|
|
|
|
Bu "globalleşme" denilen "kaçınılmaz yazgı"yı anlamak yerine, ona "3'üncü Dünyacı" tepkiler koymak, komik kaçıyor.. Artık öğrenmeliyiz.. "Biz bize benzeriz" demek, gerçeklerden kaçış için kullanılabilecek bir yol değildir.. 2000'li yıllarda "anti-emperyalist" bir "2'nci Kurtuluş Savaşı" başlatabilmek için, İMF'den, Dünya Bankasından ve emperyalist sermayeden kredi bulmak, kaynak aramak gerekiyor.. Zaten Atatürk de, "Cumhuriyet"i, emperyalist ülkelerle kavga etmek için değil, onlara benzeyip, onlar gibi olmak için kurdu.. Bugün "bağımsızlık" kavramının gerçek anlamı, "karşılıklı-bağımlılık"tır.. "Egemenlik Hakkı" ise, dünya devletleri ve kurumları ile "birlikte" kullanılıyor.. Öyle olmasa, "yerel yargı"yı, "uluslararası yargı", nasıl yargılayabilir? Daha da ötesi var.. Kendi ülkesinin iç güvenliğini ve iç-barışı koruyamayan ülkelere, "Barış Gücü", uluslararası polis olarak müdahale ediyor.. O ülkelerin politikacıları, bürokratları, "insanlık suçu" işlemiş sanıklar olarak yargılanıyor uluslararası mahkemelerde.. Yani, ham-hayallerin peşinde koşarak vakit kaybetmeyelim artık.. O fiyakalı bakanların, gerine gerine indikleri kırmızı plakalı Mercedes'lerin parasını, şu anda İMF ve yabancı bankalar ödemekte.. Medya baronlarının boşalttıkları bankaların açığını, Amerika kapatıyor.. Özellikle "ekonomi", bu "globalleşme" ile, en fazla içiçe bulunan olgu şimdi.. 1990'lara kadar, Sovyetler ve uyduları, "biz dünya ekonomisinin dışındayız" diyebilirlerdi belki.. Şimdi, onlar da kalmadı.. İşin özeti de şöyle.. Amerika ve Batı Avrupa ülkeleri, çalışacak, üretecek, dünya ticaretini geliştirecekler.. Kendi sermaye piyasalarını, katı kurallarla, kanunlarla düzenleyecekler.. Trilyonlarca dolarlık bir sermaye, saniyelik sürelerle dünyayı dolaşacak.. Ve siz, "biz bize benzeriz" diyerek ve "egemenlik hakkı"nı kullanarak, kendi ülkenizde, akıl ve yasa-dışı bir ekonomik modeli uygulayacaksınız.. Borsanızda "içeriden ticaret" ve "manipülasyon" yapmak mümkün olacak.. Kamu bankaları, hem hantal devletin açıklarını, hem de iktidar-bağımlısı özel sektörün sistemi hortumlamasını fonlayacak.. "Ahbap-çavuş kapitalizmi", haklı rekabet ortamını yok edecek.. Yerli ve yabancı sermaye, bir ihaleyi alabilmek için, ya rüşvet, ya da haraç ödemek zorunda kalacak.. Medya, şeffaflığın değil, oto-sansürün ve çifte-standartların aracı durumunda bulunacak.. Ve siz, belirli aralıklarla sürekli iflas eden bu modelin, "Türkiye'nin jeo-stratejik önemi" nedeniyle, Batı tarafından taşınmasını isteyeceksiniz.. Anlayın artık.. Bu modelin devam etmesi mümkün değil.. "Globalleşme", beraberinde "hukukun üstünlüğü"nü, "serbest ve haklı rekabet"i, "şeffaf ve temiz yönetim"i de getiriyor, getirecek.. Amerikan vergi mükellefinin parası ile, kötü yönetilen ülkelerdeki hortumcuları sürekli fonlayamazsınız.. "Globalleşme"nin içeriğinde, bütün bunlar da var.. "Yeni milliyetçilik", uygar olmaktır, demokrat olmaktır, şeffaf olmaktır, temiz olmaktır, dünyalı olmaktır.. 2001 yılında Türkiye'yi dünyaya "hasta adam" görüntüsü ile sunan beceriksiz kadrolar, gidicidir.. Sadece Türk toplumu değil, "dünya" da bu kadrolara güvenmiyor, güvenemez.. "Anti-emperyalizm" gevezelikleri ile "siyasi evcilik oyunu" oynamak mümkün değil artık.. ŞAKA G.S. - F.B.
Galatasaray'ın Milan'ı yenmesine en çok Fener'liler sevinmiş.. Şöyle diyorlarmış.. - Galatasaray dünyaya açıldı.. Yerel ligi de bize bırakır artık!. Galatasaraylılar da, buna şöyle cevap veriyorlarmış.. - Dolarla transfer yapıp, yerel lige oynayanlar, sonunda dalgalı kurla birlikte, inip-çıkarlar.. SİNAN ÇETİN
Komiser Şekspir'i kaçırmayın!. Eğer hala "Komiser Şekspir"i görmedinizse, kendinize yazık ediyorsunuz.. Hemen gidin görün "Komiser Şekspir"i.. Bir modern Pamuk Prenses uyarlamasının, Sinan Çetin'in yorumuyla, nasıl bir "düzen eleştirisi"ne dönüşebildiğini görün.. Oyuncular, kendi mesleklerinin çıtasını zorlamışlar.. Bir Kadir İnanır, bir Müjde Ar, bir Okan Bayülgen, bir Gazanfer Özcan, gerçekten mükemmeller.. Ama "Komiser Şekspir"deki ağırlıklı güzellik, "sinema"nın, Türkiye'de insanlara, topluma ve devlete bu açıdan bakabilme yeteneğine sahip olması üzerinde oluşuyor.. Hasta bir sinema-sever olarak, kimbilir kaçbinlerce filim seyrettim.. Ben de Fellini, Kurosawa, Eisenstein, Altmann veya Tati filmleri üzerinde çeşitlemeler yapıp, Sinan Çetin'in "Komiser Şekspir"ine yönelik tatminsizliklerimi seslendirebilirim.. Ama biliyorum ki, "Komiser Şekspir", Türkiye'deki sanal dünyayı kırmak için, müthiş bir denemedir.. Gidin görün Komiser Şekspir'i.. Ne demek istediğimi anlayacaksınız..
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |