T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

Fakirlik ve siyaset

Ekonomik krizin salt ekonomi yönetiminin başarısızlığına indirgenemeyeceğini, bunun arkasında iflas etmesi kaçınılmaz bir siyasi model olduğunu yazdık. O siyasi model, bugünkü hükümet şemasının temelini oluşturuyor. Siyaseti kilitleyerek, bütün sorunları sadece 'idare'nin refleksleri ile tanımlayan ve çözmeye çalışan bir model bu. Siyaset yerine 'idare'nin ikâmesini devamlı hale getirmeye çalışan bu modelin, ekonomi yönetiminin düzenlenmesine veya düzeltilmesine bağlı olarak yerinde duracağını ve olumlu bir işleve bürüneceğini kimse ummamalıdır. Bu siyasi model, ekonomi yönetimi düzeltilse ve buna bağlı kalıcı düzenlemeler yapılsa bile, aynı işlevi sürdürerek 'kriz fonlaması' yapmaya devam edecektir.

Kemal Derviş'in şahsi yeteneklerinin ve ilişkilerinin getirisi ile 'sistemin işleyişi'ni ayrıştıran bir açıklama biçimine ihtiyacımız var şu anda. Kemal Derviş'in kendi şahsından, başarılarından ve yeteneklerinden bağımsız olarak, şu anda içinde yer aldığı tabloda yer alma 'biçiminin' adını 'düşük yoğunluklu ara rejim modeli' olarak daha ilk gün koyduk zaten. Bu ara rejim modeli bir müddet Türkiye'yi yöneteceğe benziyor. Bu noktada tablonun öbür yüzüne bakmakta da fayda gözüküyor. Çünkü siyaseti kilitleyerek iktidarda kalmayı benimsemiş bir hükümet modeli var ortada, ama karşısında da gerçekten ne yaptığını bilmeyen, izlediği şeyi anlamakta bile zorlanan bir de 'anamuhalefet' var. Bu duruma düşmüş bir hükümeti indiremeyen veya ülkenin şu anında alternatif olamayan bir anamuhalefetin ne halde olduğunu artık siz düşünün. Yani siyasetin kilitlenmesi teşebbüsleri karşısında anlamlı bir siyasi duruş da yok. Bu nedenle Derviş'in uygulamalarının siyasete nasıl yansıyacağını analiz etmek gerekir...

Derviş'in IMF ve Dünya Bankası politikalarını birebir uygulaması halinde bu ülkede büyük finans kurumlarının durumunu düzelten veya borsayı toparlayan gelişmeler görülmesi mümkündür. Fakat bunun hemen yanıbaşında 'fakirliğin daha da ağırlaştığı, ezici bir şiddete dönüştüğü ve başka can yakıcı süreçlere eklemlendiği gelişmeler' de bulundukları yerden kafalarını uzatacaktır hemen. Bu noktada Derviş'in 'fakirlik' ve 'gelir dağılımı' politikalarında uzmanlaşmış birisi olmasının bir güvence olabileceği düşünülebilir. Eğer Derviş, 'ekonomiyi kurtarma' başlığı altında yapacaklarının 'ana stratejisi'ni bu eksen üzerinde kurarsa, bu noktada hükümetin Derviş'i getirme niyetinden ve büyük sermaye ve büyük medya sözcülerinin Derviş'e destek verme gerekçelerinden çok farklı ve olumlu bir durum ortaya çıkmış olur. Böylece Türkiye, ekonominin sadece ekonomiden ibaret birşey olmadığını bir ekonomi lordundan öğrenmiş olur.

Çünkü 'fakirlik' ve 'gelir dağılımı' ana ekseni etrafında şekillenen bir ekonomi yönetimi, 'geri besleme' etkisi yaratarak siyaseti doğrudan hareketlendiren sonuçlar doğurur. Böylece Derviş'in gelmesiyle ortaya çıkan 'düşük yoğunluklu ara rejim modeli' kapladığı yerin dışında bir işlevi doğurmuş olur. Ne demek bu? Derviş'in gelmesiyle ortaya çıkan 'düşük yoğunluklu ara rejim modeli', Hükümeti fiilen 'kağıt üstünde hükümet' haline getirmiştir. Ve üstelik bu Hükümet bunu kendi elleriyle yapmıştır. Şimdi herkes Derviş'in başarısız olması halinde hükümetin gidici olacağından emin, fakat biz burada asıl Derviş'in başarılı olması halinde ortaya çıkacak siyasi hareketliliğin hükümetin gidişinin son noktası olacağını söylüyoruz. Siyasette hareketlenme derken de, Derviş'in ekonomide başarılı olması halinde siyasete geçiş yapacağı ve yeni bir Özal olacağı yorumlarına katılmadığımızı, bunu mümkün görmediğimizi özellikle belirterek söylüyoruz bunları.

Türkiye'de siyasi analiz giderek zorlaşan bir iş olmaya başlıyor. Gündemleşen taraflardan birini tercih etmeden analizk yapmanın zorlaşmaya başlaması, aslında siyasetin iç kaynamalarının da işaretidir. Zaten bu kaynamalar belli formlarda somutlaşabilirse, taşların yerine oturması mümkün olabilecektir. 'Fakirlik' ve 'gelir dağılımı' konularına daha çok eğilmek ve ekonomi yönetimini bu çerçeveden takibe almak, sembollerin kavgasına sokulmuş ve orada dizleri kırılmış siyasetin ayağa kalkmasının en verimli yolu olarak belirmektedir...


7 Mart 2001
Çarşamba
 
ÖMER ÇELİK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED