|
Taşçı ve doping
Büyük bir sporcu, bilinmeyen güçler tarafından sürekli şekilde hırpalanıyor, suçu: 9 kez Kırkpınar'da Başpehlivanlığı kazanmak. Kanal 7'de dün Ahmet Taşçı'yla beraber olduk: "Hayatım boyunca doping nedir ilgilenip yapmadım" dedi. Sonra lafına şunları da ekledi: "Benim doping maddelerim (bal-polen ve balık'tır).
Taşçı, alabildiğine rahatsız görüldü bana. Bakan Ünlü'nün, O'nu itham etmesi üzerine yurdumuzun çeşitli yörelerinden arayanlar olmuş. "Nedir bu? Ortada henüz aydınlığa kavuşmuş bir suç yok iken Bakan Ünlü, senin hakkında nasıl böyle konuşur?" demişler. Taşçı da buna bir anlam verememiş olacak ki bana şunu sordu: "Başpehlivanlık Kupasını aldığımda Bakan Fikret Ünlü, birkaç kez bana (Kupayı havaya kaldır) dedi. Çok yorgun olduğumu belirterek dileğini yerine getirmedim, acaba bu yüzden bana kızdı da mı bu lafları söyledi?"
Spora bu kadar harcamalar yapan Spor Bakanlığı ve Spor Genel Müdürlüğü bulunan ülkemizde bu doping merkezinin olmayışı tarif edilemeyecek ölçüde üzücüdür. Bu durumda iken Olimpiyat düzenlemeye aday olduk ve gülünç duruma düşüldü!
Yağlı güreşte ve bütün sporlarda 1980'li yıllara kadar tahrip edici, hatta öldürücü ilaçlar kullanıldı. Hipodromlarda para için yarıştırılan atlara şırınga edilen doping maddelerinin 30'da birini kullanarak atletizm pistlerine, minderlere çıkanlar oldu. 1972 yılında Fransa Bisiklet Turu sırasında ilaç kullanan bir sporcunun aniden ölmesi üzerine IOC ve Uluslararası Federasyonlar, doping tehlikesini anlayıp önlem alınmasını istediler. İlaç kullananlara ömürboyu cezalar verildi.
Spor yarışmalarında doping yapmak vicdani anlayışa, centilmenliğe aykırıdır. Ben, Ahmet Taşçı'yı centilmen ve vicdanlı bir sporcu, ekol kuran bir değer olarak biliyorum. Bu bakımdan doping yaptığını kabul edemeyip, bilinmeyen güçler tarafından boş yere hırpalandığını sanıyorum.
31.TEMMUZ.2000
|