T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Bu da Rusya'ya bağımlılık (1)

Rusya Dışişleri Bakanı İgor İvanov, Ankara'ya ayak basar basmaz, "Mavi Akım mutlaka gerçekleşecektir" dedi. Rusya, "Mavi Akım" konusunda "güvence" veriyor. Rusya, "Mavi Akım" konusunda son bir ay içinde Türkiye'de başlayan tartışmadan ve Mesut Yılmaz etrafında esen rüzgarlardan telaşa kapılmış vaziyette. Dışişleri Bakanı İgor İvanov, bu rüzgarları dağıtmak ve Rusya'nın "ağırlığı"nı koymak üzere Ankara'ya geldi.

Ben de Rus olsam, hararetli bir "Mavi Akım" yandaşı olurdum. "Mavi Akım" Rusya açısından bakıldığında müthiş bir proje. New York Times'da dün çıkan bir yazıda, Mavi Akım'ın "iddialı bir mühendislik projesi olmaktan öteye" bir şey olduğuna dikkat çekiliyor ve "Mavi Akım'ın başarısı, Amerika'nın dünyanın en stratejik bölgelerinden birinde Rusya'nın nüfuzunu sınırlandırma gayretleri açısından yenilgi olacaktır" deniliyordu. Dolayısıyla, "Mavi Akım", öyle basit ve "masumane" bir proje, Türkiye'nin "enerji ihtiyaçlarını karşılamak" amaçlı, bir "ikili ticaret anlaşması" değil. Uluslararası stratejik boyutlara sahip. Rusya açısından bakıldığında, Türkiye'nin "jeopolitik değeri"ni bir koz olarak kullanabileceği geniş bir "stratejik alan"da "Rus nüfuzu"nun kurulmasına imkan verecek bir hadise.

Bir "Rus milliyetçisi" olsam, hararetli bir "Mavi Akım yandaşı" olurdum. Peki, MHP'li bir "Türk milliyetçisi" olup, hararetli bir "Mavi Akım yandaşı" olsam ne olurdum?

Ya komik; ya da bir "şaşkın Türk milliyetçisi"…

Şu anda Türkiye zaten enerji alanında esas olarak Rusya'ya bağımlı. Türkiye'nin enerji ihtiyacının yüzde 66'sı Rusya'dan karşılanıyor. Bir ülkenin enerji gibi son derece stratejik bir alanda "dış bağımlılığa" düşmemesi için kural, bu oranın azami yüzde 30 olması. Oysa, Türkiye, bu "kural"ı iki mislinin üzerinde geçmiş vaziyette.

Dahası, İvanov'un vaadettiği gerçekleşir, yani "Mavi Akım" gerçekten 2002 yılında gerçekleşirse, Türkiye'nin Rusya'ya "enerji bağımlılığı"nın oranı yüzde 80'e çıkacak!

Türkiye, enerji ihtiyacının yüzde 98'ini dışarıdan karşılıyor. Bunun yüzde 80'inin bir ülkeden karşılandığını ve bunun "siyasi anlamı"nı varın hesaplayın..

İşte bu yüzden, "stratejik hesap" yapan ve Türkiye'nin güvenliği ile enerji kavramları arasında irtibat kuran iki kurum; gerek Türk Silahlı Kuvvetleri; gerekse Dışişleri Bakanlığı, "Mavi Akım"a hiçbir zaman sıcak bakmadı. "Mavi Akım", Türk tarafında Mesut Yılmaz'ın "çocuğu"… New York Times'ta bu konuda dün çıkan yazıda şu satırlara yer veriliyor:

"Hükümetteki kaygılara rağmen o (Mesut Yılmaz) ve o sırada Rusya Başbakanı olan Viktor S. Çernomirdin, anlaşmayı büyük bir gösterişle 15 Aralık 1997'de Ankara'da imzaladılar. Eski bir Türk yetkilisinin söylediğine göre, 'Asker ve Dışişleri Bakanlığı'nın Rus gazına artan bağımlılığımız konusunda rezervasyonları vardı ama Mesut Yılmaz bunları dinlemedi. Çernomirdin birkaç ay sonra görevini bıraktı ve Mavi Akım'a gaz sağlayacak olan Rus şirketi Gazprom'un ve boru hattını kurmakla görevli onun inşaat şirketi kolu Stroitransgaz'ın yöneticisi oldu. Şu anda Rusya'nın Ukrayna Büyükelçisi olan Çernomirdin geçen yıl Gazprom'u bıraktı ama oğulları Stroitransgaz'ın yüzde 12'sinin sahipleri. Amerikan diplomatları Mavi Akım'a keskin bir muhalefet ortaya koymadılarsa da, Amerikan yetkililerine göre Türk meslektaşlarını Rusya'ya çok fazla ölçüde dayanmama konusunda uyardılar."

New York Times makalesinin anlatmadığı bir husus var; "Amerikan diplomatları"nın Mavi Akım'a keskin bir muhalefet yürütmemesinin sebeplerini belirtmiyor. Sebep: Amerika'nın o dönemde Rusya politikasından sorumlu olan Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Başkan Clinton'un yakın dostu Strobe Talbott'un "Rusya ile yakınlaşma"nın başını çekmesi ve Başkan Yardımcısı Al Gore ile Çernomirdin arasındaki yakın ilişkilerdi. Rus petrol ve gaz endüstrisinin çeşitli kanallardan Demokratları para ile beslemesinin de bu "tutukluk"ta rolü olduğu biliniyor.

Türk tarafındaki bu heves, "vatanseverlik"le açıklanamayacağına ve "Mavi Akım"ın önünde bir dizi teknik ve mali engel bulunduğuna göre, acaba sebep neydi? İpucu için yine New York Times'a başvuralım:

"… (Mavi Akım) Moskova'da iş yapan büyük Türk firmalarının güçlü desteğine sahipti; bu firmalar bunu ülkeleri arasındaki ekonomik bağları güçlendirmenin bir yolu olarak gördüler. Bu destek, Türkiye'nin büyük sermaye ile ittifaktaki güçlü Anavatan Partisi tarafından arkalandı."

Bu satırları "tercüme" edersek; Türkiye'de Moskova ile iş yapan büyük firmalar, haliyle ceplerine girecek paraya bakıyorlar. Türkiye'nin Rusya'ya enerji alanında yüzde 80 bağımlı olması pek umurlarında değil. Bu firmalar ile ANAP (yani Mesut Yılmaz) arasında sıkı ilişkiler var.

Mesut Yılmaz ve Ruslar, bu hafta önemli "mevziler" kazandılar. Mavi Akım'a bulaştığına ilişkin kuvvetli kokular çıkaran "enerji yolsuzluğu"nun peşinde koşan Sadettin Tantan tasfiye edildi. Mesut Yılmaz, "büyük medya"nın "koruyucu örtüsü"nü, başını çektiği RTÜK Yasası ile elde etmiş gözüküyor. Şimdi İgor İvanov'un Ankara'ya gelmesiyle Rusya ile "Mavi Akım"lı ilişkiler "lehimleniyor".

Bütün bunlar, tam da Amerikan Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'in Ankara temaslarından "keyifli" ayrılmadığı bir hafta içinde cereyan ediyor.

Yani?

Yani, bu hükümetin "uzun vadeli" geleceğini ben pek göremiyorum.

Neden mi?

Yarın…


9 Haziran 2001
Cumartesi
 
CENGİZ ÇANDAR


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED