|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Son on yılda ortaya çıkan gelişmeler, bütün dünyada ekonomik, sosyal, siyasal, kültürel ve teknolojik alanda köklü dönüşümlere yol açtı. Bunun sonucu komünizmle noktalanan Marksizm gibi, emperyalizmle sonuçlanan Kapitalizm de öldü. Artık dünyada sağ ve sol değil, ak ile kara hesaplaşıyor. Aslında bu ulusal ve uluslararası yarışma değişik isimler altında ilk insandan bugüne kadar devam edip geldi. Başka adlandırmalar altında da 'Kıyamet'e kadar da devam edecek. Bütün dünyada ekonomik, siyasal ve kültürel hayatın dinamizmi sözkonusu hesaplaşma ve yarışmadan kaynaklanır. "Ak" ile "Kara"nın karşılaşmasının bittiği yerde, ister özel, ister kamu, isterse siyasi olsun bütün örgütler canlılığını yitirir. Canlılığın olmadığı yerde de değişim ve dönüşüm olmaz. Yönetim uzmanı Charles Perrow, örgütsel yapıda aydınlığın güçleriyle karanlığın güçlerinin kıran kırana nasıl çatıştığını anlatır. Ona göre, örgüt teorisinde, karanlığın güçlerini Mekanik Yönetim Okulu temsil eder. Bu okulun öncüleri, örgütleri bir makina gibi görür. Sözkonusu örgütlenme biçimi, herşeyden önce merkezi bir otoriteyle birlikte katı bir hiyerarşi ve işbölümüne dayanır, örnek modeli de ordudur. Son yüzyılda yönetim literatürüne giren Beşeri İlişkiler Okulu ise, aydınlığın güçlerini temsil eder. Bu okulun mensupları makinadan çok insana önem verir. Onların önerdikleri örgüt yapılarında güven ve şeffaflıkla, yetkilerin dağıtımıyla birlikte özgürlük büyük ağırlık taşır. Thomas J. Peters ile Robert H. Waterman'ın "Mükemmel Arayış"ı insana önem veren Beşeri İlişkiler Okulu'nun yirminci yüzyıldaki hamlesini anlatan önemli bir kitaptır. Bu kitapta örgütler arasında aydınlığın güçleriyle karanlığın güçlerinin çatışmasında, kusursuzluğu aramanın yol ve yöntemi, dünya gücü olmuş şirketlerden alınan örneklerle ayrıntılı bir biçimde tartışılır. Türkiye'de ticari örgütlerde olduğu gibi, siyasi örgütlerde de aydınlığın güçlerinin hesaplaşması giderek hız ve yoğunluk kazanıyor. Siyasi alandaki hesaplaşmada, aydınlığın güçlerinin safına hafta başında Tayyip Erdoğan'ın yorulma bilmez gayretleriyle kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi de katıldı. AKP "Aydınlığa açık, karanlığa kapalı" siyaset anlayışıyla, Türk siyasi hayatına yeni bir misyon ve yeni bir vizyon getiriyor. Yeni partinin misyonu: Karanlığın güçlerine saldırmak yerine yeni bir ampul yakarak, ekonomik, siyasal ve kültürel ortamı şeffaflaştırmak. Vizyonu ise ekonomiden dış politikaya kadar her alanda glokal olmak. Başka bir deyişle: Lokal kalıp, global düşünmek. Her yeni düşünce akımı gibi, AKP de yeni kavramlar, yeni misyonlar, yeni vizyonlar, yeni söylemler, yeni yüzlerle geliyor. Doç. Dr. Murat Mercan, Dr. Hilmi Güler, Bülent Gedikli, Cüneyd Zapsu, İbrahim Özal, Reha Denemeç, Murat Yalçıntaş ve Ali Babacan yeni isimlerden ilk aklıma gelenler. Reagan, Thatcher ve Özal iktidar olduklarında teorik temelleri ve uygulamaya dönük esasları ayrıntılı olarak araştırılmış örnek bir modelleri yoktu. Şimdi AKP'nin "benchmarking" yapabileceği dünyada başarılı örnekler var.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |