat, 312. maddeyi değiştirmeyeceklermiş.

Yakışır.

Zaten görevleri "devlet-vatandaş" ilişkilerindeki olası ihtilafları gidermek değil, bilakis siyasi merkezin tasarruflarına sahip çıkmak, vatandaşa karşı "dokunulmaz devlet"i güçlendirmektir.

Bunun için varlar.

Muhafazakar tepki oylarıyla iktidar şansı yakaladılar ama, ANASOL-D'nin akim bıraktığı "irticayla mücadele yasaları"nı programlarına almaktan da imtina etmediler..

Kur'an Kursları külliyen kapandı.

İmam Hatipler budandı.

Kamu alanındaki dinî görünürlüğe son verildi.

Vatandaşa kan kusturan "teokratik jakobenizm", gücünü devr-i iktidarlarında daha da pekiştirdi.

Bu retoriğin İnönü'nün gizli totaliterliğinde karşılığını bulan dar, ufuksuz, astigmat bir cumhuriyet düşüncesinden başka bir şey olmadığını kavramaktan uzaklar üstelik.

Şimdi de, tuhaf bir korumacı mantık içinde, 312. maddenin ıslahı çalışmalarına ihtirazi kayıt koyuyorlar.

Oysa, korudukları "devlet" değil, bir şekilde devlete sızmış ve "a priori" olarak karşı olmaları gereken sol jakobenizmdi...

Cemal efendi nereden bilecek bunu!

Bıyık kesmek, bunları bilmeye kifayet etmiyor ki...


18 TEMMUZ 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...