|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Önceki gün (25 Aralık 2001) çıkan 'Rakı ve peçe üzerine' başlıklı yazım, adlarını vermediğim halde, yoruma konu olan iki bakanın tepki vermesine yol açtı. İçişleri bakanı Rüştü Kazım Yücelen basın ve halkla ilişkiler müşavirliği aracılığıyla bir 'basın açıklaması' gönderirken, turizm bakanı Mustafa Taşar, yazımla ilgili tepkisini bana hitaben yazdığı mektuba döktü. Konu gerçekten önemli olduğu için açıklamalarına burada yer veriyorum. Önce 'rakı' olayı ile ilgili içişleri bakanı Yücelen'in açıklaması: "Bazı basın yayın organlarının 23 Aralık 2001 tarihli sayılarında, 'bakana rakı sitemi', 'rakı protestosu', 'müdürden bakana rakı protestosu' başlıklı haberlerde, eski Trabzon emniyet müdürünün merkeze atanması ile ilgili olarak, MHP Trabzon milletvekili Sn. Nail Çelebi'ye 'Müdür devlet protokolüne uygun davranmayıp dâvetlerde içki içmiyor, merkez alınma gerekçelerinden biri bu' dediğim şeklinde bana atfen yayınlanan sözler tamamen gerçek dışıdır, hayal mahsulüdür." Şimdi de turizm bakanı Taşar'ın 'peçe' ile ilgili olarak gönderdiği mektup: "Yazınızı dikkatle okudum. Doğrusu çok da hayret ettim. Yazınızda şahsımla ilgili eleştiri konusu yaptığınız hususların tam tersini ifade etmeme rağmen ve bu ifadelerim birçok basın organında yeralmasına rağmen, hâlâ şahsıma yönelik haksız ve gerçek dışı değerlendirmeleri sabit doğrular kabul eden anlayışınızı ve ısrarınızı anlamakta zorluk çektiğimi özellikle ifade etmek istiyorum. "Mustafa Taşar'ın ne peçeyle, ne de diğer kılık-kıyafetleri eleştirme noktasında hiçbir zaman bir değerlendirmesi ve yaklaşımı olmamıştır. Mustafa Taşar'ın çizgisi zikzaksız ve yaşamı boyunca en küçük bir sapma göstermeyen bir tutarlılığı ifade eder. Kaldı ki, bugüne kadar insanların kılık-kıyafetleriyle ilgilenilmesine her zaman karşı çıkmış ve bu görüşlerini açıkça ifade etmiş birisiyim. Ayrıca, kılık-kıyafetlerinden dolayı mağdur olanları her zaman desteklemiş, bu yönde mağduriyeti olanlara her zaman kapısını açık tutmuş birisiyim. (..) "Yazınızda ifade ettiğiniz gibi, Denizli Valisi'ni 'dinci' olarak suçlamış değilim. Bu yöndeki yakıştırmaları, hem sayın valimizin, hem de bendenizin yalanladığını, bu yalanlamaların basında da yer aldığını belirmek isterim. Sanırım bu hususları gözünüzden kaçırmışsınız." Bu tepkilere sebep olan yazımı okuyanlar konunun kişiselleştirilemeyecek biçimde işlendiğini hatırlayacaklardır. Bakanlar kendilerine atfedilen "Devlet protokolüne uymadı, rakı içmediği için merkeze alındı" ve "Vali dinci kesime yakın olduğu için peçe konusunu gündeme getirdi" sözlerini üstlenmiyorlar, ama olayların odağındaki iki kamu görevlisi, biri kadeh kaldırıp serzenişte bulunarak diğeri ise kendini savunarak, gazetelerde çıkan haberlere inandıklarını ortaya koymuş oluyorlar. Bakanların "O sözler bize ait değil" demeleri durumu değiştirmiyor; yazımda adlarını anmayışım kendilerine yakıştıramadığım 'sözler' ile aralarına mesafe koyma ihtiyatımdandı zaten. Türkiye, o yazının sonundaki "Acaba gelecek nesillerde durum değişecek mi?" sorusunun sorulamayacağı bir ülke haline gelmelidir... Bu arada, içişleri bakanı Rüştü Kazım Yücelen, dünkü "Bir soruşturmadan hareketle..." yazımla ilgili olarak aradı ve orada dile getirdiğim yasal boşluklar üzerinde çalıştıklarını söyledi. Soruşturmaların yürütülmesiyle ilgili yeni düzenlemeler yapılması için Meclis'te çaba sarf ediliyormuş. İçişleri bakanı Yücelen, o çabalara kendisinin de destek verdiğini bildirdi. Doğruları tartışa tartışa bulacağız.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |