T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Ecevit niye insanı arkadan vursun?

Eski DİSK Genel Başkanı ve DSP İstanbul Milletvekili Rıdvan Budak, kesin ihraç talebiyle partisinin yüksek disiplin kuruluna verildiğini öğrendikten sonra:

"Ecevit beni arkadan vurdu" demiş.

Bence haksızlık etmiş.

Ecevit, Ecevit'ler, insanı niye arkadan vursun?

Belki de ilk defa Ecevit'leri savunmak zorunda kalacağım ama ne yazık ki gerçek, Rıdvan Budak'ın belirttiği gibi değil.

Bence, Türkiye siyasi hayatında, en tutarlı parti içi politika uygulayan liderler Ecevit'ler...

Herşeyi önceden, açık açık söylüyorlar.

Hoş, söylemelerine gerek bile yok.

O partiye gidenlerin, Ecevit'ler karşısında birey olarak zerrece bir önemleri ve üye olarak hakları bulunmuyor.

Genel Başkan Ecevit ve Genel Başkan yardımcısı Rahşan hanım milletvekilleriyle görüşmeye bile tenezzül etmiyorlar.

Geçmişte partisinden kovulan bir parti genel sekreterinin, aslında parti üyesi bile olmadığını açıklamıştı Rahşan hanım!..

Sonradan öğrenildi ki, öyle kimse için gerçek üye kütüğü falan düzenlemiyor Rahşan hanım.

Bütün üye listeleri geçici. Dolayısıyla, istenmeyen bir geçici üyenin adı o listeden silindiği zaman parti ile hiçbir bağının olmadığı ortaya çıkıveriyor.

Partinin bir örgütü yok. Örgütlere ne zaman ve kimlerle genel kurul yapacaklarını Rahşan hanım söylüyor.

Delegeler de, adaylar da, seçilenler de genel merkezden bildiriliyor.

Parti, büyük kurultaylarını genellikle Cumhuriyet Başsavcılığı'nın uyarısı üzerine, zorlamayla yapıyor.

Nedense idare ve yargı sistemi DSP konusunda muazzam hoşgörülü davranıyor.

Kurultaylar, son kurultayda da görüldüğü üzere tek aday, tek liste esası üzerinden yapıldığı gibi, muhaliflere ne konuşma ne de aday olma imkanı tanınıyor.

Böyle bir parti işte Ecevit'lerin partisi…

Ne kendilerini saklıyorlar, ne de gizliyorlar.

Mümtaz Soysal hocamız da birara Ecevit'lerin partisine umut bağlamıştı hatırlarsanız.

Sonra da ters düşmüştü liderleriyle…

O zaman Ecevit'in söyledikleri, bence bu partiyi en iyi tanımlayacak, bu partinin sloganı olacak türden laflardı:

"Biz herşeyi kendisine söyledik" demişti Ecevit.

"Burada lider biziz, bizim dediğimiz olur. Bizden başka da kimsenin esamesi okunmaz."

"O zaman bunu kabul edip partiye geldi, kendisini en iyi yerden aday gösterip, Zonguldak'tan milletvekili seçtirdik. Şimdi kabul ettiklerini unutmuş görünüyor."

Ecevit bu sözleriyle son derece tutarlı bir çizgi sergilemişti.

Mümtaz hocaya da istifa etmekten başka yapacak bir şey kalmamıştı.

Şimdi Rıdvan Budak da aynı yolun yolcusu…

28 Şubat sürecinin, 28 Şubatı ülkeye dayatan güçlerin en hararetli destekçisi olan 'beşli çete'nin (İşçi-işveren-esnaf kuruluşlarının oluşturduğu konsey) bir üyesi olarak, o dönem belli çevrelerde topladığı primlerle ve cefakar DİSK işçilerinin sırtından DSP'ye katılıp, bu şartlara razı olmuş ve milletvekili seçilmişti.

Liderlerinin şimdiye kadar Türkiye'yi bunalıma, krize sokan bütün kararlarına, destek çıkmış olmasa bile sessiz kalarak, DSP'nin Türkiye'yi bu hale getiren politikalarına alkış tutmuştur.

Arada kibarca bir iki farklı laf etmiş ve hükümeti eleştirmiş olsa da, nihayet DSP grubunun bir üyesi olarak partinin sorumluluklarında pay sahibidir.

Şimdi partiden atılmak istendiğine çok şaşmaktadır.

Düzenlediği basın toplantısında, disiplin kuruluna sevkedildiğini basın aracılığıyla öğrendiğini, hükümete yönelik eleştirilerini bugüne kadar defalarca dile getirdiğini, bu nedenle gerekçeyi haklı bulmadığını ifade etmiştir.

Bu ifadeden de anlaşıldığı gibi, parti içinde muhalefet yapmak, hükümeti eleştirmek ihracı gerektiren büyük bir suç teşkil etmektedir.

Oysa Ecevit'lerin kitabında eleştiri ve farklı ses kavramı bulunmamaktadır.

Rıdvan Budak da bu dayatmayı kabullenmiştir.

Şimdi mukaveleyi bozan taraf kendisidir… Atılmayı haketmiştir!..

Buna rağmen Budak, basın toplantısında şunları söylemiştir:

"Milletvekili seçildiğimde, 'geldiğim yeri unutmam; eleştiri ve önerilerimi yaparım, kabul görürse mutlu olurum; görmezse kızmam, küsmem, terketmem` dedim."

Ne kadar ilkeli bir yaklaşım, görüyorsunuz…

Budak, ülkenin başına gelen onca felakete, çalışanların birkaç ayda yüzde yüz yoksullaşmasına ve ulusal gelirin on yıl öncesinin seviyesine düşmesine rağmen, şimdiye kadar kızmadı, küsmedi, terketmedi.

Buna rağmen ona, 'partiyi terket' diyorlar. Uysal bir kullarının saygılı ricalarına dahi katlanamıyorlar.

Rıdvan Budak ise basın toplantısının sonunda liderinden şefaat diliyor.

Başbakanı, 'sükunete ve kararını yeniden gözden geçirmeye' davet ediyor.

Ve, "Kendilerine içtenlikle saygılarımı sunuyorum" diyor.

Ecevit bu çağrıyı dikkate alır mı? Sanmam.

Ama şurası muhakkak ki, Rıdvan Budak olayı, lider sultasını kabullenip koltuk kapmayı ve bu koltuğu kaybetmemeyi siyasi hayatlarının temel felsefesi haline getirmiş cümle kapıkulları için esaslı bir ders olmalıdır.


27 Aralık 2001
Perşembe
 
KORAY DÜZGÖREN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED