YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

Çare: Dînî düşünceyi ihya...

Bazı yayın organları din konusuna olağanüstü merak sardılar; bulabildikleri herkese kendi kafalarına göre bir İslam anlayışını topluma dayatacak sorular yöneltiyorlar... Eh, Türkiye gibi ağzı olanın konuştuğu bir ülkede malzeme de az değil; bazı gazeteler, bu sebeple, haftalardır, tefsir, hadis, fıkıh gibi ancak meraklısıyla bu alanda eğitim görmüşün bileceği konularda bir dolu haber ve yazıyla çıkıyor...

Bu durumu yadırgamıyorum. Din eksenli konuların kendini fena halde hissettirdiği bir ortamdan geçiyoruz; bu sebeple, herkesin ilâhiyat alanında bilgi sahibi olması gerçekten gerekli... Gazeteler, konuyu daha ciddi ele alabilseler, kültür alanında kendilerinden beklenen doğru hizmeti bu vesileyle verebilirler...

Ancak, konunun ele alınışı asgari ciddiyetten yoksun. "İslâm'da reform gerekli" amacı önceden belirlenmiş, Diyanet işleri başkanlığı da reform için uygun bir araç olarak tespit edilmiş gibi... Yıllardır aynı koltukta oturan başkan, zaman içerisinde kazandığı beceriyle, medyanın hangi dilden hoşlandığını öğrendi. 'Reform' konusu ne zaman gündeme gelse aynı 'mutlu haberi' veriyor: "Çağdaş tefsir hazırlıyoruz..." Sonuncusu, Mehmet Nuri Yılmaz'ın ağzından çeşitli zamanlarda duyduğum tam üçüncü 'çağdaş tefsir' müjdesi...

İslâm'ı dilleri ve kalemlerine dolayanların bilmeleri gereken temel bir gerçek var: Din konusu ancak dinî düşünce çerçevesinde ele alınabilir; İslâm konusunda kendini hissettiren sorunlar, İslâm düşüncesi eksenli çabalarla çözülebilir... Eksik olan tefsir veya hadis üzerine 'çağdaş' çalışmalar değildir; tersine dünyanın her tarafındaki ilâhiyat ve İslâmî ilimler fakülteleri, akademiler, temel dinî bilimler alanında sayısız çalışmalar yürütüyor. Eksiklik, o temelden hareketle, İslâm'ın bugünün ortamına yansıtılmasıdır. Bu da, İslâm düşüncesi eksenli bambaşka bir çabayı, dinî düşüncenin ihyasını, gerektiriyor...

Türkiye'de İslâm düşüncesinin epeydir bir tıkanıklık geçirmekte olduğu kuşkusuz. İslâm Dünyası'nın durumu da bizden farklı değil. Daha önce, iki kutuplu dünyada, her iki ideolojinin (komünizm ve kapitalizmin) insanları mutlu edemeyeceği iddiası İslâm'ı 'her sorunu çözecek sihirli formulün sahibi bir ideoloji' olarak benimsemeye yetiyordu. Tek kutuplu ve küreselleşen dünya, kendine özgü değerler sistemiyle, İslâm düşünürlerinin bütün temel kabullerini yeniden gözden geçirmesini gerektirecek kadar köklü bir altüst oluş yaşatıyor. Sorun şu: Geleneksel ulemanın bu yeni duruma cevap bulmakta zorlandığı belli; günün ihtiyacını karşılayacak yaklaşım nereden, kimlerden gelecek?

Abant'ta bu yıl üçüncüsü düzenlenen toplantı soruya Türkiye'den verilmeye çalışılan bir cevap aslında. Değişik eğilimlerden insanlar, belli bir toprak üzerinde birarada yaşama kararlılığını ortak bir iradeye çevirmek için zemin yoklaması yapıyorlar. İki yıl önceki ilk Abant Toplantısı'nda varılan ortak iradeye bakılsın; orada 'erdemli bir toplum oluşturmaya' yönelik bir projenin ana hatları bulunacaktır.

İslâm'ın çağımıza cevap verme çabalarını Hıristiyanlığın 15. yüzyılda yaşadığı değişimle bir tutup, konuya 'reform' gözlüğüyle bakanların bir noktayı daha unutmamaları gerekiyor: Kaleme aldığı 95 ilkeyi Mainz'daki katedralin kapısına asarak 'reform hareketi'ni başlatan Martin Luther, en sıkı muhaliflerinin bile dindar kişiliğini ve ilmini sorgulayamayacağı düzgünlükte bir din önderiydi; Erasmus'tan Calvin'e -bilerek bilmeyerek- reforma destek verenler ise görüşleri bugün bile ilgiyle okunan düşünürler... İslâm'ın elbette reforma ihtiyacı yok; İslâm'ın değerlerinin günümüze taşınmasını, dayatmayla, ya da 'Müslüman' kimlikli yazarlara sayfalarını kapayan gazetelerin itmesiyle sağlamak, olmayacak duaya "min" demekten farksızdır...Her inanç sistemi, dönüşümünü, kendi dinamikleri eliyle gerçekleştirir...

Din eğitiminin yaralandığı, dindarlığın 'zararlı' görüldüğü ve İslâm'ın resmî bir kurum eliyle temsil edildiği bir ülkede, din düşüncesinin çağın getirdiği sorunlarla başetmesini beklemek muhaldir.

İşe "Nerede yanlış yapıyoruz?" diye sormakla başlayamaz mıyız? O soruyu sorduğumuz anda, belki de, İslâm'ı resmî temsilden kurtararak dini dindarlara emanet etmeyi aklımıza getireceğiz...


31.TEMMUZ.2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Fehmi Koru

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...