T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Katar Emiri ile Çankaya'da

Başbakan Bülent Ecevit salona girince İlnur Çevik'le sohbet ettiğimiz köşeye doğru yürüdü. Onun bir adımına biz üç adımla mukabele ettik ve salonun girişinde buluştuk. İki yıl kadar yazı kadrosunda bulunduğum için Ecevit'in Turkish Daily News'un (TDN) sâdık bir okuru olduğunu biliyorum. İlnur'a, "Dün, beni iyice hasta göstermişsin" serzenişinde bulundu başbakan. TDN, "Ecevit'ten sonra DSP ve hükümet ne olur?" sorusuna cevap arayan bir yorum yayımlamıştı, başbakanın sitemi ona...

Çankaya Köşkü'nde, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in, ülkemize resmi bir ziyarette bulunan Katar Emiri Şeyh Hamad bin Khalifa Al-Thani onuruna verdiği devlet yemeğindeyiz. Bu tür yemeklere, devletin zirvesi, öndegelen politikacılarla bürokratlar ve seçilmiş işadamları dâvet edilir, bazı gazetecilerle birlikte... 'Devlet' denilen kurumu, sivil-asker temsilcileriyle, yakından görmek için önemli bir vesiledir resmi yemekler...

Genelkurmay başkanı Org. Hüseyin Kıvrıoğlu'nun ABD'nin ikinci hedefi olduğu bilinen ve bazı yabancı dergilerde "Türkiye de işgale onay verdi" haberleri çıkan Irak konusunda duyduğu çekincelerle ilgili sözlerini dün Yeni Şafak'ta okudunuz. O sözler Çankaya Köşkü'nde, yemeğe geçilmeden hemen önce sarf edildi. Bizimki dahil bir kaç gazete sayfa değiştirerek, Hürriyet ve Milliyet manşet yıkarak, o sözleri değerlendirdi. Dün, her gün yaptığım gibi, "Amerikan basını ne diyor?" sorusuna cevap aramak üzere İnternet'te dolaşırken, Org. Kıvrıkoğlu'nun sözlerine yer verildiğini görüp şaşırdım. Nereden öğrendiyse öğrenmiş, AP muhabiri Selcan Hacıoğlu anlatılanları haberleştirmiş, New York Newsday gazetesi de sayfalarına taşımış... Dünya küçüldü, bunu biliyorduk, ama galiba teknoloji sayesinde zaman da uzadı.

Saadet Partisi genel başkanı Recai Kutan ile Güriş'in patronu, iş dünyasının duayenlerinden İdris Yamantürk İTÜ'den okul arkadaşı. Karadenizli İdris Bey, İkinci Dünya Savaşı sonrası şartlarında, liseyi leyli meccani olarak Erzurum'da okumuş. "Bizim zamanımızda lise sayısı bütün Türkiye'de 30-35'ti; parasız yatılı öğrenci kabul edenler çok azdı. Her yıl, parasız yatılı sınav sonuçları açıklandığı gün, sınavı kazanamayanlar adına içim burkulur. 'O fırsatı yakalayamasaydım, ne olurdum?' diye düşünürüm..." Bu sözler İdris Yamantürk'e ait.

Erzurum Lisesi'nin ünü Malatya'ya kadar ulaşmış. İdris Bey'in, "Evet beden eğitimi öğretmenimizdi" diye tasdik ettiği bir müdür yardımcısı öyküsünü Recai Kutan anlattı. Şehre inenleri iki cezadan birinin beklediğini ilân etmiş müdür yardımcısı, "Ya yemek yemeyeceksiniz, ya da dayak atacağım" sözleriyle... Ancak, şehirden döndükten sonra "Biz yemek yemeyeceğiz" diyenleri, "Yeseniz de döveceğim, yemeseniz de..." sözleriyle ve elindeki kalın sopayla karşılamış...

Gecenin konuğu olan Katar Emiri aile içi bir darbeyle altı yıl önce (Haziran 1995) devlet yönetimini ele geçirdi. Babasının tutucu yönetiminden farklı davranıyor yeni emir ve 500 bin kişinin yaşadığı ülkesinde 'reformcu' bir anlayış yerleştirmeye çalışıyor. Afgan savaşı başından itibaren ABD'nin başının derdi haline dönüşen 'el-Cezire televizyonu' Emir Hamad'in desteğiyle ayakta duruyor. Kanalı kapattıramayınca, ABD, ekranı kendi görüşlerini açıklamak için kullanmaya çalıştı; Kabil'e girince de, ilk işi, bir 'yanlış bomba' ile el-Cezire'nin yayınlarına son vermek oldu. Katar Emiri el-Cezire'nin sağladığı popülerlikten memnun...

Yemek müziği olarak TRT Ankara radyosu klasik Türk sanat müziği saz sanatçıları bizim eserlerimizi çaldılar. "Araplar sever" dendiği için olacak, rast ve uşşak makamlarından, Tatyos Efendi'ye, Ahmet Rasim Bey'e, Şerif İçli ve Şevki Bey'e ait besteler tercih edilmişti. Sanatçılar gerçekten yüz ağartan bir performans gösterdiler, ama sanki ses unsuru da devreye girseydi daha iyi olurdu...

Bu tür dâvetlerde ana masaya hükümet ve devlet bürokrasisi oturur; ana muhalefet partisi lideri de aynı masayı paylaşır. Başbakan yardımcılarından sadece Mesut Yılmaz gelmişti, DYP lideri Tansu Çiller ise dâvete icabet etmemişti. Recai Kutan ile Ak Parti lideri Tayyip Erdoğan başka bir masada oturtuldular. Oysa, komşularıyla ihtilâflarını çözdükten sonra basın özgürlüğü üzerindeki sınırlamaları kaldıran Katar Emiri Şeyh Hamad demokrasi yolunda adımlar atma çabasında bir lider; masasında muhalefet partileri liderleri oturtulsa ve onlarla görüşme imkânı bulsa herhalde şık bir davranış olurdu. Böyle özel durumlarda protokolün biraz daha esnek davranması beklenir...

Daha önceki cumhurbaşkanları, verdikleri dâvetleri, istedikleri mesajları kamuoyuna iletmek için vesile kılarlardı. Bunun için, yabancı konuğun köşke ulaşmasından kısa süre önce salona inip gelenlerle sohbet etmesi yeterdi. Ahmet Necdet Sezer bunu yapmıyor; eşini ve konuğunu yanına alıp girişte gelenlerin elini sıkmakla yetiniyor. Katar Emiri gazetecilerin de aralarında bulunduğu kalabalık bir heyetle geldi Türkiye'ye; Sezer ise yurtdışına dar bir kadroyla gitmeyi tercih ediyor...

Yediklerimizi merak ediyor musunuz? Ispanak ve patatesle zenginleştirilmiş somon ızgara, kuzu incik ve imam bayıldı yedik, tatlı da ikram edildi. Yabancı konuklar ilgilenmedi, ama dâvetlilerden isteyenlere şarap servisi de yapıldı.

Katar Emiri uzaktan mutlu görünüyordu.


27 Aralık 2001
Perşembe
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED