|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Haber'e bakın:"Ekonomiden sorumlu Devlet Bakanı Kemal Derviş, Kombassan ve İhlas Gazetecilik'in teşvik isteği üzerine Başbakanlık ve istihbarat birimlerine bir yazı yazdı. Gelen yanıtta, Petlas'ın büyük ortağı Kombassan'ın Milli Görüş yanlısı kişiler, İhlas Gazetecilik'in ise Nakşibendi kökenli Işıkçı kesimin kontrolünde olduğu bildirildi." Haberin bu kısmına diyeceğimiz yok. Devlet teşvik vereceği şirketi elbette ki araştıracak, soruşturacak. Güvenlik açısından da inceleyecek. Bu noktada sivil ve askeri istihbarat örgütlerine sorması da elbette ki yadırganmaz. Gazetelere yansıdığı kadarıyla istihbarat raporları Petlas'ın Milli Görüşçüler'in, İhlas'ın da Işıkçılar'ın elinde olduğunu belirtiyor ama Milli Görüşçülüğün ve Işıkçılığın suç olduğunu söylemiyor. Hükmü karar merciine bırakıyor. Doğrusu da budur. İstihbarat örgütü ne hakimdir ne kanun koyucu. Şimdi hükümet bu bilgiler ışığında teşvik verip vermeyeceğini kararlaştıracak. Ve dananın kuyruğu da orada kopacak. Eğer hükümet işi bilmedikleri, yönetimde beceriksiz oldukları ve krediyi yerinde değerlendiremeyecekleri kanaatine sahip olduğu için bu iki şirkete teşvik vermeyi reddederse buna da itirazımız olmaz. Ammaa, Işıkçılığı ve Milli Görüşçülüğü gerekçe göstererek bu şirketlere teşvik vermezse işte o zaman itiraz ederiz. Bu yazıyı da bu iki görüşü tehlikeli gösterip hükümeti olumsuz yönde teşvik eden medyanın yayınlarından ötürü yazıyorum. Bakanlık güvenlik soruşturması bağlamında iki şirket hakkında görüş istemiş ve gelen görüşte bunların birinin Milli Görüşçü ötekinin Işıkçı olduğu belirtilmiş ya, medyada yeşil sermayeye teşvik yok şeklinde haberler ve yorumlar yayınlanmaya başladı. Henüz hükümet karar vermiş değil ama medya hükümeti aleyhte karar vermeye teşvik ediyor. İşte bu mantık bölücü mantığıdır. Devletin ve milletin bölünmez bütünlüğünü tehdit eden bir mantıkdır. Milleti din, dil ve sınıflara ayırmak isteyen bir mantıktır. Medyanın yayınlarına bakınız; Başbakan, Cumhurbaşkanı ve öteki yetkililer devlet olarak resmen yine bir dînî ekol olan Alevilik kutlamaları için Hacı Bektaş'a gidiyor, medya bunları alkışlıyor, ama ortada dînî bir tören yok, işyerlerinde dînî bir görüntü yok sadece sahipleri Milli Görüşçü oldukları için Petlas'a teşvik verilmemesi gerektiği yazılıp çiziliyor. Nedenmiş? Çünkü onlar Milli Görüşçüymüş! Peki Milli Görüşçülüğün nesi ve neresi suç unsuru? Orası meçhul.. Birilerini kafasında onlar suçlu. Kimi öldürmüşler, nereyi bombalamışlar, hangi bankayı soymuşlar, var mı ortada böyle bir somut suç? Yok. Aksine Milli Görüşçüler bugün bile yerel yönetimlerde millete destanlar yazacak hizmetler veriyorlar. Milli Görüş'ü tanımak isteyenler RP ve FP belediyelerinin yaptıklarına baksınlar, hizmet mi etmişler yoksa devleti yıkmaya yönelik örgütlenmeye mi gitmişler. Hayır. Milli Görüşçüler, tek cümleyle devletini ve milletini en çok seven insanlardır. Teşvik konusu Petlas'a dönecek olursak. Petlas üretimi durmuş bir fabrikaydı. Özelleştirme kapsamında Kombassan satın aldı ve bu stratejik önemi bulunan fabrikayı çalıştırmaya başladı. Üretime geçirdi. Allah korusun yarın bir savaş çıksa ve Kıbrıs savaşında olduğu gibi Batı bize ambargo uygulasa, uçaklarımız lastik sıkıntısıyla uçamaz hale gelirler. Petlas fabrikası uçak lastiği de üretecek kapasitede Türkiye'nin tek fabrikası. Zaten kurulurken bu amaçla kurulmuştu ama beceriksiz iktidarlar işletemedi, geldi Kombassan bunu çalıştırıyor. Şimdi kalkmışlar bu hayati önemi haiz fabrikaya sahipleri Milli Görüşçü diye teşvik verilmesin yayını yapıyorlar. Milli Görüşçüler en az teşvik verecek bakanlar kadar en az istihbarat raporu hazırlayanlar kadar ülkelerini ve devletlerini seven insanlardır. En az diyorum çünkü Milli Görüşçüler bana göre, hem o politikacılardan hem de aleyhte yayın yapan basın mensuplarından daha vatanperver insanlardır. Milli Görüşçü tarikatçı dedikleri insanlar devletin 2 gün sonra ancak ulaştığı deprem bölgesine birkaç saat sonra bütün imkanlarıyla yetişen hamiyyetli insanlardır! Başka bir nokta daha var ki gerek Milli Görüşçülük gerekse Işıkçılık dindarların devletle en fazla barışık olan ve en şeffaf olan iki kesimidir. Her şeyi devletin denetiminde olan yapılanmalardır. Daha da önemlisi devletin yanında olan anlayışa sahiptirler. Milli Görüş planıyla programıyla ve icraatlarıyla devletin yanında olduğunu ispat etmiştir. Işıkçı diye tanımlanan kesim de -Türkiye gazetesinin büyüme trendinde bizzat Sayın Enver Ören'in kalemiyle- büyüme sebeplerini açıklarken, "Biz artık devletin yanındayız" demiş ve bugüne kadar gelen bütün hükümetlerle iyi geçinmiş bir kesimdir. Zaten ortada "Işıkçılık" diye dînî bir tarikat da yoktur. Sadece Hüseyin Hilmi Işık'a atfen bu grubu Işıkçı deniyor ki, Hüseyin Hilmi Işık da köken itibariyle emekli bir albaydır ve bugüne kadar da devlet ile hiç ters düşmemiştir. Şimdi kalkıp böylesine devletine sadık insanları tehlikeli görerek teşvikten men etmek ne adalete ne hukuka ne insanlığa ne devlet adamlığına hiçbir şeye sığmaz. Hele onları teknik kusurları yerine üstün meziyetleri olan dindarlıklarını bahane ederek tehlikeli görmek bütün dindarları potansıyel suçlu gibi görmektir ki bu hiçbir zaman kabul edilemez. Kombassan'ı ve İhlas'ı işletmecilik açısından eleştirirseniz bu tartışılabilir ama Milli Görüşçü ve Işıkçı diyerek onların dindarlığını suç unsuru gibi gösterirseniz bundan bütün dindarlar rencide olur, devleti de bu istikamette yönlendirirseniz siz bölücü olursunuz! Not: Petlas konusundaki vatanperver tavırlarından dolayı Devlet Bakanı Sayın Ramazan Mirzaoğlu'nu kutlarım.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |