| Türkiye'nin birikimi... |
|
|
|
|
Bir takım kurmakBir takımın vücut bulması bir sürece bağlıdır. Fenerbahçe bu gerçeği kabul etmiyor. Camianın içinde hakkı teslim eden tek tek kişiler elbette vardır, lakin toplu fotoğrafta büyük bir "sabırsızlık" görülüyor. Bu "sabırsızlık" öyle bir noktaya erişmiş ki, "ölçü" olarak neredeyse "tek maç"a inivermiş. Şöyle söyleyelim: Ligin ilk maçında Mustafa Denizli (bunca transfer ve tantananın ardısıra) yeniliversin, siz seyredin gümbürtüyü. Rıdvan-Zeman-Turan sezonunun ardından var olan sabır da sıfıra yaklaştı. Fenerbahçe'yi bekleyen en büyük tehlike budur. Oysa bu veya başka bir takımın (eğer birlikte oynama geçmişi bir-iki yılı tamamlamış ise) öyle ilk maçta gösterdiği performans ile değerlendirilmesi mümkün değildir. Kaldı ki Fenerbahçe bu sezona da "tatsızlık" içinde girecek. Her şey bir yana, şu "Alpay ve Oktay meselesi" tatsızlık için yeter de artar bile. Beşiktaş da aynı dertten muzdariptir. Yine de onun ardında Briegel'in birikimi yatıyor. Hatırlayın: Briegel için hocalığa ilk adım talihsiz bir başlangıç olmuştu. Kalli'nin gölgesinden çıkıp geldi. Bu sebeple stajyer olarak nitelendi. Beşiktaş yönetimi isabetli bir karar ile Briegel'in ardında durdu. O da bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirdi. Zaten elinde fazla bir malzeme yoktu, takımın bünyesinde yer yer gedikler, boşluklar oluşmuştu. Yönetim meselesi Seba'nın "bırakacak-bırakmayacak" kararı sebebi ile askıda gibiydi. Doğru-dürüst transfer yapılamıyordu. Briegel eldeki kadro ile yapabileceğinin en iyisini yaptı, şimdi tam hatırlamıyorum ama on-oniki maçlık bir yenilmezlik zinciri oluşturdu. Neredeyse şampiyonluğa gidiyordu, ligi ikinci bitirdi. Ama ne dedik baştan: bütün bunlar yetmiyor, illa "şampiyon" olmak lazım. Böylece, Beşiktaş kongresini yaptı, yönetim meselesini net biçimde çözdü. Artık takımın başında genç bir ekip var. Serdar Bilgili Beşiktaş'ta yeni dönemi bütün boyutları ile ele aldı, şöhretli bir hoca getirdi, çok iyi transferler yaptı. Fenerbahçe ile Beşiktaş transfere büyük paralar ayırarak yeni sezona büyük umutlarla girmek istediler. Taraftar merakla bekliyor şimdi. Galatasaray ise artık Türkiye'deki başarılara doymuş bir hoca (ve bu hocanın bazı talebeleri) ile yoluna devam edemezdi. Gidenler gitti, gelenler geldi. Yine de takımın iskeleti muhafaza edildi. Bu sezon da lige en hazırlıklı başlayan takımın Galatasaray olduğu söylenebilir. Hoca hariç. Trabzon'da hoca ve yönetim meselesi geçmişin tartışmalarını, dertlerini, düğümlerini taşıyarak geliyor. Sular aydınlanmadığı için birşey söylemek zor. "Bir takım kurmak" bu işin en mühim tarafı. Sinema-tv.den örnek verelim: Bugün ekranda fırtına gibi esen "Deli Yürek" dizisi 13 bölüm kimselerin dikkatini çekmedi. Sessizce yol aldı ve bünyesini sağlamlaştırdı. Ancak 13. bölümden sonra yavaş yavaş zirveye doğru tırmanmaya başladı. Eh, yeni hocaları ve yenilenmiş takımları en az 13 maç affetmeliyiz. Öyle değil mi?
mkutlu@yenisafak.com
|
|
| Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim |
| İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV |
|