T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
İmam Hatipler için yeni baştan

"Bu ümmet baştaki usûl ve yol ile düzelir" buyurulmuştur. Müslüman ferdi ve topluluğu örnek topluluk (ümmet-i vasat) yapan yol, yöntem, eğitim ne idiyse onu ortaya çıkarıp bugünki hayat ve şartlarımıza uyguladığımız zaman düzelmenin ideal formulünü, yolunu ve modelini bulmuş olacağız.

İmam Hatip Okulları'nın açılmasında ve ilk yıllarında amaç neydi, öğrenciler, öğretmenler ve idareciler nasıldı, veliler ne bekliyor ve ne yapıyorlardı? Bu soruların cevabını arayıp bulmamız ve yeniden o ruha dönmemiz gerekiyor.

Devleti yönetenlerin muhtemelen iki amaçları vardı: Oy almak ve "aydın din adamları" yetiştirmek. Aydın din adamından maksatları da çağın değerlerini, dini kullanarak halka mal etmek isteyen, bunu vazife olarak üstlenmiş bulunan din görevlisi idi.

Halkın amacı ve beklentisi din konusunda kendilerine hizmet verecek, hem öğretecek hem de uygulamada rehberlik edecek din hizmetlisi yetiştirmekti. Bu amaca zaman içinde okumuş dindar vatandaş, bürokrat ve siyasi temsilci... yetiştirme unsurları da eklendi.

Öğrenciler halkın amacına paralel maksat ve niyetler taşıyor, bu beklentiyi gerçekleştirme aşkıyla çaba gösteriyorlardı. İlk sekiz yılında İmam Hatip mezunlarını Ankara'daki yegane İlahiyat Fakültesi bile kabul etmiyordu. Mezunların önünde imamlık ve müezzinlik mesleği dışında bir imkan ve hedef yoktu. Yüksek tahsil yapmak isteyenlerin, hemen bütün derslerden -dışarıdan- imtihana girerek ortayı ve liseyi bitirmeleri gerekiyordu.

Fen ve kültür dersleri hocaları diğer orta öğretim kurumlarından geliyorlardı. Meslek dersi hocaları ise derleme idi; eski Dârulfünun'dan, medreselerden, yurt dışındaki din öğretimi yapan kurumlardan mezun olanları, hususi okuyup yetişmiş bulunanları vardı. Bu hocalar için İmam Hatip okulları yeni bir ümit idi, "Bu iş bitti" dedikleri bir zamanda Mehdi gibi gelip yetişmiş bir güç, bir imdat idi. Çoğu bu duygu ve düşünce içinde, hiçbir şey beklemeden hizmet ediyorlardı.

Halk bu okullara hem çocuklarını veriyordu hem de malı ve bedeni ile yardımcı oluyor, korumak ve geliştirmek için elinden geleni yapıyordu. Baştan beri bu okullara karşı olan malum zihniyet, defalarca okulları kapatmak veya geriye götürmek için teşebbüste bulundu, ancak karşılarında azimli, okullara sahip çıkan, onları kendi evi, iş yeri, mâbedi gibi koruyan halkı buldular ve geriye adım atmak mecburiyetinde kaldılar. İktidara talip olanlar ve iktidarda kalmak isteyenler İmam Hatipler'e dokunmamak ve onları daha iyi imkanlara kavuşturmak mecburiyetinde idiler.

Bir iki parti İslam adına ortaya çıkıncaya kadar İmam Hatip Okulları belli bir partinin tabanına mal edilemiyor, bütün Müslümanlar'ın ortak malı ve değeri olarak görülüyordu; Müslümanlar da -partileri hangisi olursa olsun- İmam Hatipler'e sahip çıkıyorlardı.

İmam Hatip Okulları'nın öğrencisini, hem mesleğe hem de yüksek öğrenime hazırlar hale getirilmesi bazı çevrelere göre bardağı taşıran son damla oldu. Pekçok diğer amiller ve kusurlar yanında işte bu olgu, çeşitli bahaneler ileri sürülerek İmam Hatipler'in sonunu getirme azminin en güçlü motoru olmuştur.

Bugün bazılarına göre İmam Hatipler'in işi bitirilmiştir, bitmiştir, bize göre ise âdeta "daha yeni başlıyoruz". Bitirilen, biten bir şey yoktur; yeter ki biz (İmam Hatipliler ve onlara gönül verenler) bitmeyelim! Ne olmuş, orta kısımları kapanmış; kapansın, temel eğitimin sekizinci sınıfından mezun olanlar da İmam Hatipler'e geliyorlar. Ne olmuş, lisesinden mezun olanlar Milli Eğitim'in ve YÖK'nun haksız karar ve tasarrufları yüzünden istedikleri yüksek öğrenim kurumlarına giremiyorlarmış; olsun, imamlık ve hatiplik gibi çok yüce bir görev imkanı var, yine de iyi çalışıp üniversitelere girenler var, İlâhiyat Fakülteleri var, yurt dışında üniversiteler var, buralarda okumak isteyenlere destek veren hamiyetli Müslümanlar var.

İmam Hatipler öğrencisi ve öğretmenleriyle adam gibi adam olurlarsa halk onları, yine başta olduğu gibi sahiplenir ve yürekler toplu vurdukça onları top ve tüfek sindiremez, ellerinden alınmış bulunan bütün haklarına yeniden kavuşurlar.

Dünyada rüzgâr İmam Hatipliler'in lehine esiyor, demokrasi ve çoğulcu hayat düzeni tektipleştirmeyi dışlıyor, tektipçiler dinozorlaşıyor, işleri de her geçen gün biraz daha zorlaşıyor. Bu rüzgârı da arkasına alıp gemiyi terketmeyenler, doğru bildikleri yönde ilerleyenler er geç hedefe ulaşacaklardır.

İmam Hatiplerimiz'e sahip çıkalım, binalarını koruyalım, kaptırmayalım, bir albümde bütün fiziki imkanları resimleyelim ve tarihe not düşelim, okullara öğrenci bulalım, öğrencileri destekleyelim, mezunlara iş bulalım, yüksek öğrenim yapmak isteyenleri yurt içinde ve yurt dışında destekleyelim ki Allah'ın rahmetine nail olalım!


17 Haziran 2001
Pazar
 
HAYRETTİN KARAMAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED