T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

Şiddet toplumunda kurban

Baskı ve şiddetle kan dökmenin bir öğreti haline geldiği günümüzde, kurban kesmenin yeri ve önemi daha bir artıyor. Kurban kesmenin hedefi, bıçakla akıtılan koyun kanıyla, insanın saldırganlığını yok etmeye çalışmaktır. Saldırganlıktan keyif alanlar, koyun kanı akıtmazlarsa, insan kanı akıtırlar. Malraux'nun dediği gibi: "İktidar öldürmeye muktedir olmaktır." Bütün savaşların kaynağında iktidar hırsı vardır.

Yıllar önce Norwich'te Abdülkadir Es Sufi'den dinlemiştim. İslam'ın ilk yıllarında camide iki kişi tartışırken, biri çok öfkelenerek, kendini camiden dışarı atar. O kadar öfkelenir ki, karşısına çıkan devenin başını bir kılıç darbesiyle yere düşürür. Sonra kendine gelip, çevresine ne yaptığını sorduğunda, yakınları "O deveyi kesmekle bir insanla birlikte bütün insanlığı öldürme sorumluluğundan kurtuldun" derler.

Bugün "Kurban Bayramı". İster Tokyo, ister New York'ta yaşasın, dünyanın her yerinde gücü yeten bir Müslüman kurban keser. Hz. İbrahim ve oğlu İsmail'in yüzyılların içinden süzülüp gelen geleneği, Kıyamet'e kadar bütün insanlığa ışık tutacaktır. Çünkü onlar insanın değil, koyunun kurban edilmesinin yolunu açtılar. Onların izleyicileri koyunun insanın yerine kurban edildiğini hiçbir zaman unutmadılar.

Müslüman toplumlarda kurban açık bir biçimde herkesin gözleri önünde kesilir. Herkesin kurban kanı akıtmasına özen gösterilir. Kurban kanı akıtmayanlar, iktidarlarını korumak için binlerce insanın öldürülmesine alkış tutarlar. Stalin ve Hitler iktidar olmak için, kan dökmekte üstüne olmayanların başında gelir.

Bireysel ve toplumsal güç ve başarının kaynağında insan kanı değil, kurban kanı vardır. Çünkü kurban, imtihan edilmenin, fedakarlık ve feragatte bulunmanın yalnızca bayramlarda değil, her zaman ve her yerde başvurulan evrensel yoludur. Kurban kesen İbrahim'ler olmazsa, Nemrut'lar kültürden ekonomiye her alana egemen olurlar.

Nemrut'ların ateşine karşı, her yerde kurban olmaya hazır İbrahim'lere ihtiyaç var. Bunun için Sezai Karakoç "Sürekli olarak kendini medeniyete adayan sanatçılar, bilim adamları, askerler, devlet adamları, inanç kahramanları onu yaşatan kurbanlardır" demeyi, varolmanın temel şartı olarak görür.

Dayatmacılar, İslam kültür ve medeniyetini toplum hayatından söküp çıkarmak için "postmodern" darbe dahil, her yol ve yönteme başvurmaktan geri durmadılar. Bir ülkenin, bir toplumun merkezini oluşturan değerlere dinamit konulursa, bugün olduğu gibi, geriye soygun, vurgun, açgözlülük, şiddet ve saldırganlık kalır.

Kurbanın evrensel amacı koyun, bıçak, kan ve acıyla insanın saldırganlığını tedavi etmektir. Kimse doktorun bıçağını vahşetin simgesi olarak gösteremez.


5 Mart 2001
Pazartesi
 
NAZİF GÜRDOĞAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED