|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Aslında, "yazılı hukuk"u yorumlayıp, bunu "karar" biçiminde toplum hayatına yansıtmak kolay bir iş değildir. "Adalet"i sağlamak için, kılı kırk yarmak ve keskin nişancı olmak gerekir. Hukukun tümden rafa kaldırıldığı otoriter rejimlerde, adalet için "ince ayar" yapılmaz.. Adalet, keskin nişancılar tarafından değil, makinalı tüfekçiler tarafından sağlanır.. Parti mi kapatılacak? Bütün partiler kapatılır.. Siyasetçiler mi yasaklanacak? Hepsi birden hem yasaklanır, hem de toplama kamplarına tıkılır. Oysa, yerel yasalara dayalı "hukuk devleti"nde, adaletin terazisi hassastır.. Parti mi kapatılacak? Önce, "piyasayı ürkütmeyecek" bir kapatma modeli bulunur.. Ekonomi iflas ettirilmiş.. Güç-bela dışarıdan hem "uzman-bakan", hem de parasal kaynak bulunmuş.. Demek bu durumda, bir ara seçime ve daha da ötesi bir genel seçime gitmek, hem iç hem de dış piyasaları ürkütecektir. Böylece, hem partiyi kapatacak, hem mimlenmiş milletvekillerini yasaklayacak, ama ekonomik kurtarma çalışmalarına zarar vermeyecek bir "karar modeli" oluşturulmalıdır. Başbakan'ı bile zor ayakta duran bir koalisyon iktidarının ortakları, bir seçimde barajı geçebilecek durumda değilse, bir seçimden söz etmek bile, gerekirse "Anayasa'nın ihlali" anlamına gelmez mi? Ne yaparsınız bu durumda? Parti kapatma kararına gerekçe olacak "devam" unsurunu, hemen devre dışı bırakırsınız.. Aksi halde, kapatılmış eski partinin devamı sayılacak partiyi kapatınca, bu parti milletvekillerinin tümünün birden milletvekillikleri düşer.. Sonunda seçim kaçınılmaz olur.. Piyasa ürker, iktidar titrer bu durumda.. Piyasayı ürkütmemek için, "odak"tan kapatırsınız.. Ülkenin "temsil" yeteneği en fazla olan ve "ana muhalefet partisi" konumunda bulunan koca bir siyasal kuruluşu, 1-2 milletvekilinin yaptıkları konuşmalara dayalı olarak, kapatırsınız.. O milletvekillerinin milletvekilliklerini düşürerek ve onları siyasi yasaklı ilan ederek, ilgili mercileri de memnun edersiniz.. İşte yerel yasalara dayalı hukuk devletinde, adaletin ince ayarı böyle olur.. Aslında şiş de yanar, kebap da yanar.. Evrensel demokrasinin çok seslilik ilkesi rafa kaldırılır.. Ama "piyasa" ürkmez!.. Koalisyon iktidarı da, seçim ihtimali bertaraf edildiği için, eşsiz reformlarına ve İMF yasalarını çıkartmaya devam eder.. Bir de, hukukun üstün olduğu liberal demokrasilerdeki adaleti hayal edin.. "Şiddet" unsuru içermeyen, "terörizm"le eş-güdüme girmemiş siyasal partilerin kapatılmasını isteyen savcıları, "neo-faşist" diye, tefe koyup çalarlar.. "Rejimi koruyoruz" gerekçesi ile demokratik rejimi katletmek isteyenlerin, siyasi yaşamlarına son verirler oralarda.. Türkiye'de, hukuk da, siyaset de, adalet de, yol ayırımında.. Mesele, "parti kapatmak"tan çok öteye boyutta.. Ne olacak yani? 25 tane parti kapatıldı.. Ayrıca parti kapatmak için Anayasa Mahkemesi'ne falan da gerek yok.. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı "İstiklal Mahkemesi", Demokrat Parti'yi de bir "Sulh Hukuk Mahkemesi" kapatmıştı.. Mesele, siyasetçiyi yasaklamak da değil.. Cumhurbaşkanı Demrel de, Başbakan Ecevit de, "siyasi yasaklı" değil miydiler.. Hele bir partiyi "temelli kapatmak", sadece "temelli" kavramını zedeler.. Neticede, 27 Mayıs cuntası üyeleri de, 1961 Anayasası'na göre "Temelli Senatör"lerdi.. Mesele çok başka bir boyutta.. Ekonomisi, siyaseti ve hukuku ile, Türkiye Avrupa'ya değil, Ortadoğu'ya yaklaşıyor.. Bu gidiş, iyi bir gidiş değil!..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |