|
|
|
|
Hükümetin iradesi dışında ekonomik gerçeklerin zorlamasıyla gerçekleşen devalüasyondan sonra çözüm olarak sunulan Kemal DERVİŞ olayı, Türkiye gibi sürekli dayatılan ülkeler açısından sürpriz kabul edilmemelidir. Tabanını ve toplumun güvenini kaybetmiş, ülkeyi tarihin en ağır ekonomik bunalımlarından birisine sürüklemiş bulunan bir hükümetin halen iktidarda tutulması kadar büyük bir dayatma yanında Kemal DERVİŞ'in göreve getirilmesi son derece hafif kalır. Portekiz'de 116 yıllık tarihi köprünün çökmesi neticesinde meydana gelen ölümlerden kendisini sorumlu tutarak görevinden istifa eden Portekiz Ulaştırma Bakanı'nın onurlu davranışını bu hükümetten kimse beklemiyor. Ancak, en azından ülkeyi selametle seçime götürmeleri, Türk milletine yapabilecekleri son iyilik fırsatıdır. Öyle anlaşılıyor ki hükümet bu şansı da kullanmak istemiyor. Kemal Derviş'in yapacakları
Kema DERVİŞ ekonomilerin düzlüğe çıkartılması için bilinen politikaların dışında orijinal bir program ve yönteme sahip değildir. Onun bildiğini bütün ekonomistler de bilmektedir. Çağdaş ekonomi biliminin sahip olmadığı ve uluslararası ekonomi literatüründe yer almayan ve sadece Sayın DERVİŞ'in dağarcığında bulunan mucize bir çözüm yoktur. Zaten Kemal DERVİŞ bir bilim adamı değil, pratisyendir. Orijinal model geliştirme alt yapısı ve donanımına sahip değildir. Bir an Sayın DERVİŞ'in elinde orijinal bir model bulunduğunu kabul etsek dahi, Türkiye'nin denenmemiş ve test edilmemiş bir programın belirsizlik riskine girme imkanı ve şansı bulunmamaktadır. Türkiye'de ve dünyanın birçok ülkesinde uygulanan, fakat sonuç alınamayan programlardan biri Kemal DERVİŞ tarafından tekrar denenecektir. Türkiye, IMF ve Dünya Bankası tarafından desteklenen istikrar programlarının tamamında bu iki kuruluşun reçetelerine büyük oranda sadık kaldı. 2000 yılı başında hayata geçirilen ve devalüasyonla noktalanan programın her aşaması IMF ve Dünya Bankası tarafından denetlendi ve yönlendirildi. O günlerde Dünya Bankası'nda üst düzey yöneticiliği yapan Kemal DERVİŞ'in bilgi birikimi ve tecrübelerini Türkiye'den esirgediğini kimse düşünmüyordur herhalde. Özetlemek gerekirse, Kemal DERVİŞ'in hiçbir özelliği bulunmamakta olup en fazla herkesin bildiğini bilmektedir. Herkesin bildiği de ülkemizde defalarca denenmiş ve sonuç alınamamıştır. Kemal DERVİŞ'i cazip kılan 25 milyar dolarlık kaynak iddialarıdır. Henüz somut bir adım atılmadığı için iddia olarak tanımlamakta fayda var. Kemal Derviş'in zorlukları ve beklenen zaaflar
Kemal DERVİŞ küçümsenmeyecek bir dezavantajla başlamaktadır işe. Uzun yıllardan beri ülke dışında yaşamaktadır. Türkiye şartlarını ve spesifik özelliklerini programına kısa sürede değişken olarak dahil etmesi mümkün değildir. Bir başka ifade ile Sayın DERVİŞ'in programı eksiyle başlayacaktır. Sayın DERVİŞ'i bekleyen en büyük problem iç borç stoku ve önümüzdeki bir kaç ay içinde yapılması gereken itfalardır. IMF destekli programlarda, itfa edilecek Hazine Bonoları için yeniden borçlanma dışında bir seçenek bulunmamaktadır. Piyasaya çıkan para eğer Hazine tarafından çekilmez ise dövize yönelecektir. Katrilyonlarca liralık paranın dövize yönelmesi yeni bir devalüasyon anlamına gelir. Dalgalı kur uygulamasında döviz talebi, sabit veya çıpaya bağlanmış kura göre daha fazladır. Paranın dövize gitmesinin engellenebilmesi için yüksek reel faiz ödenmesi kaçınılmazdır. Türkiye'de sermaye ve özellikle bankalar, ortalama % 25-30 civarında bir reel faizi yakalamadan devlete borç vermekte gönülsüz davranmaktadır. Yüksek reel faizin, her yıl milyarlarca dolarlık kaynağın spekülatif yabancı sermaye tarafından yurt dışına çıkarılmasına yol açtığı tartışma dışıdır. Bu tür programlar ayakta kalabilmeleri için sürekli harici kaynağa ihtiyaç duymaktadır. 1999 yılında alınan 12 milyar dolar, 2000 yılının Kasım ayında sağlanan 10.4 milyar dolar ve şu anda telaffuz edilen 25 milyar dolarlık imkanlar, klasik IMF programlarının bu zaafını açıkça ortaya koymaktadır. Sağlanan kaynakların dış borç stokumuza ilave edildiği ve bu paralar için her yıl ayrıca milyarlarca dolar faiz ödendiği unutulmamalıdır. Karşılığında Türkiye'nin elde ettiklerine bakacak olursak, boşuna uğraşmayın, fazla birşey bulamazsınız. Bu konuda yazmaya devam edeceğiz. Bütün okuyucularımın Kurban Bayramı'nı tebrik ediyorum.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |