|
|
|
|
İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın izleyenleri şaşırtan ve bir o kadar da gülümseten davranışlarını geçen gün Cengiz Çandar pek güzel özetlemişti: "Sadettin Tantan heyecanlı bir hatip. Hangi konuda konuşsa, seçtiği sözcükleri öyle vurguluyor, sesine öyle titreşim veriyor ki, 'yüreğinden konuşuyor' izlenimini alıyorsunuz." Çandar, haklı olarak, "Tantan" denince akla gelmemesi mümkün olmayan "Tapınak Şövalyeleri" adlı masal kahramanını da hatırlatmıştı: "Gelgelelim 'Tapınak Şövalyeleri' o gün bugündür ortalıkta at koşturuyorlar; ama Tantan'ın sesindeki hisli titreşimler ve yolsuzluklara karşı mücadele kararlılığında bir fark yok." Çandar'ın sözünü ettiği bol "hisli titreşim"li konuşma TESEV'in "Türkiye'de yolsuzluklar" konusunda yaptığı bir araştırmanın tanıtıldığı toplantıda yapılmıştı. Toplantının baş konuşmacısı İçişleri Bakanı, TESEV araştırmasından çıkan "baş" rüşvet alanlar sınıfı da polislerdi. (Dikkat ederseniz "Teşkilat"tan söz etmiyorum; tabii ki "münferiden"!) Artık izlemeyenlerin de haberdar olduğu gibi, Tantan son "hisli" konuşmasını 32. Gün programında yaptı. Tartışmanın kendisi de "hisli"ydi. Stüdyoda Birand ve Tantan, telefonda Aydın Doğan... Sadece Tantan değil, Doğan da "heyecanlı bir hatip". Ayrıca Doğan'ın "programa dışarıdan katılmak" gibi bir alışkanlığı da var. Hatırlarsınız, birkaç yıl önce NTV ekranındaki bir programa yine telefonla katılıp, bu kez Çiller'le ne yaman bir polemik yapmıştı... Demek o da bunu seviyor; elinde onlarca yayın organı bulunmasına rağmen, akşamları ekran başına geçip "telefonla" programa katılmak! Ancak bir yanlış anlamaya fırsat vermemek için son polemikle ilgili yorumumu peşinen söylemek istiyorum: Gönlümüz "Patron"dan yana olmasa da, Tantan-Doğan polemiğinin galibi hiç kuşkusuz "Patron"dur. Ve Aydın Doğan, birkaç gönül alıcı söz dışında, Tantan'a ne dediyse hepsinde de haklıdır... Bağırıp çağırmasında, öfkelenip işi sonunda "kendimi asarım" gibi bir melodrama dönüştürmesinde de... Peki ya Tantan? Bu "heyecanlı hatip"in haklı olduğu hiçbir husus yok mudur? Maalesef yoktur. Önce Dışbank'la ilgili iddialar olduğunu ileri sürmek, sonra adım adım gerileyerek "Kamu bankalarında yolsuzluk var dediniz, ben de kamu bankalarıyla birlikte özel bankalarda da yolsuzluk olduğunu söyledim. Bunların arasında Dışbank'ın da bulunduğunu ifade ettim. Bunun varolup olmadığı ile ilgili kesin bir bilgimiz yok" demenin haklı bir yanı olabilir mi? Tantan'ın "Halkın hakkının geri ödenmesi lazım" gibi "hisli" cümlelerle başlayıp "Dışbank'ı suçlamak için bir sonuç yok. Onu yanlış anlamayın, içerde bankacılıktan yatanlar haykırıyorlar" diye devam eden belagatının kime hayrı dokunur ki... Heyecanlanıp ortaya atılan doğru dürüst temellendirilmemiş bir sürü iddia ve Doğan'ın karşı ateşi karşısında tez elden ricat ederek "İnsanlarımız rahat olsun. Siyasetçilere güvensin. Sonuna kadar her şeyi adaletli bir şekilde bunları bilmesi için çalışıyoruz. Bir gerçek var ki, herkes aslına geri dönmekten kurtulamaz" türünden bir sürü esrarengiz laf etmek... Bir İçişleri Bakanı böyle mi davranmalıdır? Tantan-Doğan polemiğinin "rapor"lara ilişkin bölümü de çok heyecan vericiydi. M.Ali Birand'ın Dışbank'a ilişkin iddialarla ilgili rapor olup olmadığını sorması üzerine Tantan şöyle dedi: "Rapor vardır herhalde. Biz hiçbir zaman raporsuz konuşmayız zaten. Devletin arşivlerinde her şey vardır. Devletin arşivleri insanları hiçbir zaman yanıltmaz. Ama o rapor o günkü şartlara göre tutulmuştur. Bugünkü şartlara göre ayrıdır."(!) Şu halde bir bakın! "Devletin arşivleri insanları hiçbir zaman yanıltmaz" sözleriyle kendinden son derece emin başlayan bir cevap, "Ama rapor o günkü şartlara göre tutulmuştur" sözleriyle nasıl da çark ediyor... Ve de bu arada "Bir şey yoksa biz de çıkar Aydın Doğan'ı öperiz, helâl olsun deriz" gibi tatsız mı tatsız ödüllendirmeler! Can sıkıcı, hepsi ama hepsi çok can sıkıcı şeyler... Evet bir kez daha söyleyeyim: Hiç şüphe yok ki bu polemiğin galibi "Patron"dur! Öyle de olması lazım; "Patron mu hukuksuzluk mu?" sorusunu tabii ki "Patron" diye cevaplayacağız! Ne yapalım? "Patron" hiç değilse bildiğimiz Patron; ama ya "öteki", onun aklı çok daha karışık değil mi?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |