|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Aydın Doğan ve hemcinslerine "devletten nasiplenme" yolunu açan yeni RTÜK Yasası'yla birlikte, "üçüncü istibdat dönemi"ne girmiş bulunuyoruz. Hayırlı uğurlu olsun. Birincisinde, (günahı vebali Ergun Aybars'ın boynuna) "yıldız" ve "burun" demek yasaktı; güya sansür vardı ama Sultan Abdülhamid'e ilişmeyen her türlü haber ve yorum "rahatlıkla" gazetelerde yer alabiliyordu. Örneğin, şairler, Sultan'ın hayatına kasteden azınlık komitacıları için "Attın amma ki vuramadın ey şanlı avcı" türünden "medhiye"ler yazabiliyorlardı. (Siz sanki Sezer'e, Ecevit'e, Kıvrıkoğlu'na, Hüsamettin Albayıma ilişebiliyor musunuz?) İkincisi büsbütün tüy dikmişti. Haber de yasaktı, yorum da, gazete çıkarmak da... İsmet Paşa'nın ünlü "Takrir-i Sükun Kanunu"ndan sözediyorum. Her yıl cafcaflı törenlerle "sansürün kaldırılışının bilmem kaçıncı yıldönümü"nü kutlayıp yattığı yerden Sultan Abdülhamid'in kemiklerini sızlatan yalaka takımı "ikinci istibdat dönemi"ni nedense anmak istemez. Neden acaba? İkinci istibdat döneminde Tasvir-i Efkar, Son Telgraf, Aydınlık, Sebil-ür Reşat (ve daha birçok gazete) kapatılmış, aralarında Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Emin Yalman, Velid Ebuzziya ve Eşref Edip gibi isimlerin de bulunduğu onlarca gazeteci, "idam"la yargılanmak üzere İstiklal Mahkemeleri'ne gönderilmişti. Üçüncü istibdat döneminde, hem Aydın Doğan ve hemcinslerine "devletten nasiplenme" yolu açılıyor, hem de basına ağır hapis ve para cezaları getiriliyor. RTÜK üyelerini bundan böyle MGK ve Meclis seçecek. Bu kurumun idari ve mali denetimi Başbakanlık Yüksek Denetleme Kurulu'na verilecek. TCK'nın 312. maddesinde belirtilen ilkelere aykırı yayın yapan radyo ve televizyonların yayın lisansları "derhal" iptal edilecek. En komiği de ne, biliyor musunuz? RTÜK Yasası'nın 4. maddesine göre, "Halkı umutsuzluk ve karamsarlığa sevkeden yayınlar" yapılamayacak. Böylece, hükümet aleyhindeki haber ve yorumlar, "halkı karamsarlığa sevkettiği" gerekçesiyle tecziye edilebilecek. Yarın, işgüzar bir RTÜK yetkilisi çıkıp, "Küçük Emrah ve Müslüm Gürses filmleri halkı umutsuzluk ve karamsarlığa sevkediyor!" derse, şaşırmayın. 5680 sayılı Basın Kanunu'nda yapılan değişiklikle, para cezaları 1 milyon katına çıkarıldı. En düşük ceza 10 milyar liraya, en yüksek ceza 100 milyar liraya yükseltildi. İnternet suçları da "basın" kapsamına alındı. En önemlisi de, TV patronlarının devlet ihalelerine girmelerinin önündeki yasak kaldırıldı. Yine, TV patronlarının borsada aracı kurum kurmalarına ve birden fazla televizyon sahibi olmalarına imkan sağlandı Üçüncü istibdat dönemine kapı aralayan yeni RTÜK Yasası, bütün savaşımının "statüko"ya karşı olduğunu söyleyen ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ın üstün gayretleriyle Meclis'ten geçirildi. Cumhurbaşkanı onaylarsa yürürlüğe girecek. Yolsuzluğun toplumumuzu derinden etkileyen bir hastalık olduğunu yineleyip duran ve her fırsatta "demokratikleşme"nin altını çizen Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer, bakalım, yolsuzluğa ve her türlü antidemokratik uygulamaya zemin hazırlayan bu yasayı Meclis'e iade edecek mi?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |