|
|
|
|
Çok değer verdiğim bir dostum bugünlerde büyük sükutu hayaller yaşıyor. Senelerdir şifa bulmaz bir Ecevit hayranıydı. Hayranlık şimdilerde öfkeye dönüştü. Geçtiğimiz Pazartesi akşamı telefon ettiğinde kendiyle hesaplaşmaya da başlamıştı: "Ben senelerdir bu Ecevit'in peşinden gitmişim, kendimi affedemiyorum" diyordu. "'Sana haktır' diyeceksin ama yine de söylemeden geçemiyeceğim" dedi. "MGK toplantısından sonra içerde konuşulanlar hakkında bilgi soran gazetecilere: "resmi bildiri dışında MGK'da konuşulanlar hakkında dışarıya bilgi vermek suçtur' diyor, inanılacak gibi değil, bir millet ancak bu kadar aptal yerine konur. Geçen hafta içerde konuşulanları öfkeyle dışarıya taşıyıp ülke ekonomisini yangın yerine çevirirken niye bunu düşünmedin?" Dostuma beklediği gibi "sana haktır" cevabını vermedim, daha doğrusu veremedim. Son on yılı, bu süre içinde iktidara taşıdıklarımızı düşündüm. Bu süreç içinde "sana haktır" suçlamasına muhatap olmayan veya bunu haketmeyen içimizde kaç kişi var? Siyasi yelpazenin içinde var olan bütün partiler bu süre içinde iktidar oldu. Ve her parti kendi sempatizanının başını yere eğdirdi. Bu durumda galiba siyasi liderleri suçlamayı bırakıp kendimize dönmenin ve şu soruyu sormanın zamanı: Bu süreçte bizim hiç suçumuz yok mu? Kimisi İslam dünyasını kurtaracağım dedi, peşine düştük. Kimisi Türk dünyasını birleştireceğim dedi, inandık. "İki anahtar vereceğim" diyene de kandık, "toprak işleyenin, su kullananın" diyene de. Anamızı, babamızı bırakıp kendimize yeni analar, babalar bulduk. Bunu yaparken de bağlandıklarımıza bir müridin şeyhine bağlandığı gibi bağlandık, gassal elindeki meyyit gibi itaatkar olduk. Hiçbir kusuru onlara layık görmedik. Onlar uçmadı biz uçurduk. "Demokrasilerde siyasi liderleri şeyh mevkiine koymak yok" diye düşünmedik. Bu ne biçim demokrasi ise partilerin başına geçenler kayd-ı hayat şartıyla geçiyorlar. Siyasi partilerin monarşik esaslara göre yönetildiği bir sistemin demokratik refleksler ortaya koyması mümkün mü? Bakınız sayın Ecevit ne diyor: "Şu şartlarda istifa edersem halkıma ve tarihe karşı sorumluluklarımı yerine getirmemiş olurum". Her halde Ecevit halkın "bizi bırakıp gitme!" diye kanlı göz yaşı döktüğünü düşünüyor, onları yüzüstü bırakamam diyor. Bunun literatürdeki ismi 'nasizm'dir, kendine hayranlık, kendine aşık olma. Bütün liderlerimizde narsizmin değişik tezahürlerini görebilirsiniz. Ve samimiyetle itiraf edeyim ki bunun sebebi biziz. Aslında bu liderler, siyasete atıldıklarında bizim gibi birer insandılar. Öyle teveccüh gösterip, öyle putlaştırdık ki bu sayın liderler de "galiba millet haklı, ben olağanüstü bir insanım" diye düşünmeye başladı. Yaşımıza başımıza bakmayıp bu liderlerin ellerini öpen biziz, her fırsatta uğruna kurbanlar kesen biziz. Parti gruplarının toplantılarına dikkat ediniz. Sayın lider konuşmak için kürsüye çıkıyor, milletvekilleri ayağa kalkıp koro halinde alkışlıyorlar. Sözleri bitip yerine geçiyor, yine ayakta alkış. Zannedersiniz ki bu liderler senede bir defa çıkıp konuşuyorlar. Hayır her vesileyle, her grup toplantısında konuşuyorlar. Söylediklerinin hiç duyulmamış şeyler olmadığını da düşünmeyiniz. Çoğu kere sıradan şeylerdir söyledikleri. Akşam haberlerinde yer almanın bir vesilesidir bu grup konuşmaları. Böyle her vesileyle yücelttiğimiz, yüceltirken de hiç sınır tanımadığımız bu insanlar narsist olmasınlar da ne yapsınlar? Öyle ise önce iğneyi kendimize batıralım. Bu liderleri bu hale biz getirdik. Aslında bu insanlar aynen bizim gibidir: Yerler içerler, uyurlar, horlarlar, esnerler, inanmayacaksınız ama aynen bizim gibi tuvalete giderler, banyo yaparlar, yürürken tökezlerler ve birgün gelir ölürler. Firavunlar Mısır halkına tanrı gibi görünmek için altından yapılmış ve kendilerini arslan gibi gösteren büyük masklar takarlarmış. Halen Mısır müzelerini süsler bu masklar. Şimdi bu masklar bizim zihinlerimizde. Liderlere baktığımızda bu masklar sebebiyle onları yarı-tanrısal varlıklar olarak görüyoruz. Yarı-tanrısal varlıkların dilediklerini yapma hakları vardır, biz kullara ancak itaat düşer.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |