T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Artık halkın sabır taşı çatladı

Türkiye ekonomisinin "bıçak sırtında" olduğu çok kritik günlerde tartıştığımız şeylere bakın. Ülkeyi "derin kriz ortamından" çıkarabilmek için muhtaç olduğumuz "siyasi istikrar", maalesef yine siyasiler tarafından "dinamitlenerek" bir bilinmeyene doğru yönlendiriliyor.

Devletin zirvesinde "devlet krizi" var. Genelkurmay Başkanlığı, ANAP lideri ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'ın "Ulusal güvenlik bahanesiyle Türkiye'nin önünün kapandığı" sözlerine, "onurlu bir yaklaşım olarak kabul edilmesi mümkün değildir" diyerek, "onursuzluk damgasını" vuruverdi. Yani Mesut Yılmaz'a düpedüz "onursuz" sıfatı yakıştırıldı.

Bütün bunlar "bıçak sırtındaki ekonomi için ve halkımız için" büyük "sıkıntı" veriyor.

Kemal Derviş'in ve Kemal Derviş'in "patronu" Fischer'in "Ekonomi artık iyiye doğru yöneldi. İç borç sorunu da çözülüyor" gibi "moral verici" sözleriyle taban tabana zıt bir durumu gösteriyor.

Piyasalar da bu "tartışmalara" yönelik olarak kendi tavrını alıyor. Borsa düşüyor, döviz yükseliyor. Ekonomideki "iyileşme" umudu, sorumsuz siyasilerimiz nedeniyle bir kez daha yitip gidiyor.

Genelkurmay Başkanlığı'nın açıklaması öyle sanıldığı gibi sadece ANAP lideri ve Başbakan Yardımcısı Mesut Yılmaz'a cevap değil, hükümeti de "ağır ithamlar" altında bırakıyor.

  • Ekonomi iflas noktasına gelmişse

  • Ekonomiyi bu hale getirenler hakkında en ufak bir işlem yyapılmıyorsa

  • Milli ve ahlaki değerler aşındırılmışsa

  • Soygun düzeni adeta normal bir davranış haline gelmişse

  • AB'ye girmeyi hedefleyen bir ülkede Ortaçağ'ı hedefleyen zihniyetler devlet kadrolarında bile yer alabiliyor ve buralara özenle yerleştiriliyorsa

  • Ülke içinde siyasi istikrar, kişisel ihtiraslar nedeniyle bir türlü sağlanamıyorsa....

    diye devam eden Genelkurmay bildirisi, hükümetin "güvensizliği" konusunda yeni bir merhale kaydediyor.

    Bu hükümete "inanan ve güvenen", hükümet üyeleri de dahil kimse kalmadı.

    Peki nasıl oluyor da bu hükümet hâlâ ayakta kalabiliyor?

    İşte bu sorunun cevabı da Başbakanlık önüne tankeriyle gelip protestoda bulunan Kazım Gemalmaz'ın eşi Nihal Gemalmaz tarafından veriliyor: "Her şeyi gırgıra vururdu. Daha geçen akşam, 'Sesimizi duymuyorlar, işsiz, açız, umurlarında değil. Hiçbir şey yapmayız zannediyorlar. Tepki göstermek lazım bunlara' demişti. Ben ve misafirlikte olduğumuz arkadaşlarımız şaka yaptığını zannetmiştik. Son günlerde, sıkıntısını iyice belli ediyordu. Çocuklarımızın sesine bile dayanamaz olmuştu"

    Hiçbir şey hükümetin umurunda değil. Başbakan'ın önüne "yazarkasa" fırlatılıyor, Başbakan bunu gayet "olağan" karşılıyor. Bir müddet sonra da "Sosyal patlama olma. Türk halkı sabırlıdır" diyebiliyor.

    Bu durumda sabır taşı olsa çatlar. 7 milyar lira borcunu ödeyebilmek için tankerini 2 ay galeri galeri gezdirip satmak istiyor ama "piyasalarda yaprak kımıldamadığı" için satamıyor. Bunaldıkça bunalıyor ve "Kazım Gemalmaz'ın sabır taşı" çatlıyor. Türkiye'de daha nice sabır taşı çatlamak üzere olan Kazım Gemalmazlar var.

    Gazeteler kriz yüzünden boşanan aileler, borcunu ödeyemediği için intihara kalkışan insanların haberleriyle dolu. İşinden aşından olan insanlar bir de "borç batağına" düşmüşlerse her çeşit çılgınlığı yapacak hale geliyorlar. Ne yazık ki başımızdakiler de "Türk halkı sabırlıdır, sosyal patlama olmaz" diyerek olayı sorumsuzca seyrediyorlar.


  • 9 Ağustos 2001
    Perşembe
     
    CAN AKSIN


    Künye
    Temsilcilikler
    ReklamTarifesi
    AboneFormu
    MesajFormu

    Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
    Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
    Bilişim
    | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
    Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
    © ALL RIGHTS RESERVED