T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Çalıyı dolanmakla iş bitiyor mu?

Bir defaya mahsus olmak üzere köpeğe dalanmamak için çalıyı dolanmak gerekiyorsa, aslında ortada mesele de yoktur, çalıyı dolanmanın sakıncası da.. Fakat o köpek oraya seni çalıyı dolanmaya mecbur etmek üzere konulmuşsa ve sen her defasında o köpek orada duruyor diye çalıyı dolanmak zorunda kalıyorsan, ortada bir mesele vardır ve bu mesele senin her defasında çalıyı dolanmanla halledilebilecek türden bir mesele de değildir.

Bu durumda çalıyı her dolanışında; "İte dalanmaktansa çalıyı dolanmak yeğdir" diye düşünen biri, karşısına çıkartılan meseleyi görmezlikten gelmenin ötesinde, mesele çıkartanların zorbalığına boyun eğdiğini ve boyun eğmek zorunda kaldığını göstermiş olur. Çalıyı dolanmakla ite dalanmayı bertaraf edemediğini, bilakis her defasında, ite başka bir yönden dalandığını ve bundan kurtulamadığını da ortaya koymuş olur.

Durum, bana değmeyen yılan bin yaşasın anlayışından da beterdir. Çünkü sana değmeyen yılanın hiç olmazsa pasif bir konumda bulunduğunu farzedebiliriz. Çalıyı dolanmayı yeğleyen birinin aslında şöyle düşünmesi tavsiye edilebilir: köpekten sakınmak için önünde ya dolanacak bir çalı olmayaydı n'olacaktı! Veya itin sahibi bir gün çalıyı da ortadan kaldırarak onu itle doğrudan karşı karşıya bırakıverseydi! Bu durumda iti görmezlikten gelmek mümkün olmayacağına göre, onunla başa çıkmanın yolları aranacak değil miydi? Oysa durum, zaten baştan beri böyle değil midir? Ama çalıyı dolanmayı yeğleyen kişi, bu durumu sürekli göz ardı ederek meseleyi hallettiğini farzediyordu. Meseleyi görmezlikten gelmek, tabiî ki onu halletmek demek değildir.

Despot yönetimler atında, insanların her defasında çalıyı dolanmaya mecbur bırakılmalarına rağmen, bu duruma meydan okuma cesaretini gösterenlere acaba niye rastlanmıyor? Bunun görünen bir cevabı var: çünkü herkes, çalıyı dolanmak zorunda bırakıldığını kendinden bile gizleme temayülünün yanında, herkesin çalıyı dolanmak zorunda kaldığı bir yaşama düzeninde, bunun da bir tür yaşama biçimi olduğunu düşünmeye başlıyor. Oysa bir meydan okuma tavrı, birdenbire herkesin meydan okuma tavrını göstermesine yetecektir. Fakat çalıyı dolanmanın doğal düzen sayıldığı bir yerde bu nasıl mümkün olacaktır? İşte bütün mesele...


19 Ağustos 2001
Pazar
 
RASİM ÖZDENÖREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED