|
|
|
|
İnsan kalabalıkları siyaset oyununun en netameli unsurudur. Oyun oynandığı sırada göz önünde duran insan kalabalıklarından başkası olmadığı halde bazen tragedya, bazen de komedya olarak sergilenen oyunu bu kalabalıkların ne tasarladığı, ne kaleme aldığı, ne de yönettiği söylenebilir. Kalabalıklar siyaset oyunu sayesinde dönen çarka kapılır sadece. Bu öyle bir kapılıştır ki kalabalıkların etki alanına giren her şey değer kaybeder. Kalabalıklarla ahenk kurma yoluna giren kavramlar da buldukları uyumu ancak anlam kaybına uğrayarak dışa vurabilirler. Gerek dilin ve gerekse dinin kalabalıklar eline düşmesi halinde bozulma başlar. İşte bu sebeptendir ki bir süredir kalabalıklar arasında yaygınlaşan argo tabir, hortumlama tabiri bana anlamlı gelmiyor. Bazı bankaların, bazı işletmelerin birileri tarafından hortumlandığını söylüyorlar. Bu sözlere bir anlam yüklemek benim için imkânsız. Yani ne olmuş? Haksız kazanç elde edenler mi varmış? Eğer öyleyse hortum kanalıyla bir yerden bir başka yere akan o miktarlardaki paraların hak edilmesi için neler yapılması gerektiğini kimler biliyor? O büyüklükteki paraları hak eden kimmiş? Kalabalıkların bozuk bir Türkçe ifadeye başvurarak "hortumlama" adını verdiği olayın gerçek adı, doğru ve düzgün adı "sermaye birikimi" olsa gerek. Hortum kullanmadan ilk birikimin sağlanamayacağını cümle âlem biliyor. Bir söylentiye göre John Davison Rockefeller'a (1839-1937) sormuşlar: "Servetinizin hesabını verebilir misiniz?" Mezkûr sanayici ve petrol kralı şu cevabı vermiş: "İlk beş seneyi sormazsanız; gayet tabiî.." dünyanın çekilip çevrilmesinde rol oynayacak büyüklükteki bir serveti ele geçirme yolunda ilk beş sene.. Hortumlama zamanı! Kalabalıklar gerçeği arama niyetinde olanların yolu üzerinde bulunan en büyük engeldir. Biliyoruz ki kalabalıklar nezdinde hortum kelimesi tulumba kelimesinin üstünü örtsün diye yaygınlaştırılmaktadır. Kalabalıkların dikkatlerini çevirmede zihnen ve ahlâken yetersiz kaldıkları husus Türkiye'nin yürürlükte tutulan iktisadi düzeninde belirleyici etmenin hortum değil tulumba olduğudur. Dünya sistemi emme basma tulumbasını Türkiye toprakları sathına 163 sene önce kurmuş ve Türkiye'de husule gelen değerin akış yönünü o tarihten itibaren belirlemiştir. Yani Türkiye'nin kendi sıhhatine yarayan nesi varsa bir emme basma tulumba aracılığıyla "sistemli" olarak sistemin merkezi yönünde harekete geçirilmektedir. Böyle bir işleyişin devamı amacıyla talimatlar da merkezden Türkiye'ye doğru akmaktadır. Talimatların ete kemiğe bürünmüş halde karşımıza çıkması gerçeği değiştirmiyor. Bilakis gerçeği daha elle tutulur hale getiriyor. Hortum vesilesiyle ortalığa saldıkları homurtu emme basma tulumbanın manivelası başına kimin geçeceği konusunda vazifeliler arasında çıkan itişip kakışma yüzündendir. Tulumbanın kolunu kim, hangi siyasi ekip kavrayacak? Türkiye'nin değerlerini merkez emrine kim âmâde kılacak? Balı kim tutacak ki el değiştirirken parmağını yalasın?
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |