T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Irak tartışması…

Başbakan Bülent Ecevit'in Amerika ziyaretine iki hafta kala, Türkiye'nin 'en ağırlıklı' isimlerinden, Irak'a karşı düzenlenecek bir Amerikan harekatına karşı 'yüksek itiraz sesleri' çıkmaya başladı. Raslantı mı, yoksa Amerika'nın anti-Saddam girişimlerine her zaman soğuk bakmış ve bunu dile getirmiş olan Bülent Ecevit'in Washington'da 'elini güçlendirmek' amaçlı çıkışlar mı; bunu kolay kestirilemiyor.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu, 'Irak'a Amerikan askeri harekatına hayır' sesi verenlerin arasında ön aldı. Kıvrıkoğlu, böyle bir harekatın sonucunu 'Irak'ın bölünmesi' olarak belirledi. Ayrıca, Newsweek dergisinde yer alan bir haberdeki 100.000 kişilik Amerikan kara gücünün yeterli olamayacağını, Körfez Savaşı'nda 500.000 Amerikan askerinin bölgeye yığılmış olduğuna dikkat çekerek, işaret etti.

Yani, Genelkurmay Başkanı'na göre:

1. Irak'taki Saddam rejimini devirmek için Amerika'nın yüzbinlerce askeri bölgeye getirmesi şart ve bunun dışında herhangi bir askeri harekatın sonuç alabilmesi mümkün değil;

2. Eğer, Irak'a bir Amerikan askeri harekatı sonuç alacak etkinlikte gerçekleşirse, Irak bölünür ve Kuzey'de Türkiye'nin kabul etmeyeceği bir 'bağımsız Kürt devleti' kurulur.

Hüseyin Kıvrıkoğlu'nun 'Türkiye'nin Irak'a yönelik bir Amerikan askeri harekatını arzu etmemesi'ne ek olarak, bunun 'yanlış' olacağına ilişkin dikkati çektiği husus, 'Arap dünyası, İran ve Rusya'nın da buna karşı çıkacağı'…

Genelkurmay Başkanı'nın yanısıra Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de, Katar Şeyhi Hamad bin Halife el-Thani ile görüşmesinin ardından, Türkiye'nin Irak'a karşı bir Amerikan harekatını arzulamadığını yeterince açık biçimde ortaya koydu.

Dahası, bu gibi konularda fikir beyan ettiğine pek raslanmamış olan TÜSİAD Başkanı Tuncay Özilhan da, Irak'a yönelik bir harekata Türkiye'nin göreceği 'ticari zararlar'ın altını çizerek karşı çıktı.

Yani, Bülent Ecevit'e, iki hafta sonra Başkan George W.Bush'un karşısına oturacağı vakit, elinde 'askeri Türkiye' ve 'iş adamlarının Türkiye'si' ve Ecevit'le arasının her vakit iyi olmadığı bilinen 'Türkiye Cumhurbaşkanı'nın 'ortak pozisyonu' bulunacak.

Irak konusu, esas olarak, Amerikan yönetimi içinde çeşitli kanatlar arasında hararetli bir tartışmaya vesile. Irak'a (daha doğrusu Bağdat'taki Saddam Hüseyin rejimini devirmeye) yönelik bir askeri harekata girişilmesine dair bir 'Amerikan kararı' söz konusu değil. Söz konusu olan, bu konudaki hararetli tartışma. Ve, bu tartışma Amerikan basınının sayfalarına yansıyor.

Son günlerde ardarda Irak'a Amerikan saldırısının 'yanlış olacağı'na ilişkin yorumlar yayınlanıyor. Bunlardan sonuncusu, dünkü Washington Post gazetesinde Philip Gordon ve Michael O'Hanlan imzalarıyla yayınlandı. Her ikisi de Brookings Institution adlı etkili think-tank'ın mensupları. Philip Gordon, Clinton döneminde Ulusal Güvenlik Kurulu'nda idi ve Türkiye'yle ilgiliydi. 'A Tougher Target' (Daha Zorlu bir Hedef) başlıklı ve 'Afganistan modeli savaş Irak'a pek iyi uygulanamaz' alt başlıklı yazıda, Kıvrıkoğlu'nun yaklaşımı daha da ayrıntılı rakamlarla dile getiriliyor.

İki yazar, 'askeri analiz'de Saddam'ın 'duvara sıkışınca, İsrail, Kuveyt, Türkiye ve Suudi Arabistan'a karşı kitle imha silahlarını sivil hedeflere yönelik' biçimde kullanabileceğine de değiniyorlar.

Bir süre önce, Henri Barkey, hem Washington Post'da, hem de Los Angeles Times'da, Irak'ın Afganistan farklı olduğuna değinen ve Irak'a Amerikan saldırısına karşı çıkan yazılar yazmıştı.

Yani, Amerika'da Irak'a saldırıyı desteklemeyen ve yabana atılmaz rasyonel argümanlar sıralayan yazıların adedi, Saddam'ın bir askeri harekat ile devrilmesi gerektiğini savunan yazılardan daha az değil.

Ancak, dikkat çeken bu 'eleştirel yaklaşım'ın daha ziyade Demokrat eğilimlilerden geldiği. Cumhuriyetçiler, Clinton'un Irak politikasını Saddam'ı ayakta tutmaya yol açtığı için yerden yere vurmuşlardı. Şimdi onlar iktidarda ve Irak'ta askeri harekata karşı çıkan Demokrat eğilimli düşünürlerin etkisi, bu nedenle, nisbeten zayıf.

Asıl önemlisi, Cumhuriyetçiler içinde bu konudaki görüş ayrılıkları. Tartışma, Cumhuriyetçiler arasındaki şekliyle Türkiye'yi de etkileyecek boyutlarda sürüyor. Sezer'in, Kıvrıkoğlu'nun ve bizzat Ecevit'in bu konudaki görüşleri ve çıkışları, bu çerçevede, Cumhuriyetçiler arasındaki tartışmada taraflardan birinin diğerine karşı 'argümanlarını' güçlendirmesine yarayabilir. Dolayısıyla, son günlerde Ankara'dan Irak konusunda yükselen sesleri:

1. Ecevit'in eline Washington'da koz vermek;

3. Washington'daki Amerikalı taraflardan birinin elini güçlendirmek amaçlı olarak da anlayabiliriz.

Bununla birlikte şu iki sorular yerli yerinde duruyor ve duracak:

1. Türkiye'nin esas kaygısı, Saddam Hüseyin'in devrilmesinden ziyade Irak'ın parçalanması yani bir bağımsız Kürt devletinin ortaya çıkması olduğuna göre; eğer Irak'ın toprak ve rejim bütünlüğü güvencesi verilse dahi, Türkiye, Saddam'ı devirmeye yönelik bir Amerikan saldırısına karşı çıkacak mı?

2. Amerika, Saddam'ı yıkmak üzere harekete geçmeye kesin karar verirse, yani Washington'da taraflardan biri bu konuda kesin ağır basarsa; Türkiye için Kuzey Irak'ta bağımsız Kürt devletini önlemenin yolu, harekata karşı durmak mıdır, yoksa harekatta aktif rol almak mı?

3. Amerika, Irak'ın parçalanmayacağı güvencesini verdiği ve Saddam sonrası Irak'ta Rusya'ya 'petrol imtiyazları' tanıdığı takdirde, Arapların önemli bir bölümünün 'nötr' tutumunu ve Putin Rusya'sının desteğini elde ederse; Türkiye'nin tavrı ne olacaktır?

Ayrıca, unutmamak gerekiyor ki, Cumhuriyetçiler, en az üç yıl daha iktidardalar ve bu bakımdan Saddam'a karşı harekat ihtimali, olmamasından daha fazladır...


27 Aralık 2001
Perşembe
 
CENGİZ ÇANDAR


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED