T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

Yarını unutma

Bildiğiniz gibi, adını "üç büyükler" olarak tanınanların kararı ile, 36 yıllık TSYD İstanbul turnuvası artık oynanamıyor.

Bu durumu yaratanlar rahatlıkla "kınalarını" kullanabilir. Artık, üç büyükler olarak anılan kulüpler arasında sezon başında, oynanan turnuvadan eser yok.

Bu karara elbette üzüldük. Zira, herkesin, yerden yere vurduğu spor yazarlığının bundan sonraki, başta eğitim olmak üzere, işleri de aksayacak. İçindeki eğitimsizlerin sayısını, bir adet dahi olsa, düşürmeyi hedefleyen meslek kuruluşumuz TSYD'nin işi bundan sonra daha da güçleşecek. Ancak, bildiğimiz doğru yoldan sapmadan, işlerimizi yürütmeye çalışacağız. Hem de önümüze çıkan tüm engellere rağmen.

Şimdilerde, üç büyüklerin peşine, Ankara'nın köklü kulübü Gençlerbirliği de katıldı.

"Sakatlık olur" veya "kamp çalışmamız var" diyerek "sudan" bahanelerle Ankara'daki turnuvadan "kaçan" G.Birliği yönetiminin kararına saygı duymaktan başka bir şey yapamayız.

"Kaçtı" kelimesini, üzerine basarak, tekrar yazıyorum. Zira, diğer takımlarda aynı uygulamalarla lige hazırlandıklarını biliyoruz.

Yani, onlarda sezon öncesinde kamp çalışmalarını gerçekleştirecekler. Onlar "sakatlığı" veya "kampın yorucu" bölümlerini düşünmezler mi?

Elbette ki düşünürler. Ama, Gençlerbirliği gibi, düne kadar kol kola girdikleri ile görüntü verenler bu spor meydanından kaçmazlar.

Bunun daha ötesinde, geçen sezon öncesinde "şampiyonluk" naraları atarken, sezon ortasında gerçek yerlerini bulduklarında "sessizliği" tercih zorunda kalmanın adı G.Birliği olduğunu defalarca gördük..

30 bin lirayı bulamayıp deplasmana çıkamadıkları günlerde hep yanlarında spor yazarları yer aldı. Ama, bugün kasalarındaki 12 trilyonun üzerine oturup "caka" satmak da onların işi olsa gerek. 30 bin lirayı bulan dostlara bugün ihtiyaçları yoktu. Onların dostları artık üç büyüklerdi. Elbette ki Gençlerbirliği de o yola girip, bu kulübe kol kanat gerenleri terketmeleri gerekiyordu. Yani, üç büyüklerin koluna girmek zorundaydılar. Sonuçta onu da becerdiler.

"Vefa" kelimesini kitaplarından silenlerden bir örnek daha vermek isterim.

Mevcut tesislerini kurarken kapılarını aşındırdıkları spor yazarlarına olan güleç maskelerini bir kenara bırakıp, gerçek yüzleri ile bugün görüntü veriyorlar..

Dediğim gibi, Gençlerbirliği "dünü" unutup, "günü" yaşaması gerekliydi.

Gelelim sakatlık konusuna...

İnsan yolda yürürken düşüp, yatağında bir taraftan öteki tarafa dönerken kalp krizi geçirip ölebilir. Futbolda ise, sakatlık antrenman veya maçta her an için olabilir. Bunlar futbolun ve yaşamın içinde hep oldu. Bunu en az benim kadar onlar da bilir.

Sözün özü, Gençlerbirliği takımı yöneticileri "sudan" bahane ile geleneksel bir turnuvadan kaçtı... Turnuvaya katılan A.Gücü, Yimpaş Yozgat, Malatyaspor ve Antayaspor, açık yüreklilikle tavırlarını sergileyip, "sakatlanırız" veya "yorucu kampımız var" gibi "gülünç" kelimelerin arkasına sığınmadılar.

Ne diyelim.

Canları sağ olsun. Hazırlık döneminde inşallah "sakatlık" semtlerine uğramaz da bugüne kadar Ankaralılar'a verdikleri sözleri tutarlar. Ancak şurası bir gerçek ki, turnuvamıza "sudan" bahanelerle katılmayanların biz spor yazarlarının eğitimsizliği konusunda şikayet etmeye hiç hakları olmayacak.

Tıpkı, Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş örneğinde olduğu gibi.

Öyle değil mi, G.Birliği'ni yöneten dostlar.


17 Haziran 2001
Pazar
 
GÜRAY SOYSAL


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED