|
|
|
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
'Depolitize olan siyaset'te Çiller'in yeni yoluSeçimlerden bir ay kadar sonraydı... DYP lideri Çiller'le bir dost sohbetinde "18 Nisan'ı... Seçmenin ne demek istediğini, demokrasi üzerinde siyaset yapmanın bedelini vs." konuşmuştuk. Herkes bir yorum yapıyor lafı lafı açtıkça "Keşke şöyle yapsaydınız, böyle yapmasaydınız" gibi önerilerin biri gidip diğeri geliyordu. Çiller, moralsiz, umutsuz ve gizlenemeyecek ölçüde de çaresizdi. Teselliye ihtiyacı vardı ama teselli edilmekten rahatsızlık duyuyordu. Herkesi dinledi ve birdenbire "Bugün seçim olsa barajın altında kalırız..." dedi. Karşı karşıya bulunduğu sorunu kendine itiraf etmeye karar verdiği belliydi. Ama, ne yapacağını bilemiyordu. Çiller'le o görüşmeden sonra galiba sadece bir kez daha görüştük. Hemen hemen aynı durumdaydı. Aylar sonra ilk kez önceki gün görüşme imkanımız oldu. Bu kez, hem baraj sorununu aşmış bir görüntü ve hem de adına Yeniyol dediği genelde merkez sağı ama özelde ANAP ile DYP'yi çatı altında asgari mutabakatlarda buluşturacak yeni bir proje ile karşımıza çıktı. Yeniyol'un temel mantığı aslında 1995 ve 1999 seçimleri öncesinde merkez sağda RP(FP)+DYP+BBP+YDP+LDP'nin seçim ittifakı ile sandığa gitmeleri seçimden sonra da aldıkları oy oranında katılacak bir hükümeti oluşturmaları fikrine benziyor. DYP ile ANAP ve katılırsa başka parti veya partiler kamuoyuna bir mutabakat ilan edecekler ve seçime; iktidar olmaya yetecek oyu aldıkları takdirde bu mutabakata dayanarak ülkeyi yöneteceklerini taahhüt ederek gidecekler. Çiller, "Ne siyasetçiye, ne bürokrata ne işadamına, ne de sivil toplum örgütlerine güven var. Hatta, vatandaşın bile kendine güveni yok. Bir heyecan yaratmak lazım. Bir alternatif sunmamız lazım. Bu da Yeniyol'dur" diyor. DYP liderinin bu projeden beklentilerinin ne olduğu da dün Yeni Şafak'ta ayrıntılı bir şekilde yer aldı: "Elimi uzattım, bekliyorum. İsteyen gelir sıkar. Sıkmayan da sıkmasın kendisi bilir." Yeniyol projesi çok tartışılabilir hatta Mesut Yılmaz'ın ilgisizliği nedeniyle doğmadan ölebilir de. Ancak, Çiller'in bu çıkışının hepimize gösterdiği bazı gerçekler var. Mesela, siyasetin depolitize olması gibi.. Yeniyol'un kamuoyunda beklenen heyecanı ve tartışmayı doğurmaması siyasetin depolitize olduğunun açık bir göstergesidir. İkinci önemli gerçek de siyasetin meşruiyet probleminin sandığımızdan daha derinleşen bir yara haline geldiğidir. Yeniyol'un, merkez sağ ve merkez sağın iki lideri Çiller ve Yılmaz'ı hedef alan bitmez tükenmez tasfiye senaryolarına karşı bir kontratak olarak "sivil" ve "meşru"luğunda şüphe yoktur. Ancak, 28 Şubat süreci siyasi partilerin meşruiyetlerini siyaset dışı güçlere o kadar bağımlı hale getirdi ki şimdi birdenbire kendi başlarına bir hareket sergilemeleri güçleşti. Siyasetçiler, kendi başlarına bir hareket oluşturmak, dengeleri değiştirmeye yönelik adımlar atma becerisini yitirdiler. Çiller, Yeniyol önerisiyle bu problemi gidermeyi amaçlıyor. Bu noktada, herkesin zihnini kurcalayan, "Peki, 2. Demokrasi projesi ne olacak?" sorusuna cevap aradım. Bu sorunun bir gerekçesi de DYP liderinin yakın bir zaman kadar kavgalı olduğu kesimlerle diyalog kurma çabasıydı. Çiller, "2. Demokrasi projemizden vazgeçmedik. Demokrasiden hiç vazgeçemem... Ancak, bazı ilişkileri restore etme çabamı anlamanız lazım" dedi. Anlamamızı beklediği, medyanın kendisine kapanan kapılarını açma gerekliliğiydi. Siyasetçiye nasıl davranması ve hangi ilişkileri izlemesi izlemesi gerektiğini söylemek işimiz değil. Ancak, DYP ile birçok kesim arasındaki vazgeçilmez referans noktasının demokrasi olduğunu hatırlatmakta yarar var. Yeniyol'un da Doğruyol'un da referansı demokrasiden başka bir şey olamaz.
mkaraalioglu@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|