T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

Anadolu'yu 'medya'nın odağına çekmek

İstanbul "medya"sı çoğu zaman Anadolu şehirlerindeki okuyucularının sorunlarıyla ilgilenmez. Onlar haberlerini İstanbul ve Ankara üzerinde odaklaştırırlar. Amaçları Türkiye'de olan bitenleri haber vermek değil, yaptıkları haberleri ilgililerine ulaştırmaktır. Bu yüzden haber vermezler, verecekleri haberleri ilgililerine tebliğ ederler.

Yeni Şafak okuyucularıyla arasındaki haber ve bilgi akışını hızlandırabilmek için, yönetici ve yazarlarıyla Anadolu şehirlerinde toplantılar düzenliyor, "kamu", "özel" ve "gönüllü" kurum ve kuruluşları ziyaret ediyor. Elazığ'da yapılan toplantıya ben de katıldım.

Belediye Başkanı Hamza Yanılmaz, kısa bir zamanda, "açıkhava müzesi" olan Harput başta olmak üzere şehri gezdirdi. Harput'taki evliya türbelerini ziyaret edenler, Anadolu'nun gerçek sahiplerinin kimler olduğunu açıkça görürler. "Anadolu insanı"nın bin yıldan beri bu topraklardan sökülüp çıkarılamayışının sırrı Harput'taki türbelerdedir. Yerin altındakiler Anadolu'yu korumasalardı, üstündekilerin gayretleri hedefine ulaşamazdı.

Toplantıyı Ümit Aktan sundu. Selahattin Sadıkoğlu, Mehmet Atalay, Davut Dursun, Hasan Kaçan, Ahmet Kekeç ve ben konuşmacıydık. "Türkiye'de medya ve demokrasi" ilişkilerinin tartışıldığı toplantıya, dikkatleri ayrıntılara çeken mizah ustası Kaçan ayrı bir renk ve tad kattı.

Elazığ'a otuz yıl önce Erzurum İşletme Fakültesi öğrencileriyle Türkiye'nin önde gelen işletmelerini görmek için gitmiştik. İlk olarak Keban Barajı'nın şantiyelerini gördük ve barajla ilgili ayrıntılı bilgi aldık.

Bir bölge ya da şehire yapılan büyük ölçekli yatırım, çevrenin ekonomik, sosyal ve kültürel yapısında köklü değişikliklere yol açar. Yatırım, Keban gibi büyük bir baraj olunca sulama, sanayi ve turizmde önemli değişmeler olur.

Elazığ'daki değişim ve dönüşümü Nevzat Ülger'in hazırladığı "Kalkınma Yolunda Bir Şehir: Elazığ" isimli kitapta ayrıntılı olarak anlatılıyor. Ancak Elazığ Konya gibi, "çok ortaklı holdingler"le tasarruflarını biraraya getirip yatırıma dönüştürmede çok başarılı olamamış.

Toplantı sonrası gelen sorulardan Elazığ'lıların kervan gibi hareketli şehir olmak yerine kale gibi yerleşik şehir olmayı seven bir şehir olmayı yeğlediklerini gördüm. Belki bu, şehrin binlerce yıllık tarihi, onu bir ordu gibi koruyan Harput ve kalesinden kaynaklanıyor.

Anadolu kültüründe "kervan" göçebeliği, "kale" yerleşik olmayı simgeler. "Kale" değişmeyeni, "kervan" da değişeni gösterir. Dünyadaki gelişmelere ayak uydurabilmek için değişmek gerekir. Ancak önemli olan "değişmeden değişmektir." Değişmeyen amaçlara sarılarak, değişen araçlara egemen olmasını bilmektir.

Eski adı "Mamuratulaziz" olan "Elaziz" ya da Elazığ'ın elinde Harput gibi kültür, Keban gibi enerji hazinesi var.

Elazığ kültür ve ekonomi arasındaki uyum ve düzenin altın ölçüsünü tutturabilirse Doğu'nun yükselen bir yıldızı olur.


7 Mart 2001
Çarşamba
 
NAZİF GÜRDOĞAN


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED