T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

Derviş, Özal ve teknokratlar hükûmeti

Kemal Derviş, Bülent Ecevit'in teklifini kabul eder de ekonominin dümenine geçerse, kaybolan güven bunalımı yeniden tesis edilebilir.

Bizim vatandaşımız, lehinde birkaç söz duyduğu, üstelik bir iki kararlı icraatını gördüğü insana çabucak inanır; hakkında müsbet düşünür ve iyi niyetle onu desteklemeye çabalar. Derviş'in yurt dışında çalışması, Dünya Bankası'nda başkan yardımcılığı görevine yükselmiş olması, artı puanlardır. Eloğlunun takdirine uğramış, üzerinde "dünya" etiketi taşıyan bir ekonomist, bizler için farklı bir cazibe merkezi oluşturacaktır.

Ama Kemal Derviş'in, mutlaka ekonominin dümenine geçmek için direnmesi lâzım. Sadece Merkez Bankası Başkanlığı ile, topal ördek manzarası çizmekten öteye gidemez.

Ekonominin dümeni

Hükûmete ve özellikle, Ecevit'in ekonomi konularındaki performansına güven duyulmuyor. "Bu hükûmet alternatifsiz, zira IMF programını sonuçlandırmak yükümlülüğünü taşıyor" diyenler, program çöktükten sonra, yıpranmış ve başarısız olmuş bir başbakanla yola devam etmek istemiyor. Ecevit'in iktisaden donanımlı olmadığı biliniyordu. Bu olguya bir de yaş faktörü eklenince, başarısızlığı bizler için bir sürpriz teşkil etmedi. Buna mukabil bazıları, hayal aleminden yeni kurtuldu; takke düşünce keli fark etti.

Ecevit ile yola devam edilemez düşüncesi işçi ve işveren çevrelerine hâkim. Edilecekse de, ekonomide bilgili bir muhatap gerekir.

İşte Sakıp Sabancı, konuşmalarında bu düşüncelere tercüman oluyor: "Ekonominin dümenine birini oturtmalı ve onu rahat bırakmalıyız" diyor.

Özal'ın kaderi

Bir nevi, 12 Eylül döneminin Özal formülü gibi bir şey. Özal, Demirel Hükûmeti 24 Ocak kararlarını alırken, müsteşardı. Ama bakanlardan güçlü bir konumdaydı. Sonra, Ulusu Hükûmeti'nde ekonomiden sorumlu bakan oldu. Bunu takiben siyasete atıldı ve DYP ve SODEP'in seçime sokulmaması sayesinde başbakan koltuğuna oturdu.

İster misiniz, politikaya da meraklı olduğu belirtilen Kemal Derviş'i benzer bir kader bekliyor olsun.

Derviş'in 1970'li yıllarda Ecevit'in ekonomi danışmanı, 1990'lı yıllarda ise Cem Boyner'in arkadaşı ve YDH'nın kurucusu olduğu meydana çıktı. Acaba, Cengiz Çandar, Mehmet Altan gibi, Kemalistlerin "İkinci Cumhuriyetçi" diye karalamaya çalıştığı ama esas itibariyle çağdaşlık adına hak ve özgürlükleri savunan biri mi?

Beyin kabinesi

"Ekonomi ile ilgileneceğine göre siyasetteki pozisyonu önemli olmaz" diye düşünenlere hatırlatmak isterim.

Kemal Derviş ile yeni bir Özal vak'ası yaşanacaksa, siyasi görüşleri önemli değil mi?

Böyle bir ihtimalden çekinenler ve arzulayanlar arasında çıkan taktik savaşlarında Kemal Derviş harcanır mı? Derviş bir teknokratlar hükûmetinin ilk adımını teşkil eder mi?

Bütün ihtimaller tartışılırken, belki de dereyi görmeden paçalar sıvanırken, 12 Mart'ta kurulan ve teknokrat ağırlıklı isimlerden oluşan "Beyin kabinesi"nin başarısızlığı unutulmamalı. Siyasi partilerden alınan birkaç temsilci ile, alanlarında sivrilmiş siyaset dışı kişiler biraraya getirilerek Nihat Erim hükûmeti kurulmuştu. Sonunda, ekonomik konularda derin bilgisi olduğu söylenilen Atillâ Karaosmanoğlu başta olmak üzere, kabinenin teknokrat ayağı "reformlar engelleniyor" diye istifa etti. Bir süre sonra, Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel, kabinedeki AP'li üyelere çekilme emri verdi. Bu talimatını dinlemeyen siyasetçi bakanların da, politika ile ilişkisi kesildi. Ecevit CHP'de yönetimi İnönü'den devralmıştı. Zaten, Nihat Erim Başbakan olur olmaz "12 Mart bana karşı yapıldı" diyerek genel sekreterlikten istifa etmiş ve parti içi mücadele başlatmıştı.

Kısacası 12 Mart'ta kurulan "Beyin kabinesi" her türlü desteği kaybederek tamamen muallakta kaldı.

Demirel, Beyin kabinesini, 1912'de, Gazi Ahmet Muhtar Paşa riyasetinde kurulan "Büyük kabineye" benzetirdi. Gazi Ahmet Muhtar Paşa, sadaret mührüne nail olur olmaz, çok güçlü isimleri, eski nazır ve sefirleri biraraya getirdi. Üyelerinin ağırlığı yüzünden halkın "Büyük kabine" adını taktığı bu hükûmetin ömrü ancak birkaç ay sürdü. Üyelerin aralarında görüş ve düşünce birliği yoktu. Sadece şöhretli isimler biraraya toplanmıştı.

Siyaset üstü formüller

Büyük kabine gibi Beyin kabinesi de kayda değer bir icraat gerçekleştiremeden çöktü.

Sonunda kazanan gene politikacılar oldu. Daha doğrusu CHP Ecevit'le birlikte değişim rüzgârını yakalamış ve siyaset alanını genişletmeyi başarmıştı. 1973 seçimlerinde, CHP, AP'yi geride bırakarak birinci parti olabildi. MSP'yi de koalisyon ortağı olarak iktidara taşıdı. 12 Mart'tan taze bir umutla çıkılıyordu. Siyaset yeniden egemenlik tahtına oturuyordu.

Şimdilerde gene etrafta teknokratlar hükûmeti sözü dolaşıyor. Sakın, siyasetin iyice tıkandığı bir noktada, Ecevit'i tasfiye eden siyaset üstü formüller üretiliyor olmasın?

Yolsuzlukların takipsiz kalması, yolu tıkayan bazı bakanların halâ koltuklarını muhafaza etmesi, bu gibi formüllerin meşruiyet tabanını oluşturur mu?

Cumhurbaşkanı, Devlet Denetleme Kurulu'nu devreye sokunca, Ecevit rahatsız oldu. Yolsuzluk konusunun, MGK'da, askerler önünde dile getirilmesi de başbakanı çok sinirlendirdi. Geçtiğimiz günlerde, Tümgeneral Osman Özbek, alışılmadık bir şekilde, Adalet Bakanı'na gidip, bilirkişilerin değiştirilmemesi gereğini hatırlatmıştı. Bu arada, Mesut Yılmaz ve Hüsamettin Özkan'ın Ecevit'i yönlendirildiği iddiaları Ankara kulislerinde dolaşıyor. Özkan, Yılmaz ve Ersümer'in tasfiye edilmesine ilişkin yoğun bir kampanya var.

Temizel ve Sabah

Hatta Zekeriya Temizel bile, dedikoduların hedef noktasına oturtuluyor. Sözde, Medya Holding'in defterlerinde Zekeriya Temizel'e İstanbul Belediye Başkanlığı kampanyası sırasında 1.7 trilyon lira verildiğinin kaydı varmış.

Temizel bu istikametteki bir soruya "Parayı partiden aldım" cevabını verdi.

Temizel hakkında dedikoduların çıkma sebebi Etibank işinin gecikmesi.

Off-shore dosyası, suç duyurusu ile İstanbul DGM'ye ulaştı. Ama dosyanın içinde hiç delil ve bilgi yokmuş. Bu yüzden İstanbul DGM soruşturmayı yürütemiyor.

Peki esas doysa nerede? Gene iddiaya göre, Zekeriya Temizel üç murakıbın hazırladığı raporu bir de Yeminli Murakıplar Kurulu ne diyor gerekçesiyle geri göndermiş.

Acaba, adalet yerini bulsun düşüncesinden kaynaklanan bir hassasiyet mi söz konusu? Yoksa Kurul, siyasi baskılara açık bir konumda mı?

Nedense Temizel, Egebank hususunda gösterdiği cesareti burada sergileyemiyor.

Öğrenmek isteriz. Gerçekten, Kurul'un da görüşü alınsın diye Etibank dosyası geri gönderildi mi?

Devlet Denetleme Kurulu bence Etibank'ın işini sıkı tutsun.

Fona devredilen bankalardaki yaygın uygulama şöyle. Bankayı satın almadan önce, talipliye gayrinakdi kredi (teminat mektubu) veriliyor. Talipli, sonradan bankanın sahibi oluyor. Taminat mektuplarının karşılığında özellikle kamu bankalarından şirketleri için kredi alıyor. Bu kredilerle, bankanın parasını ödüyor, eski patrona. Böylece cebinden para harcamadan sahip oluyor bankaya. Bilahare back to back ve depo işlemleri ile halkın mevduatını cebe indiriyor.

Hadise bu kadar açıkken, murakıplar aylardır neyi inceliyorlar? Acaba yolsuzlukların örtbas edilmesinin formülleri mi aranıyor?

Lâfa, Kemal Derviş ile başladık, nereye kadar geldik.

Ama bütün arayış ve spekülasyonlar siyasetteki tıkanmışlığın bir sonucu.

Yolsuzluklardan temizlenemeyen bir hükûmet, S.O.S veren ekonomi, yaşanan güven bunalımı ve hatıra gelen farklı formüller.

En doğrusu çözümü siyaset içinde bulmaktır.

Not: Dünkü yazımızda Egebank'ın takipteki alacakları için, avukatlara çok yüksek ücret ödendiğini yazmıştım. Egebank'ı başhukuk müşaviri Mehmet Tural aradı. 1)Fona devredilen bütün bankalarda aynı uygulamanın olduğunu söyledi. 2) Söz konusu yüksek oranların, trilyonluk takipler için değil, kredi kartı gibi bireysel takiplerde uygulandığını belirtti. 3) Ayrıca bu oranların kendi şahsi inisiyatifi ile değil, bankanın yeni yönetim kurulunun kararıyla devreye sokulduğunu hatırlattı. 4) "Avukatlara ödenen ücretler Bankalar Yeminli Murakıplar tarafından incelenmiş ve bir usulsüzlük bulunmamıştır. Ayrıca Şişli Cumhuriyet Savcılığı da takipsizlik kararı vermiştir" dedi.


2 Mart 2001
Cuma
 
NAZLI ILICAK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED