|
|
|
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Mesut Yılmaz'la ne mi değişecek? Hiçbir şeyin değişeceği yok!Hakkındaki soruşturma dosyalarından "ak"landıktan sonra hükümete giren Mesut Yılmaz'la birlikte ne değişecek? Daha doğrusu Mesut Yılmaz, mevcut hükümet kompozisyonu içinde farklı bir çizgi, vizyon ve ufuk sunabilecek mi? M. Yılmaz'ın hükümete girmesi ile hükümet dışında kalması, hükümet icraatlarını etkileyen bir husus mudur? Bu sorulara eğer Yılmaz'ın siyaset performansı, icraatları ve duruşu dikkate alınarak bir cevap verilecekse fazla bir iyimserliğe kapılmanın anlamı yoktur. Zira Sayın Yılmaz yıllardır Türkiye'nin siyasetinde önemli pozisyonlar işgal etmiş bir kişidir. Birinci derecede yetkili ve sorumlu kişi olarak yaklaşık on yıldır toplum icraatlarını, davranışlarını ve çizgisini takip etmektedir. Kritik anlardaki duruşu, halkın hassasiyetlerine verdiği değer ve zaman zaman yüksek sesle seslendirdiği hususların arkasındaki duruşu herkesin hafızasında tazeliğini korumaktadır. Bu bakımdan Mesut Yılmaz'ın hükümette sorumluluk almasının ne bir umut, ne de sorunlar ve keyfilikler içerisinde boğulan toplum kesimleri için bir heyecan yaratması sözkonusudur. Hükümette fiilen görevli olmadığı sırada yaptığı konuşmalar toplumun her kesiminde heyecan yaratmıştı. Mesela Diyarbakır'da halka hitap ederken "Avrupa Birliği'nin yolu Diyarbakır'dan geçer!" diye söz etmişti. Parti meclisinde yaptığı sivri çıkışlar basında "demokrasi manifestosu" şeklinde değerlendirilmişti. Gerçekten de mevcut siyaset kadrosundan pek duymaya alışkın olmadığımız sözleri, daha doğrusu gerçekleri dile getirmiş, açık şekilde demokrasinin önündeki engellere işaret etmişti. Çelişkilere, temel sorunlara ve geleceğe yönelik kaygılara değinmişti. AB Mesut Yılmaz'a emanet
Bu konuşmaları yapan bir siyasi lider olarak Mesut Yılmaz bugün hükümette sorumluluk almıştır. Hem de Avrupa Birliği sürecindeki faaliyetlerin yürütülmesinde en üst derecedeki yetkili ve sorumlu kişi olarak. AB Sekreterliği kendisine bağlanmıştır. Gelişmelere dışarıdan bakınca şöyle bir tablo belirmektedir: Hükümette bulunmadığı sırada yaptığı konuşmalarda dile getirdiği sorunların halli artık bundan böyle mümkün olabilir. Zira Sayın Yılmaz artık icra yetkisini ele geçirmiştir. AB yolunun Diyarbakır'dan geçtiğine inandığına göre bundan böyle gerçekten de AB'nin yolunu bu şehrimizden geçirebilir. AB konusunda ayak direyen, çeşitli bahanelerle süreci aksatmaya çalışanların çelmelerini bir bir aşarak süreci hızlandırabilir! Ama göreceksiniz ki Yılmaz AB sürecini hızlandırma konusunda pek bir şey yapamayacak, daha önceki konuşmaları unutacak, kendisi de mevcut statükoya teslim olacak ve hükümet dışında olduğu gibi hükümette iken de ara sıra ilgi çeken cafcaflı sözler, nutuklar ve demeçler verecektir. Hükümet dışında iken sözleri bir nebze heyecan uyandırıyordu, korkarım ki hükümette iken benzer sözleri heyecan bile uyandırmayacak, toplum giderek sözlerini bile duymayacaktır. Bu durum sadece onun ve partisinin başarısızlığıyla ilgili değil; sorunun temelinde mevcut hükümetin pozisyonu ve karşısında gerçekten muhalefetin bulunmaması yatmaktadır. "İstikrar" uğruna bir arada bulunan mevcut hükümet ortaklarının normal şartlarda iktidar olmaları imkanı var mı? Sayın Yılmaz'ı suçluluğuna inanıldığı için Yüce Divan'a göndermek isteyen MHP milletvekilleri ve bakanları Yılmaz ile birlikte aynı hükümette nasıl birlikte olacak, nasıl başarıyı yakalayacaklardır? Merak ediyorum, acaba Bakanlar Kurulu toplantısına girerlerken Yılmaz ile MHP'li bakanlar nasıl el ele kol kola olacaklardır? Aslında şaşmamak gerekir. Benimki de merak işte!
ddursun@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|