YeniSafak.com “ Türkiye'nin birikimi... ” Yazarlar

 
Ana Sayfa...
Gündem'den...
Politika'dan...
Ekonomiden...
Dünya'dan...
Kültür'den...
Yazarlar'dan
Spor'dan
Dizi...

  Arşivden Arama

  I Explorer Kullanıcıları, TIKLAYIN.

 

Yeni siyaset ve kamunun millet lehine organizasyonu...

Ayda sözü bile edilmeyecek kadar küçük taksitlerle 'Türk Mucizesi' yaratmayı vadederek otomobil kampanyası başlatan yerli sermaye grubunun çıkışının hemen ardından, ithal otomobile getirilen kısıtlılıklar arasında doğrusal bir bağ olduğunu iddia etmeden durulabilir mi? Peki her şey bu kadar basit mi? Kamu otoritesi denilen, gerekliliği tartışılmaz olan güç, bu derece bire bir çıkar ilişkilerinin yörüngesinde çalıştırılabilinir mi? Oturduğumuz yerde ister bu ilişkileri yok sayalım isterse var kabul edelim, ortaya çıkan ekonomik getirinin doğrusal oluşu, böyle ilişkileri görmezden gelmeyi saflık konumuna ötelemektedir hemen. Ve, 'dinin siyasete alet edilmesine' set çekme tartışmalarının örtüsünün altında 'siyasetin ekonomiye (ekonomi bile değil aslında basbayağı, bütün sorumluluklarından koparılmış 'çıkar'?) alet edildiği' gerçeği ile tanımlanmış bir Türkiye bir kere daha çıplaklaşmaktadır.

'Kamu otoritesi'nin bu kadar kolaylıkla yönlendirilebilmesi ise bizzat 'kamu' denilen o alanın işlevini yoketmekte ve dünyada yeniden keşfedilmeye çalışılan yönlerini ve buna bağlı olarak inşa edilmeye çalışılan yeni işlevlerini Türkiye'de gündeme girmeden yok etmektedir. Oysa, küreselleşmenin şemsiyesi altındaki devlet-sivil toplum ilişkisinin, hızla yükselen 'küresel yoksulluk' karşısındaki pasifist duruşu nedeniyle yeni bir 'kırılmaya' uğradığı şu zaman diliminde, ciddi bir 'ekonomik yoksulluk'/'siyasi yol'suzluk' problemiyle karşı karşıya olan ve devlet-sivil toplum ilişkisini kırılganlıklardan uzak bir noktada 'üretimci' bir şekilde tanımlayamayan Türk siyasetinin bu tartışmalara eğilmeye şiddetle ihtiyacı vardır.

Sivil toplumun bütün o gerekli özelliklerine rağmen, gelişmesinin doruk noktasına ulaştığı ülkelerde 'toplumsal dayanışmanın üretici mekanizması' olmak bakımından yetersiz kaldığı giderek daha çok görülmektedir. Sivil toplumun belirginleşmesinin (küresel bir değer haline gelmesinin) bir aşama öncesindeki devletçiliğin özgürlüklere set çeken ve müteşebbis ruhunu öldüren belirginliğinin zararlarını gidermek üzere sivil toplumun belirginleşmesi arzu edilen ve doğru bir stratejiydi. Fakat, sivil toplumun, ekonomik gelişmenin sosyal haklarla bütünleşmesini temin noktasında çok etkili olmadığı görülmüştür. Böyle bir etkinliği sivil toplumun kendi iç özellikleri içinden üretmenin de giderek 'kısıtlı' bir çaba olduğu görülmektedir. Bu noktada, bütün dünyada; Birleşik Krallık'tan ABD'deki Yeni Demokratlar'a, İskandinav ülkelerinden Orta Avrupa'ya kadar olan çok geniş bir alanda 'sosyal demokrat planlamacılık' ile 'yeni sağ muhafazakar-liberal piyasa radikalizmi'nin iki kutupluluğunun dışında bir yeni "kamuculuğu' keşfetme çabası içindedir, dünyanın geleceği üzerinde kafa yoranlar.

Türkiye'de buna kafa yoran veya bunun siyasi temsiline soyunan bir siyasi hareket var mıdır? Hayır. Kamunun millet lehine organize edilmesini siyasi temsile dönüştürme yerine, kamunun çıkar gruplarına uygun olarak şekillendirilmesine kupkuru bir muhalefetle karşı çıkmaktan ibaret bir siyasi hareketlilik müsveddesi vardır sadece ortada.

Birşeyin farkında olalım. Mevcut siyasi kadroların ve özellikle anamuhalefet partisinin 28 Şubat'a muhalefet biçimleri bizzat 28 Şubatçılar'ın işine yaramaktadır. Çünkü kamunun millet lehine olmayan bir tutumla organize edilmesi bu süreçte pekişmiştir ve 'millet lehine' bir siyasetin dinamiklerinin neler olması gerektiği hususunda 'şaşkın' olan başta anamuhalefet partisi olmak üzere topyekun muhalefetin pozisyonu, kendi durumlarını pekiştirmiş olan dayatmacıların gıdası olmaktadır. Ayrıca 28 Şubat'a muhalefet etmenin, kendiliğinden millet lehine bir siyaseti üretme gücüne ve yeteneğine sahip olmayacağı ana ve yavru muhalefet partileri örneğinde görülmüştür. O nedenle, siyasi pozisyonunu 28 Şubat'a karşı olmakla önceleyen bir siyasi hareket şu anda birşey ifade etmemekte, hatta tam tersi yere hizmet etmektedir. Gerçek ve yeni bir siyaset, siyasi önceliğini, kamunun millet lehine organize edilmesine vermelidir. 28 Şubat'ın bunun neresine düştüğü de 28 Şubatçılar'a bırakılmalıdır.


31.TEMMUZ.2000


Kağıda basmak için tıklayın.

Ömer Çelik

 


Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya | Kültür | Yazarlar | Spor | Bilişim | Dizi
İnteraktif: Mesaj Formu | ABONE FORMU | İNTERNET TARAMA FORMU | KÜNYE | ARŞİV

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED

Bu sitenin tasarım ve inşası, İNTERNET yayını ve tanıtımı, TALLANDTHIN Web tarafından yapılmaktadır. İçerik ve güncelleme Yeni Şafak Gazetesi İnternet Servisi tarafından gerçekleştirilmektir. Lütfen siteyle ilgili problemleri webmaster@tallandthin.com adresine bildiriniz...