| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Bal tutanlar ve veresiye simitBugün bazı köşe yazılarından alıntılarla memleketimizin halini sergilemeğe çalışacağım. ..."Vize, Kırklareli'ne bağlı. İstanbul'un burnunun dibinde. 'Yarım çorba ver' diye bir tâbir çıkmış orada.... Tam çorba 400 bin lira. Herkes 400 bini veremiyor. Yarım çorba içiyor; içine bolca ekmeği doğrayıp karın doyuruyor..." Bu satırlar Hürriyet'ten İsmet Solak'a ait. Ona da söyleyen Bülent Tanla'dan naklen İlhan Kesici. Tanla'nın lokantadan çıkınca, bir simitçiyle karşılaştığını, simitçinin veresiye satış yapıp haftada bir gün paraları topladığını da İsmet Solak'ın sütununda okuduk. (Hürriyet 17 Temmuz 2000) Sıfırı tüketenler
Görüldüğü gibi, halk sıfırı tüketmiş durumda. Bu tükeniş, enflasyonu düşürme gayretlerinin bir sonucu mu, yoksa kötü yönetimin ve hatalı tercihlerin bir neticesi mi? Herkes durduğu yere göre farklı yorum yapıyor. "İstikrar programları, halkı yoksulluğa düşürür; ama başarıya ulaştıktan sonra herkes rahat eder" diyen var. Beceriksiz yönetimlerin, yükü tamamen işçi ve memurun sırtında bıraktığını, bu yüzden geniş kitlelerin sıkıntı çektiğini ileri sürenler de var. Aslında her iki iddia da, birarada doğru olabilir. Külfet her kesime eşit miktarda yüklenebilseydi, herhalde Kırklareli'nin Vize'sinde insanlar yarım çorba içip veresiye simit almayacaktı. Vergi kaçıranlar
Gazetelere yansıyan bir başka habere göre, serbest meslek sahipleri işçi ve memurdan daha az vergi ödüyor. Büyük şehirlerde, 753 bin vergi mükellefinin verdiği gelir beyannameleri, benzin istasyonu sahibinin aylık kazancının ortalama 795 milyon TL, kuyumcunun 150 milyon, doktorun 231 milyon, mimar-mühendisin 313 milyon, diş hekiminin 93 milyon olduğunu gösterdi. Buna göre ayda ödenen vergiler de bir çok sektörde işçi ve memurun altında kalıyor. Beyannameli mükelleflerin vergi kaçırmaları, günümüze özgü bir olay değil. Her yıl, benzer tablolarla karşılaşırız. Ama bu durum, gelirler arasındaki uçurumu daha da derinleştiriyor. Yolsuzluklar
Bir de yolsuzluklar meselesi var. Meselâ enerjide, gereksiz santral vaadleriyle imkânların ziyan edilmesi. Devletin malını deniz gibi gören bir zihniyet. Hürriyet'ten Erdal Sağlam konuya parmak basıyor: ...."Bugün Başbakanlık'taki enerjiyle ilgili toplantıda, epeyce tartışma çıkmasını bekliyoruz. Enerji Bakanı Ersümer'in nükleer santral ve BOL KEPÇE ÖNİZİN VERİLEN yüzlerce elektrik santralı için alınacak borçlara garanti vermeyen Hazine yöneticilerine, hemen hemen her ortamda hakaretler ettiğini biliyoruz. Şimdiye kadar bu hakaretlere hiç ses çıkarmayan Devlet Bakanı Recep Önal, bakalım bu toplantıda yine susacak mı? ...Enerji Bakanlığı'nın, daha şimdiden kesintiler başlatarak, TEAŞ'a elektriği 16 sentten satacak yüzer gezer santral ortamını oluşturmağa çalıştığını duyuyoruz. Hiç ilgisi yokken, sıcaklar nedeniyle barajlarda su kalmadığı sözlerinin yayıldığını, halbuki zaten bu yıl, barajlarda su seviyesi düşükken, şimdiye kadar gerekli önlemlerin alınmadığını, ANCAK BÜTÜN BUNLAR BAHANE EDİLEREK, ÖNCEDEN ÖZEL SEKTÖRLE SÖZLERİ KESİLEN PAHALI SANTRALLERİN YAPIMI İÇİN BASTIRILACAĞINI TAHMİN EDİYORUZ..." (Hürriyet - 17 Temmuz 2000) Eğer Enerji Bakanlığı da dahil, pek çok bakanlık her yatırımı en ucuza ve halkın yararına sonuçlandırmayı düşünseydi, acaba vatandaşlarımız veresiye simite ve yarım porsiyon çorbaya mahkûm olur muydu? Erdal Sağlam'ın demesine bakılırsa, Hazine direnmese, trilyonlarca para gene açıktan birilerinin cebine akacak. "Bol kepçe önizin verilen yüzlerce elektrik santralı, kesintiler bahane edilerek 16 sentten elektrik alma hazırlıkları; pahalı santrallerin yapımı için gerekçe üretmeğe çalışan bir zihniyet..." Biz Cumhur Ersümer ile ilgili düşüncelerimizi Meclis kürsüsünden de ifade ettik. Bakıyoruz, ekonomi dünyasını iyi tanıyan, kulağı delik gazetecilerden Erdal Sağlam, kuşkularımızı teyid ediyor. Söylentiler sadece Enerji Bakanlığı'nda değil. Deprem evleri hususunda, neden önce prefabrik inşaata gidildi, sonra kalıcı konutlar yapılıyor, bunu kimse anlamış değil. Amaç depremzedenin evini yapmaktan ziyade, birilerine gelir aktarmak. Bal tutanlar
Elektrik santralini yap-işletle devrederken de, devlet adına iyi müzakere edildiği kanaatini taşımıyoruz. Üstelik ihtiyacın üzerinde bir üretim faaliyetine girişildi. Bu durum, Devlet Planlama Teşkilâtı ve yabancı kredilere kefil olmakta çekimser davranan Hazine tarafından da ifade ediliyor. Kurtköy Havaalanı inşaatında aynı israfa şahit olduk. İnşaatı, havaalanı yapımından sorumlu Devlet Limanları, Hava Meydanları, İşletmesi Genel Müdürlüğü (DLHİ) yapabilirdi. İhale aşamasına gelinmiş olmasına rağmen en az iki misli fiyatla, görev Nato Enf'e devredildi. Nato Enf'in birim fiyatları çok yüksek; davete katılan müteahhit sayısı sınırlı. Gene birilerine imkânlar aktarıldı. İstanbul'un burnunun dibinde neden insanlar yarım porsiyon çorba veyahut veresiye simit yiyorlar? Çünkü Türkiye'nin bir çok bölgesinde, bal tutan parmağını yalıyor da onun için.
nilicak@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|