|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
DEHŞET TABLOSU
"HÜKÜMET hangi yöntemi kullanırsa kullansın liranın düşüşü devam edecek. Yeni devalüasyonlar kapıda. Türkiye'nin AB tutkusu buharlaşıyor. IMF ve Dünya Bankası desteği düşen bir uçakta paraşüt dağıtmaya benziyor." Türkiye'de yaşanan ekonomik krizle ilgili tartışma uluslararası boyutta devam ediyor. Stratfor düşünce kuruluşu tarafından yayınlanan analizde, Türkiye'nin içinde bulunduğu durum dehşet ifadeleri ile anlatıldı. Analizde özetle şu ifadeler yer aldı: Türk bankaları, hükümet politikalarındaki değişikliklere iyi adapte olamadı. Eskiden bankalar, faiz gelirlerinden değil, ülkenin yüksek enflasyonunu manipüle ederek kar sağlardı. Bankalar dışarıdan dolar ödünç alacaklar sonra da bu paraları devlet tahvillerine yatıracaklardı. Bonolar yüksek oranlarda faiz getirisi sağlarken, dolar borçlanmalarının oranı düşükte kaldığı müddetçe bankalar karlarını her yıl biraz daha katlıyorlardı. Bankalar için kötü bir haber geldi: IMF ile yapılan işbirliği enflasyonu dize getirme konusunda başarılı olunca, hazine bonolarının kar payı da düştü. Bu durum bankaların içini boşalttı ve bir sürü borç ve can yakıcı dolar kredileriyle başbaşa bıraktı. Ankara para ve kur krizini önlemek için devreye girdi ve batan bankalara el koydu. Son iki yılda hükümet 12 bankaya el koymak zorunda kaldı. Ve yine krizi önlemek için hükümet, yatırımcıları ve tüketicinin güvenini korumak için ölmüş bankalara fon aktardı. Bloomberg'e göre, sözkonusu finansal can simidinin günlük bedeli 15 milyon dolar civarındaydı.
Avrupa tutkusu buharlaşıyorTüm bunlar Kasım 2000'de tıkanma noktasına ulaştı ve IMF ile Avrupa Birliği kurtarma harekatına girişerek, toplam 11,2 milyar dolarlık taze yardımda bulunmakla birlikte Türkiye'nin yıllardır AB'ye kabul edilme yönündeki hayalini güçlendiren tavizlerde bulundu. Bu iki kurumun çabaları ülke ekonomisini uçurumun kenarından kurtarmak için gereken nefesi aldırdı. 19 Şubat'ta Başbakan Bülent Ecevit ile Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer arasında yaşanan kavga ve Ecevit'in hükümetin 'ciddi bir kriz' içinde olduğu yönündeki açıklaması ortaya çıktı. İstikrarsızlık korkusu sermayenin ülke dışına kaçmasına yol açtı. Yatırımcılar kaçınca, Merkez Bankası Türk lirasını koruyabilmek için bir günde 7,5 milyar dolar harcadı. Ancak Merkez Bankası, IMF'in anti enflasyon programının mihenk taşı olan kur politikasını bir kenara bırakmak zorunda kalınca Türk lirası üçte bir oranında değer kaybetti. Türkiye'nin Avrupa tutkusu buharlaşıyor görüntüsü hakim oldu. Bu durum Türkiye'yi büyük sıkıntı içine soktu.
Liranın düşüşü devam edecekEğer hükümet IMF'in hazırladığı, borcunu ödeyemeyen bankaların kapatılmasını gerektirecek daha da sıkı programını uygulamayı kabul ederse, Türk seçmenlerin banka hesaplarının birçoğu yok olacak ve mevcut sermaye kırılacak. Siyasi belirsizlik ve iç ekonomide yaşanan karanlığın birleşimi sonucunda Türk lirası daha fazla devalüe olacaktır. Eğer hükümet kızgın halkı sosyal yardımlar ile yatıştırmayı denerse, IMF ilave yardıma izin vermeyecektir. Bankaların yaşamasına imkan vermek uzun vadeli ekonomik durgunluğu temin etse de bu yoldan gidilmesi halinde bile Türk lirasının değer kaybını önlemek mümkün görünmüyor. Hükümet hangi yöntemi kullanırsa kullansın liranın düşüşü devam edecek. Liranın zayıflaması ithalatların muazzam pahalı olmasına, yıllardır dizginlenmeye çalışılan enflasyonun yeniden sivrilmesine ve dolar bazındaki kredilerin havaya uçmasına sebep olacak. Yabancı kurla yeniden adlandırılan 15 milyar marklık borçla Türkiye, vazifesini yerine getirememe ihtimalinin korkunç olduğunun farkına varıyor. Başarısızlık Türkiye'ye yönelik uluslararası sermaye ve yatırımın kesilmesine yol açarken, uzun yıllardır yapılan ekonomik fedakarlıkları boşa çıkaracak ve politik tutkuların sönmesini gündeme getirecektir. İstikrarlı bir ekonomiye sahip olma gibi uzun vadeli planlar ise masadan kalkacaktır. Bu durumun Rusya'daki gibi rahatsızlık verici ve yalnızlığa mahkum kalmayla sonuçlanacağı kesindir. Başarısız olmuş bir Türkiye'nin AB tarafından kabul edilmesi ise asla mümkün olmaz.
Uçakta paraşüt dağıtıyorlarEkonomi uzmanları yeni ve oldukça genişletilmiş IMF ve Dünya Bankası desteğini tartışıyorlar. Ancak onların tazelenen çabalar, yeniden yapılanma veya yardım anlamına gelmekten ziyade düşmekte olan bir uçaktakilere paraşüt dağıtmaya benziyor. Bu destek, en sert önlemlerin alınmasını ve paraşüt yardımı bitene kadar mini bütçelerle yaşamayı gerektirecek. Sözkonusu önlemlerden birisi hiç şüphesiz ki devlet kontrolündeki tüm bankaların özelleştirilmesi olacaktır. Devlet tamamen değersiz bankaları topladığından, ülkenin ihtiyacı Başbakan'ın tahmini 25 milyar dolarından çok daha fazla gibi görünüyor. Lirayı düşüşten kurtarmanın en iyi yolu, yatırımcıların gittikçe azalan güvenini kazanmaktır. Türkiye bunu IMF'yle işbirliği yaparak garantiye alabilir ancak bir boşlukta sallanan sıradan Türk halkının çektiği acının azalmasını sağlamaz.
Türkiye'nin dev yardımlara ihtiyacı varTürkiye'nin ekonomik krizin üstesinden gelebilmesi için dev yardımlara ihtiyacı var. Çoğu Avrupalının Türklere yönelik antipatisine rağmen, bu dev yardım için en uygun yer Avrupa gibi görünüyor. Avrupa bankaları Türk kurumlarına borç verme konusunda oldukça faal. Türkiye başarısız olursa bu bankalar verdikleri 43 milyar doların çoğunu çöpe atmış olacaklar. Türk lirasının aniden düşüşü euro'nun da sallantıya girmesine yol açar. Yalnız başına bu bile AB'nin harekete geçmesi için yeterli bir sebep.
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |