|
|
|
|
"Erbakan haklıymış" diyor DSP'li Bakan Mustafa Yılmaz, "Türkiye bir avuç rantiyerin oyuncağı haline geldi. Beş bin kişiye tahakküm edemiyoruz, Türkiye bu beş bin kişiye çalışıyor..." Onlar da, utanmadan, manşetlerine taşıyorlar bu sözü: "Erbakan haklıymış..." Kartelden sözediyorum. Dün irticayla yatıp irticayla kalkıyorlardı; kamu ihalelerini kapatıp, sahip oldukları bankaların içini boşalttıktan sonra rahata erdiler... Bakıyorum da "öncelikli tehdit" konusunda artık hiçbirinin sesi çıkmıyor. Bu kadar cami, bu kadar okul, bu kadar dernek, bu kadar cemaat, bu kadar kebapçı-lahmacuncu yer yarıldı da yerin içine mi girdi? Nerede, Türkiye'nin geleceğini tehdit eden yığınlar? Yoksa, kamu ihaleleri işe yaradı da, irtica "tehdit unsuru" olmaktan çıktı mı kaşla göz arasında? Ya da, gerçekte böyle bir "tehdit" sözkonusu değildi de, "irticadan sorumlu" mahut yetkilinin de itiraf etmek zorunda kaldığı gibi, "İcraatlarına meşruiyet kazandırmak isteyenler"in gündeme getirdiği bir tür "danışıklı dövüş"tü bu? Hangisi? "Türkiye'de yakın ve uzak bir vadede bir irtica, bir teokrasi tehlikesi görünmüyor" diyordu isminin açıklanmasını istemeyen üstdüzey bir bürokrat, "Osmanlı monarşisinde bile, bugün irtica tehlikesine dikkat çekenlerin tasavvur ettiği türden bir 'teokrasi tehlikesi' yaşanmadı... Yaşanamazdı da... Kaldı ki, bir çevre hareketi olarak doğan ve siyaseten dışlanmış kesimleri merkeze taşıyan RP-FP marifetiyle bu tehdit hayatiyet kazansın!" Peki, medyadaki bunca gürültünün sebebi neydi? Onu da anlattı: "İrtica tehlikesine abananlar kimler? Daha çok, 'çevre'nin yükselmesiyle çıkarları zedelenen bir avuç rantiyer, bazı seçkinci aydınlar ve 'korumalı' komprador sermayesi..." Daha açık bir ifadeyle, bu ülkenin kaymağını yiyen 'imtiyazlılar' ve onların siyasî uzantıları. Korumalı sermaye deyince, ister istemez, "çağdaşlaşma" ihtiyacını "yabancılaşma" kulvarına oturtan "aydın-bürokrat-sanayici" sacayağı geliyor akla. Türkiye'de siyaseti manüple eden büyük ölçüde bu sınıf ve onun yardakçısı "komprador karakterli" basındır... Malum süreci biraz deşelediğinizde, millî burjuvazinin oluşmasıyla çıkarları zedelenen komprador sermayesinin sırıtan dişleri çıkacaktır karşınıza. Halkın değer tercihlerine karşı "batılı beyaz adam"ın gündelik alışkanlıklarını dayatan bu zümre, doğal olarak, Anadolu'nun ruhunu temsil eden "sermaye"ye de karşı olacaktır. Bu "karşı oluş"u, bir aralar "irtica" söylemiyle ifade ediyorlardı. Yarın konjonktür değiştiğinde, daha elverişli araçlar bulacaklardır.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |