|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Klasik dini yorumlarda veya klasik anlayışa bağlı söylemlerde olduğu gibi modernist dini yorumlarda da sosyal, kültürel ve siyasi şartların etkisi görülmektedir. Bu yorumlarda çoğu kere yapılan dini metinleri "modern" düşünce ve söylem ışığında yorumlamak, daha doğrusu bunlarla uyumlu hale getirmektir. Bu yapılırken bazan Kur'an ayetlerinin anlamlarıyla da keyfi olarak oynanmaktadır. Belirli bir dönem Kur'an'daki bir ayete bir anlam verilirken, konjonktür değişince o ayete bu defa başka anlam verilmektedir. Geliniz konuyu daha belirgin hale getirmek için iki mealden örnek verelim. Seçtiğimiz ayet günümüzde tartışmalara ve farklı yorumlara yol açan Nisa suresinin 34. ayeti. Bu ayet, aile huzuru bozan davranışlar içine giren kadınlara ne yapılabileceğini belirtiyor. İsterseniz önce ayetin Türkçe anlamını ilmi bir mealden verelim: Muhammed Esed'in Kur'an Mesajı'nda ayetin bizi ilgilendiren bölümü şöyle tercüme edilmiş: "...Kötü niyetlerinden korktuğunuz kadınlara gelince onlara (önce) nasihat edin, sonra yatakta yalnız bırakın; sonra dövün". Klasik meallerdeki anlamlarına hayli yakın bir tercüme bu. Sonra Muhammed Esed, eserinin tefsir bölümünde Hz. Peygamber'in kadınları dövmeyi yasaklayan hadislerinden örnekler vererek iki uygulama arasındaki farklılığı gidermek için Peygamberimiz'in Veda Hutbesi'nden bir pasaj aktarmakta ve kadının ancak kocasına ihanet etmesi ve iffetsiz bir hayat sürmesi durumunda böyle bir muameleye maruz bırakılabileceğini, aile huzurunu bozan diğer davranışlara böyle bir uygulamanın söz konusu olmadığını söylemektedir. Burada dikkati çekmek istediğim nokta Muhammed Esed'in ayetin literal anlamını bozmayıp, tefsir bölümünde bu müeyyidenin hangi şartlarda söz konusu olabileceğine açıklık getirmesidir. Şimdi bir de aynı ayetin iki "meşhur" öğretim üyesinin meallerinde nasıl tercüme edildiğini ve bu tercümenin zaman içinde nasıl bir değişim geçirdiğini görelim. 1994 yılında bir gazetenin Ramazan armağanı olarak dağıtılan "Kur'an-ı Kerim'in Meali (Türkçe Çeviri)" isimli eserde ayetin ilgili bölümü şöyle çevrilmiş: "...Sadakatsiz ve iffetsizliklerinden korktuğunuz kadınlara önce öğüt verin, sonra onları yataklarında yalnız bırakın nihayet onları evden çıkarın/bulundukları yerden başka yere gönderin/onları dövün". Burada müellif üçüncü olarak uygulanması söz konusu olan müeyyideye üç ayrı anlam vermiş. Ne var ki aynı müellifin 1999 yılında çıkardığı "Kur'an-ı Kerim ve Türkçe Meali" isimli eserinde sadece ilk iki anlam (nihayet onları evden çıkarın/bulundukları yerden başka yere gönderin) bırakılmış, üçüncü anlam düşmüş. Burada kadınlar neden dövülmüyor gibi bir rahatsızlık içinde değilim. Tam tersine ben de Muhammed Esed gibi Kur'an'ı Hz. Peygamber'in anladığı gibi anlamak ve uygulamak gerektiğini, bunun sonucu olarak da ayet-i kerimede söz konusu müeyyidenin ancak iffetsizlik halinde uygulanmasının kastedildiğini düşünüyorum. Beni rahatsız eden nokta Kur'an'ın metni üzerinde konjonktürel olarak oynanmasıdır. Bir başka mealde ayetin bu kısmının tercümesi üç defa değişime uğramış. 1983 yılında merhum bir hocamızla birlikte yaptığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları arasında çıkan "Kur'ân-ı Kerim ve Türkçe Anlamı" isimli mealde ilgili ayeti şöyle tercüme etmiş: "Serkeşlik etmelerinden endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün". 1995 yılında Ankara'da aynı isimle ve sadece hocamızın telifi olarak yayımlanan eserde ilgili bölüm küçük bir değişikliğe uğrayarak şöyle olmuş: "Geçimsizliklerinden korktuğunuz kadınlara öğüt verin, yataklarından ayrılın ve onları uslandırın". Müellifimiz ayetteki "v'adribûhüm" kısmını bu defa "ve onları uslandırın" diye tercüme etmiş. Evlere şenlik olan değişiklik müellifin 1998 yılında yayımladığı "Kur'an, Türkçe Çeviri"de karşımıza çıkıyor. Aynı bölüm bu defa şöyle çevrilmiş: "Huysuzluklarından korktuğunuz kadınlara öğüt verin, yataklarından ayrılın ve sonra onlarla ilişki kurun". Birinci mealde nasıl olacağı bilinmeyen "uslandırma" müeyyidesi ikincisinde açıklık kazanmış: ilişki kurulacak. Şaşırmak yok öyle... Hocamız aynen böyle tercüme etmiş. Hadi diyelim "d-r-b" kökünde ilişki kurma anlamı da var. Ancak ayetin bağlamından belli ki burada bir disiplin uygulaması söz konusu. Huysuzluğundan korkulan kadına önce nasihat edilecek, sonra odalar ayrılacak bu da yetmiyorsa daha ağır bir ceza uygulanacak. Onun ne olduğunu da hocamızın mealinden anlıyoruz. Problem şuradan kaynaklanıyor: Galiba bazı ayetlerin literal-lafzi anlamı günün şartlarına uygun bulunmuyor. Bu ayetin hangi bağlamda söylendiği ve Peygamberimiz'in bunu nasıl anlayıp uyguladığı ise uzun araştırmalara bağlı. Bunu yapmak yerine ayetin anlamı üzerinde oynamak daha kolay geliyor. Veyl...
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim | Aktüel | Dizi | Röportaj | Karikatür |
© ALL RIGHTS RESERVED |