|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Mesut Yılmaz'ın, Anap kongresinde yaptığı konuşmanın yankıları sürüyor. Özellikle "Ulusal Güvenlik" hakkında söylediklerine Genelkurmay'dan sert tepki geldi. Genelkurmay'ın açıklaması duyulduğunda, Mesut Yılmaz Başbakanlık'ta bulunuyordu. Sonra 'konut'una geçti. Habercilerin açıklamalarına göre partisinin 'kurmaylarını' topladı. Burada bir parantez açıp, yine 'kurmaylar' lafına takıldığımızı hatırlatalım. Sivil partilerde askerî bir mertebe olan 'kurmaylık' niye kullanılır? Askerliğe özenmekten mi, başka bir söz bulamamaktan yani kelime kıtlığından mı? Her neyse... Konuta gelenler Bülent Akarcalı, Yılmaz Karakoyunlu, Yaşar Okuyan gibi Anap'ın önde gelen isimleri. İçeriden ilk çıkan Bülent Akarcalı'ya kapıda bekleşen muhabirler soruyor: - Genelkurmay'ın açıklaması gündeme geldi mi? Nasıl bir karara vardınız? "Hayır" diyor Akarcalı. "O konu hiç gündeme gelmedi." Gel de inan! Adam bir konuşma yapıyor, gündem değiştirecek, manşetlere taşınacak derecede önemli... Ardından Genelkurmay' dan sert bir cevap geliyor... Konutta toplantı düzenleniyor ve "o konu" hiç gündeme gelmiyor yapılan toplantıda. Hani çocuklar kendi aralarında derler ya: "Yalancının...?" Varsayalım öyle oldu. İnandık diyelim. "O konu" ile ilgili açıklamanın perşembe günkü toplantıdan sonra ve tıpkı Genelkurmay'ın açıklaması gibi "yazılı" olarak yapılacağını nasıl kararlaştırdınız? Başörtülü resim
2 Ağustos tarihli Star gazetesinin ikinci sayfasında 'American Green Card' kampanyası ile ilgili yazıda "Başörtülü bayanların bu şekildeki resimleri ile müracaatlarının kabul edilmeyeceği"ni gören okurumuz Hüseyin Yıldızer, aynı gün George W. Bush (Beyaz Saray)'a "Bu nasıl özgürlükler ülkesi ve bu nasıl insan haklarına saygı?" diye bir e-mail atmış. Anında bir cevap gelmiş. Konuyla ilgileneceklerini sonra bilgilendireceklerini söylemişler. Hüseyin Bey, bununla yetinmeyip Ankara Amerikan Büyükelçiliği'nin internetteki sitesinde (http://www. usemb-ankara.org.tr/ CONSULAR/IVDV 03T.HTM) başörtülü resmin kabul edildiğini (o kadar ki bunun için özel madde koymuşlar) yazan maddeyi okuyunca; onlara bir özür mesajı göndermiş. Marlboro
Marlboro firması ilk kurulduğunda, işleri çok kötü gidiyormuş. Şirket iflasın eşiğinde iken bir adam gelmiş, "Satışları bir ayda üç katına çıkarırım ama bunun karşılığında, şirketin yarısına ortak olurum; yok çıkaramazsam ömrümün sonuna kadar fabrikada bedava tütün sararım" demiş. Marlboro'nun sahipleri zaten çıkmazdaymış, "Bir haftaya kalmaz batacağız, kaybedecek neyimiz var ki?" diyerek kabul etmişler teklifi... Adamın bunlardan tek isteği binlerce boş Marlboro kutusuymuş. Zaten depoda milyonlarcası varmış, talebini karşılamışlar hemen. Sonra bizimki, bütün paketleri tek tek ezmiş ayağıyla, gece yarısı 24.00'ten sonra da hepsini uçaktan bütün Amerika'nın üstüne atmış. Sabah millet uyanınca bir bakmış ki her tarafta boş Marlboro paketleri. "Yahu, bu sigara bu kadar çok içildiğine göre, vardır bir hikmeti" diyerek sigara bayilerine akın etmişler. Şirket o ay üç değil, beş katı satış yapmış. Tabii bizim adam da şirketin yarısına ortak olmuş. O kişi kimmiş biliyor musunuz? Philip Morris. (Koç'a tavsiye: Tofaş otoların çok satmasını istiyorlarsa, uçaktan memleketin üstüne bol bol otomobil atsınlar.) Kaçış yok
Amerika'da iki şeyden kaçış yoktur derler.
MKYK
Siyasî partilerde bulunan "Merkez Karar ve Yürütme Kurulu" kısaltıldığı zaman MKYK oluyor.
BAŞI KİPPALI MUSEVİLER'E GÖSTERDİĞİNİZ SEVGİ VE SAYGIYI BAŞI KAPALI OLANA DA GÖSTERİN.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |