T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Avrupa'nın mesajı

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Refah Partisi'nin (RP) kapatılmasıyla ilgili dâvâda kararını açıkladı. Anayasa Mahkemesi'nin kapatma yönündeki kararını, üç üyenin muhalefetine karşılık dört üyenin oyları ile onayladı AİHM. Saadet Partisi çevreleri, bir süredir, Strasbourg'dan haberin olumlu geleceği umuduyla, Necmettin Erbakan'ın siyasete dönebileceği beklentisi içindeydiler. AİHM'nin benzer dâvâlarda Türkiye'yi suçlu bulduğunu bilenler kadar onların da dün çıkan kararı 'sürpriz' buldukları anlaşılıyor.

41 sayfalık gerekçeli karar incelendiğinde, AİHM üyelerinin bir oy farkıyla sonuca ulaşırken bir hayli tereddüt ettiklerinin ipuçları alınabiliyor. Daha önce verilmiş parti kapatmayı iptal kararlarından neden bu defa farklı davranıldığının sebepleri, neredeyse her maddede, ayrı ayrı belirtilme ihtiyacı duyulmuş.

Onaylama için, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) "Herkes asayişi bozmayan toplantılar yapmak, dernek kurmak, ayrıca çıkarlarını korumak için başkalarıyla birlikte sendikalar kurmak ve sendikalara katılmak haklarına sahiptir; bu hakların kullanılması, demokratik bir toplumda zorunlu tedbirler niteliğinde olarak, ulusal güvenliğin, kamu emniyetinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlâkın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amaçlarıyla ve ancak yasayla sınırlanabilir. Bu madde, bu hakların kullanılmasında silâhlı kuvvetler, kolluk mensupları veya devletin idare mekanizmasında görevli olanlar hakkında meşru sınırlamalar konmasına engel değildir" diyen "Dernek kurma ve toplantı özgürlüğü" başlıklı 11. maddesi kullanılmış...

RP avukatlarının, aynı sözleşmenin 'düşünce, vicdan ve din özgürlüğü' (m. 9), 'ifade özgürlüğü' (m.10), 'ayrımcılık yasağı' (m 14) ve 'hakların kötüye kullanımının yasaklanması' (m. 17) ile ilgili maddelerinin göz önünde tutulması yolundaki beklentileri ise mahkemece kabul görmemiş...

Gerekçeli kararda, RP'nin mevcut siyasi ve idari yapıyı 'dinî düzen' (Şeriat) ile değiştirme niyeti, 'çok hukuklu sistem projesi' ve bazı sözcülerinin ağzından çıkan sözler özellikle vurgulanmakta. Kapatmaya haklılık da, sistemi değiştirmek için 'gerektiğinde şiddete başvurulabileceği' endişesi üzerine oturtuluyor. Hakkında AİHM'ne iptal dâvâsı açılan Anayasa Mahkemesi kararında olduğu gibi...

Karara, "Avrupa'nın çifte standardı" açısından yaklaşmak elbette mümkün. Bir başka yaklaşım ise, AİHM önünde RP'yi savunanların dertlerini yeterince anlatamamış olmasıdır; mahkemenin önüne Avrupalı yargıçları iknâ edecek argümanlarla çıkılmadığı gerçeği gerekçeli karara sinmiş görünüyor... Üç aylık temyiz sürecini, RP'liler, önyargıları tersine çevirecek bir hukuk mücadelesine dönüştürmek zorunda.

Konunun hassasiyeti, bizim bir süredir sürekli vurguladığımız bir gelişmeyle de ilgili. Türkiye, bugün, dünya sistemi açısından, İkinci Dünya Savaşı sonrası Avrupa muamelesine muhatap. Muzaffer güçler, özellikle ABD ve İngiltere, İkinci Dünya Savaşı sonrasında, Avrupa'nın siyasi sistemini, bazı ideolojileri (Nazizm, faşizm ve komünizm) yasaklayıp serpilmesinin önüne geçerek, bazı eğilimleri de törpüleyerek (Hıristiyan Demokrat partiler o dönemde kuruldu) yeniden oluşturmuşlardı. Medya bile, mevcut gazete imtiyazları yok sayılıp yeni lisanslar dağıtılarak yenilenmişti o dönemde. Türkiye'de de, bugün, benzer bir siyasi altüst oluş yaşanıyor...

Bu kararıyla 'hukukî' bir soruna 'siyasî' bir tavır belirlediği görülen AİHM'nin, Türkiye'de, siyasetin sınırlarını RP çizgisini dışlayarak çizmek istediği belli. Karar, bu açıdan, gelişmeleri global bir pencereden izleyenler için sürpriz olmadı. Sürpriz olan, belli ideolojiler dışında siyasi ortamı olabildiğince geniş tutan AİHS'ndeki geniş görüşe rağmen, Türkiye'deki siyasi alanın müthiş darlaştırılmak istenmesidir. RP'nin kendi kendisini törpüleyerek ortaya koyduğu FP örneği, AİHM'nin kararının yanlışlığının bir göstergesi oysa.

RP'nin kapatılmasını onaylayan AİHM kararı, temyiz süreci sonunda değişecek bile olsa, dünyanın hangi yöne gittiğini daha iyi algılayabilmek için global değişimleri çok yakından izlemenin şart olduğunu bir kez daha gösterdi. 'Yeni dünya düzeni' diye bilinen kavram ciddi bir 'global' proje ve özellikle Türkiye üzerinden bölgesel bir dönüşümü zorluyor. O egemen iradeyi kırmanın imkânsızlığı bir veri ise, siyasete ilgi duyanların, çizilmek istenen sınırların genişletilmesi mücadelesini başlatması gerekiyor. Bu da, ancak, RP'den çok farklı partilerin başarabileceği bir misyon.

Yenilikçi veya gelenekçi farketmez; Türkiye'nin önemli bir dönemeçten geçtiğini hâlâ göremeyenler varsa, onların işi bundan böyle çok daha zor.


1 Ağustos 2001
Çarşamba
 
FEHMİ KORU


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED