YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Bilişim'den

  Arşivden Arama

 

 

İnsan, kendi halkından korkar mı?

Aziz Nesin'in "Zübük" kitabında bir öz-deyiş vardı..

Şöyleydi galiba..

-İt kağnı gölgesinde yürür, kendi gölgesi sanırdı..

Dünyadaki bütün hukuk ve demokrasiden yoksun ülkelerde, devlet gücünü kullanırken, bunu kendi güçleri sanan yaratıkların durumu aynı..

Hepimiz biliyoruz..

Mesela Türkiye'de bazı kesimlerin, doğal ve yasal davranış olarak her gün tekrarladıkları işler, hukukun üstün olduğu anayasal bir demokraside yapılsa, bu işleri yapanlar, "sanık" kimliği ile yargı önüne getirilirler.. Çoğu da mahkûm olur..

Biz "Kopenhag Kriterleri"ni benimsediğimiz ve gerekli yapı-değişikliğini yaptığımız zaman, bu durum değişecek..

Örneğin, bir ülkede "darbe yapmak" değil de, "darbeyi eleştirmek" suç olabilir mi?

Ya da "Anayasa Mahkemesi" denilince, akla önce "parti kapatmak" gelir mi?

Veya "üniversite" kavramı ile, "disiplin", "ceza", "tasfiye" gibi olgular çağrıştırılır mı?

Bazıları bu durumu, "devletin gereği" biçiminde sunuyor..

Oysa bu durumlar, devlet gücünü kötüye kullanan güçsüz ve akılsız insanların, gündeme getirdiği açmazlar..

Hangi aklı başında kişi, toplumun en itaatkar, en uyumlu ve devlete en fazla bağlı kesimi olan mütedeyyin insanları "28 Şubat post-modern müdahalesi"ni yaparak, "devlet ve rejim düşmanları" diye ilan edebilirdi?..

Kaç yılda bu problemi aşıp, bu kesimleri, devletin kendilerine düşman olmadığına inandıracağız?..

Mustafa Kemal Atatürk'ü "Gazi" kimliği ile kutsayan bu kesimlerin karşısına, "Kemalizm"i getirip, herkesi "şeriatçı" ilan edenler, devlete hizmet mi etti, yoksa devleti çözümü zor problemlerle mi karşı karşıya bıraktı?

Bir de devletin memuru olmayıp, devlete dayandıklarını ima ederek, kişisel ve mesleki güçlerini, topluma karşı artıranlar var..

Şu bizim gazetecilik mesleğine bakın..

Bir gazeteci, okuruna, halkına, toplumuna ve gerçeklere mi, yoksa iktidarlara ve derin devlete mi bağımlı olmalıdır?..

Sürekli, kendi halkının kültürüne, geleneklerine, inançlarına yüklenerek ve evrensel hukuka ve demokrasiye ters düşen ne varsa, onları pompalayarak, bir ülkede kamuoyunun güveni kazanılabilir mi?

Soruyoruz..

Değdi mi, kartel medyasının ve belirli holdinglerin, 28 Şubat döneminde sergiledikleri tutuma?

"Halk arasında" bir itibar yoklaması yapsınlar..

İşte devran değişti..

"Devlet" de, istikrarını ve bütünlüğünü korumak için, evrensel özgürlük, hukuk ve demokrasi rüzgârlarına uymak zorunda..

Mesut Yılmaz bile değişti..

Cumhurbaşkanlığı da, Anayasa Mahkemesi de, Yargıtay da, farklı bir çizgiyi seslendiriyor..

Hem her dakika "Batılıyız" deyip, aynı sırada "Batı bizi bölmek istiyor" diye saçmalamanın, sonu var mı?

Yeni bir dönemin daha eşiğindeyiz..

Her kesim, bir "beyaz sayfa" açmayı denemelidir..

İnsan kendi ülkesinde, kendi halkına bu kadar yabancı olur mu?

Anadolu'dan gelip, İstanbul'da zengin olmak, ille de Anadolu insanını "tehlike" olarak görmeyi mi gerektirir?

Kendilerini "ecnebi" sananlar, biraz, ecnebi ülkelerin hukukuna baksalar ya..

ACI ŞAKA

Gözyaşı!..

Cenk Koray'ın "Akşam"daki yazılarına son veren gazetenin sermayesi ve bu gazetenin yazı işleri yöneticileri, şimdi pek üzgün..

Bazan, bir insanın değerinin ve öneminin anlaşılması için, ölmesi bile gerekebilir..

Ve onun ölümüne katkıda bulunanlar, kendilerinin yaşadıklarını zannederler..

PUTİN

Yeni bir Rusya imajı..

Dünya kamuoyunun önüne, "Çeçenistan'daki vahşet"le çıkan Rusya Devlet Bakanı Putin, hızla imaj değiştiriyor.. Batı'ya ve Asya'nın çeşitli ülkelerine yaptığı ziyaretler ertesinde, Japonya'da (Okinawa) katıldığı "G-8" zirvesi, Putin'i "beğenilen bir dünya lideri" konumuna getirdi..

Şimdi Batı'nın büyükleri, Putin'e ve O'nun Rusyası'na, Orta Asya Cumhuriyetleri'ne, Kuzey Kore'ye ve hatta Çin'e açılımlarında, etkili bir aracı gözü ile bakıyor.

Putin'in Rusya'da da, serbest piyasa reformlarını kararlılıkla sürdürürken, mafyalara ve her çeşit kokuşmuşluğa karşı mücadele vermesi, Rusya'daki yabancı sermayeye güven telkin ediyor..

Sağlığı ve tutarlılığı çok tartışmalı olan "Yeltsin'den sonra ne olacak?" sorusunu, artık pek soran yok dünyada..

Yine vurgulayalım.. Çeçenistan'daki insanlık suçu var oldukça, bizim Putin hakkında olumlu not vermemiz mümkün değil..

Ama bir gerçek var..

Putin, Rusya'yı ve Rusya'nın dış dünyadaki ağırlığını toparlıyor..

Bunu gözden kaçırmamalıyız..


25 TEMMUZ 2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Mehmet BARLAS

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...