T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

Bu defaki kurbanlar Türk gazetecileri!..

Tüm sayın okurlarımın "Kurban Bayramı"nı tebrik ederek söze girmek istiyorum..

Gazeteci meslektaşlarıma söyleyecek sözüm yok.. Çünkü Türk basınına Kurban Bayramı, bugünden aylar önce geldi..

Önce "Sabah"tan kurbanlar verildi. Derken "Hürriyet", "Milliyet"te kurbanlar seçildi.. Ve "Star" çalışanları da, bayram beklenilmeden, kurbanları seçip çıkardılar aralarından..

Bu bayramı, binlerce gazeteci, işsiz karşılıyor..

"Birinci 28 Şubat"ta (1997) devletin parasına bağımlı kılınan medya sermayesi, "ikinci 28 Şubat"ta (2001), çalışanlarının ekmeğini keserek, "yeni dönem"e geçiş hazırlığı yapıyor..

Koç gibi yazarlar, çizerler kapı dışarı ediliyor..

Ve geride kalanlar, "Kuzuların Sessizliği" içinde..

Çünkü kuzular, kesimden kurtulabilir.. Kuzudan kurban olmaz..

Yıllardır aynı sütunlardan, her gün okurlarının karşısına çıkan yazarlar, sanki hiç yaşamamışlar ve o gazetelerde hiç bulunmamışlar gibi..

Okurlarına, bu yazarların artık yazamayacakları, duyurulmuyor bile..

Sanki bir "sözde yazar-kırımı" oldu..

Ve bunu da, kimse kabul etmiyor..

Aslında, ben de bu sürecin benzerlerini defalarca yaşadım..

Yıllarca yazıyorsunuz, çiziyorsunuz, koşuşturup duruyorsunuz.

Ve bir anda, size işinizin bittiği, bir "irade" tarafından tebliğ ediliyor..

O güne kadar, isminizin önünde, çalıştığınız gazetenin adı anılıyor..

Milliyet yazarı Umur Talu..

Sabah yazarı Can Ataklı..

Hürriyet yazarı Kurthan Fişek..

Böyle yapılıyor panellerdeki ve televizyon programlarındaki tanıtımınız..

Ve bir anda, sadece "gazeteci-yazar" olarak kalıveriyorsunuz..

"28 Şubat"ta Sabah'ta susturulunca, beni de "gazeteci-yazar Mehmet Barlas" diye tanıtanlara isyan etmiştim..

-Ben gazeteci-yazmazım, demiştim..

Böyle bir durum işte..

Eğer medyada rekabet ve birden fazla basın sermayesi olsa, bu durum çok uzun sürmez.

Çünkü yetişmiş, deneyimli, mesleği bilen isimlere, her zaman iş vardır, ihtiyaç vardır..

Ama medya önce kartelleşip, sonra da tekelleştiyse, durum farklı olur..

Şimdi durum bu..

Bırakın, çalışanları kimin istihdam ettiği meselesini..

Şu anda Aydın Doğan, Dinç Bilgin'i de istihdam etmiyor mu?

Ve tekel medyası, bırakın birbirleriyle rekabet etmeyi, mümkün olsa tek gazeteye beş gazete logosu basıp, 6 sayfa halinde çıkacak..

Kağıdın ton fiyatı, 900 doları geçti..

Mümkün olsa, hepsi birden "Resmi Gazete"ye paralel başlıklarla çıkacak..

-Uçurumun eşiğinden döndük..

-Derviş moralleri düzeltti..

-Koalisyon hükümeti sapasağlam ayakta..

1960'larda, Mısır diktatörü Cemal Abdülnasır'ın bir resmi gazetesi vardı..

Adı "El Ahram"dı..

"28 Şubat"ın kadroları da, medyayı kamunun parasına bağımlı kılarken, bütün gazeteler "El Ahram"a döndü..

Daha doğrusu "El Haram" oldu bunlar..

Cep-to-cep bankacılıkla, kamu bankalarına da, özel bankalara da "El Aman" dedirttiler..

Ve şimdi, böyle bir Kurban Bayramı yaşıyor bizim meslektaşlarımız..

Bayramdan önce kurban edildiler..

ŞAKA

Soru-Cevap

SORU- Öğrenci Temel'in diğer öğrencilerden farkı nedir?

CEVAP- Öğretmen tahtada yazılı olanları silmeye başlayınca, öğrenci Temel de defterinde yazılı olanları siler..

SORU- Temel'in cenazeye gittiğini nasıl anlarsınız?

CEVAP- Elindeki hediye paketinden..

KISSADAN HİSSE- Durum ne kadar zor olursa olsun, "Bayram"da biraz gülümsemek şarttır..

YENİ DÖNEM

Post-modern ara rejim!..

Farkında değil misiniz? Bu bir, "post-modern ara rejim"dir..

Artık tanka, tüfeğe ihtiyaç yok..

Radyoyu televizyonu ele geçirip, "yönetime el koyduk" açıklaması da yapılmıyor..

"Post-modern darbe"nin nasıl yapıldığını "28 Şubat"ta gördük..

Şimdi bu "süreç" bitti.

Hem de fiyasko ile bitti.. 28 Şubat sürecinin kadroları, siyaseti de, ekonomiyi de, dış politikayı da, yüzlerine gözlerine bulaştırdılar..

Ve sonunda, hem "bölge"de istikrarsızlık unsuru olabilecek bir "Türkiye krizi" doğdu.

Hem de dünya piyasalarını da sarsan bir "hortum ekonomisi modeli" çıktı ortaya..

Bu model, dipsiz bir kuyu gibi, "dünyanın parası"nı da, emip, bitirmeye başladı..

Kemal Derviş'in Amerika'dan gönderilmesi ve O'na "koalisyonun 4'üncü ortağı" konumu verilmesi, "eski post-modern ara rejim"in, yani "28 Şubat"ın bitimini gösteriyor..

Kanıt mı?

Mesut Yılmaz, grubuna "Merkez Bankası'na başkan geliyor" diye açıklarken, karşısında eşit bir ortak bulmadı mı?

Bakalım bundan sonra neler olacak?

Kimler siyasetten ve ekonomiden tasfiye olacak?

Tabloyu iyi görelim.. "Eski", bitti..


5 Mart 2001
Pazartesi
 
MEHMET BARLAS


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED