|
|
|
| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
İnsanın gözünü toprak doyururİnsan ister New York, ister İstanbul, isterse de Tokyo'da yaşasın, açgözlülükle tokgözlülük arasında mekik dokurcasına sürekli gelip gidiyor. Aldous Huxley'in "Yeni Dünya"sında olduğu gibi, herkesin "karnı tok, sırtı pek". Ancak kimsenin gözü tok değil. Çünkü açgözlülüğün bir sınırı yok. Tüketimle gözleri kamaşan insanın bir isteğinin karşılanması, onun açgözlülüğünü gidermiyor. Her istek karşılandıkça, açgözlülük yeni boyutlar kazanarak, daha da büyüyor. Her ihtiyacın karşılanmasının ardından, yeni bir ihtiyaç geliyor. Batı dünyasında açgözlülük öylesine abartıldı ki, artık herkes ünlü iktisatcı Jonh Maynard Keynes gibi "iyinin kötü, kötünün iyi" olduğuna inanıyor. Keynes haklı. Açgözlülüğün egemen olduğu bir toplumda "kötü işe yarar, iyi ise yaramaz." Bu yüzden, bütün dünya açgözlülüğü baştacı edinmiş durumda. Açgözlülüğün ekonomik, siyasal ve kültürel hayatın odak noktasına yerleştirilmesinin sonucu tüketim baştan çıkarıcı bir işlev yüklendi. Bütün isteklerin karşılandığı bir toplum, Zbigniew Brzezinski'ye göre, "hiçbir ahlaki değerlendirme ölçüsünün olmadığı bir toplumdur." Açgözlülüğün egemen olduğu toplumlarda, gösteriş ve harcama yarışı her şeyin önüne geçer. Tüketim çılgınlığında iyi ile kötü, doğru ile yanlış ve güzel ile çirkin birbirine karışır. Tüketim toplumlarında, etik değerler değil, seküler değerler ağırlık kazanır. Ahlaki değerlerin önemini yitirdiği bir toplumda, para herşeyin ölçüsü olur. Harcama yarışı, büyük bir hız ve yoğunluk kazanır. Tüketim toplumunun erdemi erdemsizlikte yarışmadır. Gösteriş tüketiminin baştacı edildiği toplumlarda dünya ile ahiret arasında uyum ve düzen değil, uyumsuzluk ve çatışma vardır. Dünya ahiretin tarlası olma özelliğini yitirince, birbirinden bağımsız hale gelir. Ahiretin tarlası dünyada ise, isteklerden önce ihtiyaçların karşılanması hayati önem taşır. Çünkü isteklerin ihtiyaçların önüne geçmesi, insanın iç dünyasını yoksullaştırmakla kalmaz, dış dünyasını da savaş alanına çevirir. Tüketim çılgınlığının önüne "bulunca dağıtan, bulamayınca şükreden insan" geçer. Yalnızca böyle bir insanın elinde tüketim değil, üretim önem kazanır. Onun güç kaynağı, görünen değil, görünmeyen dünyadır. Görünen dünya, görünmeyen dünyanın aynasıdır. Görünmeyen dünya görünen dünyayı, bir meyvanın çekirdeği gibi içinde taşır. Biri olmadan diğeri olmaz. Görünendeki başarı, görünmeyendeki başarıyı da belirler. Açgözlülüğe karşı tokgözlülüğü baştacı edinmeyenler, görünen dünyayla birlikte görünmeyen dünyayı da yitirirler.
ngurdogan@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|