YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan

  Arşivden Arama

 

 

"Saltanat"ı sadece biz devirmedik ki!..

İçe-dönük yaşamak, kendimizi anlamamızı da zorlaştırır.. Bütün dünyada defalarca yaşanmış olayları göremediğimiz için, bunlardan biri bizim başımıza geldiği zaman, çok şaşırırız.. Daha da ötesi, dünyanın "güncel gerçek" biçiminde gördüğü gelişme bizde yer aldıysa, olayı abartırız.. "Mucize", veya "insanlık tarihinin dönüm noktası" falan deriz..

Mesela, Türkiye sanki 2'nci Dünya Savaşı'na katılmayan tek Avrupa ülkesidir.. Avrupa'da Franko İspanya'sının, Salazar Portekiz'inin, İsveç Krallığı'nın ve tabiî İsviçre'nin, 2'nci Dünya Savaşı'ndaki konumları, bizi pek ilgilendirmez..

Bunun gibi, bizim "Cumhuriyet"imizi kurmamız da, eşsiz ve benzersiz bir olaydır.. "Saltanattan Cumhuriyet'e geçiş, çağın benzersiz bir transformasyon hareketi" değil midir bize göre?..

Bodrum tatilinde okumak için yanıma aldığım kitaplardan biri, bir "medya-arkeolojisi" çalışması.. (The Weimar Republic Sourcebook, A. Kaes, M. Jay, E. Dimenberg, University of California Press, Berkeley 1996)

Bir bilim adamları heyeti, Almanya'nın 1'inci Dünya Savaşı'nda yenilmesinden, Hitler'in iktidara gelişine uzanan 1919-1933 arasında, Almanya'daki bütün yayınları, resmi konuşmaları ve tartışma konularını, kitaba dökmüşler... Tam 740 tane imza var kitapta.. "Yenilgi ve savaş" üzerinde, Einstein'la Freud'un 1930 tarihli yazışmaları bile var..

Kitabı okurken, bizim de (Yani Osmanlı Türkiyesi'nin) 1'inci Dünya Savaşı'nda yenildiğimizi hissettim..

"Hissettim" diyorum..

Çünkü bizim kuşağa göre, yenilginin arkasından gelen Kurtuluş Savaşı ve Cumhuriyet, bir "devam" değil, bir "başlangıç"tır..

Ama düşünün ki, 1'inci Dünya Savaşı'nda yenilen bütün monarşiler yıkılıp, yerlerine cumhuriyetler kurulmuş..

Almanya'da imparatorluk bitmiş, yerine "Weimar Cumhuriyeti" kurulmuş..

Avusturya-Macaristan İmparatorluğu bitmiş, yerine Avusturya, Macaristan, Yugoslavya, Çekoslovakya, vb. cumhuriyetler veya minik krallıklar kurulmuş.

1'inci Dünya Savaşı'nın fiili yenik tarafı Rus Çarlığı da, yerini Sovyetler Cumhuriyeti'ne bırakmış..

Yani, 1920'li yıllarda devrilip, yerini Cumhuriyet'e bırakan tek hanedan "Osmanlılar" değil.. Habsburg'lar, Hohenzol'ler, Romanov'lar da gitmiş..

Eğer o savaşta İngiltere yenilmiş olsaydı, belki Londra'ya da cumhuriyet gelirdi..

Birinci sonuç bu..

"Alman deneyimi"nin yansıttığı ikinci sonuç da şöyle..

"Dış savaş"ta yenilen ordular, sonra kendi ülkelerinde, iç politikanın istikrarı için, mevcut siyasî iktidarlara destek olmuşlar.. Mesela Almanya'da, Marksist (veya Spartakist) ihtilal girişimlerini ordu önlemiş.. Sonra Hitler'i tek başına iktidara getiren çeşitli ekonomik ve sosyal bunalımlar sırasında, Dünya Savaşı'nın yenik askerleri, hep disiplini sivil topluma taşımaya çalışmışlar.

Bir de, 1919 sonrası Almanya'sında, hep "biz neden yenildik" tatışması var..

Bu yenilginin sorumlusu olarak gösterilen kesimlerden biri de, Alman basını!..

Çünkü, Alman Genelkurmayı'nın savaş planları uygulanırken, basın ufak çarpışmaları bile "büyük zafer" diye sunmuş.. Savaş stratejisinin hedefleri saptırılıp, komutanlar basının pompası ile, hesapta olmayan hedeflere yönelmişler..

Galiba bizim de, resmi bayram mesajları dışında, toplumun büyük değişimler sırasındaki düşüncelerini ve davranışlarını incelememiz gerekiyor..

Çünkü, dünyada ne olduysa, bizde de olmuş..

ŞAKA

Rejim meselesi

Memurlar rejime karşı ise, kanun hükmünde kararname ile, memurluktan atılacakmış ya..

Bu "rejim"in içeriğinde, herhalde sadece "laiklik" yok..

"Demokrasi"ye karşı memurlara ne yapılacak? Mesela "darbecilik", acaba rejime karşı mı yoksa rejimin bir gereği mi?

Ya da "militarist laiklik", acaba nasıl değerlendirilebilir?

KORUMACILIK

Yeni dış düşman: Oto ithalatı!..

İthal otomobile talebi kırmak için, İMF güdümlü Ecevit Hükümeti, planlar hazırlıyormuş.. Buna göre mesela ithal otomobiller, İstanbul değil Van Gümrüğü'nden yurda sokulacakmış..

Ne cinlik değil mi?

Demirel iktidarda olsaydı, heyecanlanır ve 9'uncu Senfoni'yi dinlediğinde yaptığı gibi, herhalde, "İşte çağdaş uygarlık" diye bağırırdı..

Bu gümrüklerin, ithalatı kısmak için "kötüye kullanılması" ekonomide pek işlemez..

Eskiden ve özellikle 1940'lı yıllarda, ithalat hemen her konuda yasaktı.. Lüks eşya ithalatını düşünmek bile mümkün değildi..

İstanbul'lu bir işadamı, İngiltere'den ayakkabı ithal etmek için, bir yol bulmuş.. Aldığı ayakkabıların sol teklerini İstanbul gümrüğüne, sağ teklerini de İskenderun gümrüğgüne gönderip, öyle bırakmış..

Gümrükler bu terkedilmiş tek ayakkabıları, sonunda satışa çıkartmışlar.. Bizim işadamı da, ihaleye girip, iki gümrükteki "hurda ayakkabılar"ı almış.. Sonra bunları birleştirip, iç pazarda yüksek fiyatla satmış..

Bakalım İstanbul'un oto-ithalatçıları, Van Gümrüğü konusunda neler üretecekler..

Zırva kararlara, mutlaka zırva çözümler bulunur..


31.TEMMUZ.2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Mehmet BARLAS

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...