|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Şu 21 Ağustos'taki Milli Güvenlik Kurulu Toplantısında, herşey, ama "herşey" açıkça konuşulup, tartışılmalı.. Mesut Yılmaz'ın "Ulusal Güvenlik" konusundaki iddiaları ve suçlamalarına da, "Genelkurmay"cılar, cevap vermeli.. Genelkurmay'ın, siyasetçilere ve Mesut Yılmaz'a yönelttikleri suçlamalara da, mutlaka neşter vurulmalı.. Hatırlayalım mı, "Genelkurmay Açıklaması"ndaki iddiaları?. -Ekonomi iflas noktasına gelmişse.. -Ekonomiyi bu hale getirenler hakkında en ufak bir işlem bile yapılmıyorsa.. -Soygun düzeni adeta normal bir davranış haline gelmişse.. -Ülke içinde siyasi istikrar, kişisel ihtiraslar nedeniyle bir türlü sağlanamıyorsa.. Evet.. Eskisi gibi olmayalım.. "Mahallenin ayıbıdır" diyerek, toplumsal hayatımızı topyekûn bir fiyaskoya dönüştüren "ayıplarımız"ı, yine ört-bas etmeyelim.. "Ulusal Güvenlik" kavramını abartarak yorumlayan "Cumhuriyet Muhafızları", Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğini, hangi aşamalarda sabote ettiler? Bunları somut biçimde koysun ortaya Mesut Yılmaz.. Ayrıca, "Kıbrıs konusunda" ve "Güneydoğu Sorununda", Genelkurmay'dan hangi noktalarda farklı düşündüğünü de anlatsın.. Parti kapatmalarında, HADEP'lilerin tutuklanmalarında, şimdiye kadar olan suskunluğunu bozsun Mesut Yılmaz.. Hatta son söyledikleri ile yaptıkları arasındaki tutarsızlıkları da öz-eleştiriye tabi tutup, sıkı bir "28 Şubat tahlili" yapsın ANAP Genel Başkanı.. Genelkurmay'cılar da, yazılı olarak bildirdiklerini, delilleriyle sunsunlar, "seçilmiş siyasetçiler"e.. -Ekonomiyi kim, nasıl iflas noktasına getirmiş? -Soygun düzeni neden normal bir davranış haline gelmiş? -Kimlerin kişisel ihtirası, siyasi istikrara engel oluyormuş? -Kimler, üzerlerine düşen sorumlulukların ve görevlerin gereğini yapmak yerine, başkalarına saldırarak, sorumluluktan kaçıyor? Eğer, Mesut Yılmaz ile Genelkurmay arasındaki gerginlikten olumlu bir sonuç çıkması isteniliyorsa, 21 Ağustos'taki MGK toplantısı da, gerçekçi ve yürekli olmalıdır.. Aksi halde, 60-70 yıl önceki sorunları çözümsüz olarak 2000'li yıllara aktaran ve bunlara yeni sorunlar eklemeyi de, "Devletin Ciddiyeti" biçiminde sunan orta-oyunu, devam eder.. Hepimiz, bu bitmeyen kısır-döngünün ve çaresizliklerin içinde yaşamaktan bıktık.. Herkesin bilip, konuştuğu ama resmi yaşama intikal etmeyen ayıplar, ekonomiyi de, istikrarı da, güven duygusunu da "sürekli kriz ortamı"nda tutuyor.. Biraz yürekli, açık ve çözücü olmayı deneyelim.. Kaybedecek neyimiz kaldı ki? Baksanıza, bir TL., bir ABD Dolarının 1,5 milyonda biri işte.. Ve 2 milyon Türk, ABD'ye göçmek rüyası görüyor.. ŞAKA
Doğru bir yaklaşım!.
105 yaşına basan İngiliz'e, gazeteciler sordular..
CANIM TÜRKİYEM
Depremciler de alanı genişletiyor!.
Bu deprem uzmanları da, sonunda Türkiye'ye uydular.. Ünlü Prof. Ahmet Mete Işıkara'nın son demecini okudunuz mu? -Avrupa Yatırım Bankası'ndan verilen 600 milyon Euro'luk deprem kredisi, esnafa verilmeli.. Esnaf çok sıkıntıda.. Umarım Derviş, bu konuya el atar, demiş.. Önce, depremi yorumladı uzmanlar.. Sonra, muhtemel depremlerin nereleri vuracağı konusunda kehanette bulundular.. Sözleri daha etkili olsun diye, deprem şiddetini ifade eden rakamları, açık artırmaya soktular.. Arkasından "tedbir alınmalı" diye uyarılar yaptılar.. Baktılar ki, ne devlet, ne toplum fazla aldırmıyor.. "17 Ağustos" depremi de, ancak yıldönümlerinde hatırlanıyor.. Şimdi, dış kredilerin esnafa verilmesine girmiş durumdalar.. Bakarsınız, ileride "dalgalı kur" konusuna da girerler.. Biz de 1960'ların başında, üniversite gençliği olarak, deprem uzmanlarının durumundaydık.. Öğrenci dernekleri olarak, ders kitaplarının yokluğundan, kantindeki yemeklerin kalitesiz ve pahalı olmasından yakınırdık önceleri.. Baktık ki, üniversiteyle doğrudan ilgili sorunlar çözülmüyor.. Bari "ülke sorunlarına girelim" dedik.. Bölünüp, değişik partileri tuttuk.. Bu da fayda etmedi.. Bunun üzerine, ideolojik bölünmelere girdik.. Bir bölümümüz sağ veya sol eylemci oldu.. Pek çok arkadaşımız öldürüldü.. Sorunlar çözülmediği için, üniversite gençliği hala problemli.. 40 yıl önceki açmazlar, yine gündemde.. Bakarsınız ileride deprem uzmanları da bölünür, ideolojik eylemlere falan karışırlar.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |