|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şener Akyol tarafından, bankaların içinin boşaltıldığı şu günlerde, çok enteresan bir eser yayınlandı. "Banka Sözleşmeleri" adını taşıyan kitapta, bankaların kendi menfaatini daima ön planda tutan tutumundan, her çeşit banka muamelesinde tatbik edilen kurallar ve formüllerden, sonunda sürpriz ve şok etkisi yaratan uygulamalardan korunmak için, bilinmesi gereken hukûkî yolların çok detaylı bir şekilde güçlü ve açık bir dille açıklaması yapılmaktadır.
Banka sultasıBüyük hukukçu, merhum Ord. Prof. Dr. Kemâleddin Birsen'e armağan edilen eserin önsözünde yazar şöyle demektedir: "Banka kredisi açma sözleşmelerindeki banka sultasına temas ederek bankaların, müşterilerini köleleştiren ve kelepçeleyen sözleşmelerinin, banka çıkarına görülse de bankacılığın yararına olmayacağını 30 yıl önce yazmıştım.. Önce, 1995'te arkasından 2000 yılında bazı bankalara T.C. Merkez Bankası Mevduât Sigorta Fonu el koydu.. Sonra Bankalar Kanunu değişti.. (Ben söylemiştim) demenin, hem yararı yoktur, hem de sorumluluktan kaçma gibi selim olmayan yönü ve yakınını töhmet altında bırakan bir ağırlığı vardır."
Olaylardan ders alalım
Prof. Akyol; eserin 83. sayfasında, kredi çeşitlerini (13 çeşit) açıkladıktan sonra kredi yolsuzluklarına geçmekte, II. Dünya Savaşı'nda İsviçre bankalarının, Nazi tehlikesini görüp paralarını İsviçre bankalarına yatıranların hesaplarını nasıl yokettiğini, hattâ, bunları Gestapo'ya nasıl ihbar ettiğini belirttikten sonra "Ülkemizle alakası olmayan bu olaylardan ciddî dersler çıkarmak üzere hukukçuların aydınlatılması bir görevdir" diyor.
|
|
|
|
|
|
|