|
|
|
|
"Yollarına gül döktüm, gelip geçersin diye.." ya da kırmızı halılar serdim.. Bu bir "Godot'yu beklerken" psikolojisi... Kemal Derviş'i beklerkenki halet-i ruhiyemiz... Ne kadar sık yaşıyoruz bu psikolojiyi... Daha dün Cumhurbaşkanı Sezer'e yükledik bu "kurtarıcı" misyonunu... Ondan bir önceki isim DGM Savcısı Talat Şalk olmalıydı, az önce Sadettin Tantan'dı. 1971'de Atilla Karaosmanoğlu'nu bulmuştuk. Zaman zaman asker kurtarıcılarımız olur. "Kurtarıcı" arayarak ömrümüz geçiyor, ülke ise krizden kurtulmuyor. Atilla Karaosmanoğlu tam da şimdi Kemal Derviş'e yüklediğimiz misyonla, tam da Dünya Bankası gibi bir uluslarasası finans kuruluşundan, tam da "beyin takımı" hüviyeti içinde davet edilmişti. 9 ayda bitti misyonu. Kuşkusuz bu sonuç mutlak anlamda Karaosmanoğlu ekibinin başarısızlığı ile alakalı değildi. Karaosmanoğlu ekibi, 12 Mart sürecinin ve Erim kabinesinin siyasi konumuna eklemlenmişti ve misyonunun kaderi de bundan soyutlanamadı. Şimdi, tanıyanlarının kaleminden olağanüstü niteliklerini okuduğumuz Kemal Derviş ne yapacak? Kemal Derviş'in geldiği zemin şu: -Ekonomik programın sorumluluğunu paylaşarak ortaya çıkan kriz sebebiyle istifa etmiş iki üst bürokrat. -Ve, çıkan krizin sorumluğunu üstlenmediği için istifayı düşünmeyen bir siyasi kadro... Herkes haklı olarak soruyor: -14 aydan beri devam eden programın tek patronu iki üst bürokrat mıydı? Kriz, onların bilgi-beceri eksikliğinden mi kaynaklandı ki, daha bilgili birisi göreve gelirse böyle bir kriz söz konusu olmasın? -Siyasi ekip, ekonomi konusunda hiçbir belirleyici etkiye sahip değil miydi ki, sadece bürokratik kadroyu değiştirerek işin içinden çıkma hakkını kendisinde görmektedir? "Ekonomi konusunda hiçbir belirleyici etkisi bulunmayan" ve "kendi içlerinden ekonomiyi yönetecek bir ekip çıkaramayan", yani ekonomi konusunda mutlak zaaf içinde olduklarını bilen üç partili koalisyon, şimdi Kemal Derviş'i istihdam etme amacıyla harekete geçmiş durumda. Kemal Derviş, bugüne kadar kullandığı aklını bugün de kullanıp şu soruları sormayacak mı? -Beni hangi göreve getirmek istiyorsunuz? -Diyelim Merkez Bankası Başkanlığı gibi bir görevse, Gazi Erçel'in hangi hatası sebebiyle kriz çıktı ki, bugün o görevden ayrılmış bulunuyor? -Ekonomik programın sonucu olarak böyle bir kriz çıktığında iki bürokrat ayrıldığı halde, siz hangi hüneriniz sebebiyle siyasî bir sorumluluk üstlenmeme hakkını kullanıyorsunuz? -Benim nasıl bir Merkez Bankası Başkanlığı yapacağımı düşünüyorsunuz, ya da benden nasıl bir başkanlık bekliyorsunuz? Ya benim çizgim sizin beklentilerinizle bağdaşmazsa? -Beni ekonomiden sorumlu başbakan yardımcılığı gibi bir göreve getirmeyi düşünmüş iseniz, bana sizin iktidarınızın ömrünün ne kadar olduğunu söyleyebilir misiniz? -Ekonomiden sorumlu başbakan yardımcılığım, kemer sıkma niteliği kaçınılmaz olan bir ekonomik politikayla, bu üç partiye seçmenler nazarında bazı bedeller ödetmek zorunda kalırsa, beni ne kadar destekleyeceksiniz? -Benim nasıl bir ekonomik program uygulayacağımı düşünüyorsunuz ki, onun arkasında olacaksınız? -Bu üç partide, ekonomiden anlayan hiç bir kimsenin bulunmadığı söylenemeyeceğine göre, ilerdeki zamanlarda çıkacak farklılaşmalarda, "partisiz" bir kişi olarak eleştirileri nasıl göğüsleyeceğim? -Ve ben de bir gün bağımsız bağlantısız bir kişi olarak başımı alıp gitmek zorunda kalırsam, siz yine yerinizde duracak mısınız? Türkiye ekonomisi o durumda ne olacak? Belki de Kemal Derviş, Türkiye'de siyasetin haysiyeti konusunda daha duyarlı davranacak ve "TBMM içinden ekonomik program üretecek bir ekip çıkmalı, TBMM bu görevi yapamıyor görüntüsü verilmemeli, bu siyasî alanın iflâsı olur, 12 Mart süreci bir ara rejim süreciydi" diyecek... Korkarım Ecevit, yaşadığı tükeniş psikolojisi ile, Hüsamettin Özkan'dan sonra Kemal Derviş'i bir payanda olarak görüyor. Ben Kemal Derviş'in, en azından böyle bir zaaf iklimine payanda olmayı düşünmeyeceğini sanıyorum. Düşünülen deneme, siyasi zaafı, bir güçlü adamla konsolide etme niyeti taşıyor. Oysa geçen 14 aylık dönem, bürokratik yeteneklerinden kimsenin şüphe etmediği iki üst bürokratla, IMF ve Dünya Bankasının akıldâneliği ile, gelip krize tosladı. Hem bu kadar umut yüklenen Kemal Derviş, kendisinden istenen görevi kabul etmeyiverirse ne yapacak Türkiye? Siyasetin ekonomiyi kavraması gerekiyor. Bu da Ecevit'in işi değil. Türkiye, Kemal Derviş'ten görev istemeden önce bu gerçekliği kavramalı. Ecevit "Ben gidersem hükümet bunalımı çıkar, bunun hesabını tarihe ve ulusa veremem" diyor. Bu ifade, gitmesi gerektiğini idrak ettiği anlamına da okunabilir. Ama demek ki ötesini göremiyor. Ona yardımcı olunmalı, TBMM, "Ecevit'ten sonra da Türkiye var olmaya devam edecek" mesajını verebilmeli.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |