T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R

Siyaset bir dayanak noktası mıdır?

Halka en çok hangi kuruma güvendiği sorulduğunda veya halkın kendine en yakın olarak hangi toplumsal statüyü gördüğü araştırıldığında, her zaman siyasetçilerin alt sıralarda çıkması adeta değişmez bir gerçek haline geldi.

Kuşkusuz, bunun tek taraflı bir açıklaması yok. Bir yandan siyasetin 'yapısal olarak dar bir alana hapsedilmesi' var, öte yandan bu dar alandan çıkma imkânı sözkonusu olduğunda bile siyasetin yeterince performans göstermeyip, dar alan siyasetinin getirilerinin 'rehavetine' kendini kaptırması var.

Her halde ise siyaset bir 'dayanak noktası' olma durumuna erişemiyor bu toplumda. Siyasetin en iyi günlerini yaşadığı zamanlarda da toplum, 'geleceğini tanımlamak' ve 'kendini yeniden üretmek' bakımından siyasete ancak 'taktik' bir yer veriyor. Kendi geleceğini tanımlamak ve hayati fonksiyonlarını yeniden üretmek bakımından ise sadece tutucu kurumlara ve kemikleşmiş kavramlara asıl olarak yer ayırıyor. Toplumun 'stratejik' adiyeti, bu nedenle, her zaman 'dinamik olmayan yerlerde' belirleniyor.

Bu noktada ister yapısal olarak köşeye sıkıştırılmışlığı hesaba katılsın, isterse kendi iç geometrisinden kaynaklanan sorunlar gündeme alınsın, bu sorunu aşma sorumluluğu -büyük harfle- 'Siyaset'indir.

Siyasetin kendi dalgalanmalarının ötesinde, 'toplumsal hafıza'nın dayanak noktaları konusunda spekülatif yaklaşımlardan kaçınması ve ideolojik olandan tümüyle kopmadan daha reel bir karaktere bürünmesi gerekiyor. Bugün itibariyle siyasetin 'insanların hayatında reel bir karşılığının bulunması' yönünde bir çaba olmadığı için ortada, siyaset kurumu ya spekülasyonu aşamayan idelojik tartışmaların içinde boğuluyor ya da bundan kaçınmak adına 'siyaset şirketi' karakterine bürünerek reel bir yaklaşım sergileyebileceği saçmalığına savruluyor.

Bir yandan siyaset bir tür 'semboller kavgasının adresidir', öbür yandan tam diğer uçta adeta 'piyasalaşmış nesnelerin seri üretim merkezidir'. Semboller ve gündelik çıkarlar arasında boğulması bu nedenle kolayca mümkün olmaktadır siyasetin. Toplumu siyasetsizleştirmeye çalışan odakların, siyaset kurumunu zayıflatacak semboller kavgasını bu kadar ustalıkla sahneye sürebilmeleri veya siyaset adına sadece maddi problemlerden ibaret bir alanın gündemleşmesini sağlayabilmeleri yukardaki sebeplerden dolayı çok kolay olabilmektedir.

Bu iki uçtan birine çekilen ve o noktada 'etkisizleştirilen' siyasi odakların ilk yaptığı iş ise ya dar alanda semboller kavgasını körükleyerek militan oy potansiyelini ayakta tutabilmek ya da tamamen bir siyaset şirketinden ibaret hale gelip kavgayı kazasız atlatabileceğini zannetmektir.

Oysa problem, siyasetin ideolojik bir duruşla insanların gündelik hayatında reel karşılıklar yaratabilmesi problemidir.

Siyasetin toplum için dayanak noktası haline gelebilmesi için 'toplumsal hafızanın kurucu sembollerinden türemesi' ve bu sembollerden yola çıkarak gündelik hayatta reel karşılıkların adresi olması gerekir.

Öbür türlü siyaset kurumu bir türlü 'taktik' bir seviyeyi aşıp, 'stratejik' bir düzeye ulaşamaz. Toplum da siyasetin yapısal olarak dar alana hapsedilmiş olmasının getirdiği hafifletici sebepleri giderek görmezden gelerek, siyasetin dinamiklerinden dışarda bir yerde tanımlamaya başlar kendini.

Bugün anketlerde görünen gerçeğin derininde bu var Türkiye'de. Hiçbir partinin ya da hiçbir parti genel başkanının güven veremez hale gelmiş olması bu gerçeğin en çıplak ifadesidir. Türkiye'nin bu şartlar altında aktığı yön de, siyasetin ilerlediği yönün tam tersi bir yön olmaktadır.

Bu durumda siyaset kurumunun, darbe sonralarında yaptığı gibi klasik bekleyiş durumuna geçerek, post-modern darbe sonrasında da kendine yeniden fırsat verileceği beklentisi boş bir beklentidir. Eğer bütünüyle siyaset kurumu kendini radikal bir biçimde yeniden tanımlamazsa, 'siyasetsiz siyaset'in bedeninden ibaret partiler eliyle, toplumun siyasallaşarak kendini tanımlamaya yetisi tümüyle körelecektir. Bunun bilinen karşılığı ise her zaman siyasal olarak çıkmaz sokaktır...


10 Mart 2001
Cumartesi
 
ÖMER ÇELİK


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED