| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Görünmeyen TürkiyeGelir dağılımındaki dengesizlikler, hükümetin ekonomiyle birlikte eğitimden sağlığa kadar devlet örgütünü de yönetmede büyük bir başarısızlığa uğradığını gösteriyor. Kırıkkale Üniversitesi'ndeki doktora öğrencilerimden Rafet Bilgin'le gelir dağılımında en alt sıralarda yer alan "Görünmeyen Türkiye"yi tartıştık. Bilgin, İktisat Bankası'nda yatırım uzmanı olarak çalışıyor. Gelir dağılımındaki ürküntü verici dengesizliklere rağmen, alt gelir grubundaki kesimlerin, niçin sokaklara dökülmediğini merak ediyor. Gelir dağılımını bozan etkilerin başında enflasyon geliyor. Türkiye'de olduğu gibi, fiyatların sürekli olarak artması, sabit gelirlilerin satın alma gücünü düşürüyor. Enflasyonun yüksek olduğu dönemlerde, sabit gelirlilerin dışındaki kesimler, fiyatların artmasıyla gelirlerini artırabilirler. Ancak yüksek enflasyonla ekonomi kontrolden çıkarak, özellikle ücret ya da maaşla çalışan kesimlerde gerginliklere yol açar. Memur ve işçilerin sokağa dökülmesi enflasyonun yol açtığı sosyal patlamalardır. Hükümetin gelirleri, giderlerini karşılamadığı için aradaki farkı, bütün bir toplum enflasyon olarak ödüyor. Enflasyonun sorumlusu, gelirlerini artıramadığı gibi, giderlerini azaltamayan hükümettir. Kamu harcamalarını kontrol altına alamayan hükümetin, enflasyon oranını düşürmesi mümkün değildir. Bu bağlamda, Türk toplumunu tehdit eden enflasyondan daha büyük bir düşman yoktur. Devlet iç ve dış tehdit değerlendirmesini yeniden yaparak, enflasyonu en başa koymalıdır. Hiçbir düşman enflasyondan daha büyük ve daha güçlü olamaz. Enflasyon yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal ve siyasal bir olgudur. Enflasyonun üstesinden gelemeyen hükümetlerin, hiçbir soruna sağlıklı çözüm bulması mümkün değildir. Burada şöyle bir soru akla gelebilir. İşçi ve memur sokaklara dökülürken, dar gelirli Anadolu insanı neden hiç sesini çıkarmıyor? Aslında "Görünmeyen Türkiye" dediğimiz Anadolu insanı, ekmeğini taştan çıkarmanın yolunu bulmada oldukça başarılı. O devletten değil, ürettiği ürün ve hizmetten gelir sağlamayı benimsiyor. Hazine bağımlısı olmaya şiddetle karşı. "Görünmeyen Türkiye" tükettiğinden daha fazlasını üreterek, toplumun zenginliğine katkıda bulunuyor. Hazine'den geçinenler gibi, üretmeden tüketerek, toplumu yoksullaştırmıyor. Sesini yükseltmeyen kesim bir değil birkaç işi birden yapıyor. Evini işyeri haline getirdiği için, aile boyu çalışmasını biliyor. Ürün, hizmet ve bilgi bağlamında, iki gününü birbirinden farklı kılamayanlar enflasyondan kurtulamazlar. Çünkü enflasyon, iki günü birbirinden daha kötü olanların, bütün topluma ödettikleri faturadır. Anadolu insanı biliyor ki, zenginle yoksul arasındaki fark ne kadar büyük olursa olsun, bilenlerle bilmeyenler arasındaki farktan daha büyük ve daha önemli olamaz. Marks'ın iddia ettiği gibi, dünyada zenginler ve yoksullar değil, bilenlerle bilmeyenler çatışıyor. Çatışma olmadan gelişme olmaz. Çatışan kesimlerin farkında olmayanlar, kendi bindikleri dalı keserler. Kimse günahı yıldızlara yüklemesin.
ngurdogan@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|