|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Seçme ve seçilme hakkına 1934 yılında kavuşan Türk kadını, TBMM'de hep "azınlıkta" kaldı. Kadın milletvekillerinin, "kadın sorunlarıyla" yeterince ilgilenmediği belirlendi. TBMM'deki kadın milletvekillerinin sayısal olarak artmasının gerekli olduğu, ancak önemli olan niceliğin değil, niteliksel olarak düzeyin yükselmesi gerektiği vurgulandı. İzzet Baysal Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Arı, Türkiye'de kadınlara, seçme ve seçilme hakkının tanındığı 5 Aralık 1934 yılından sonra yapılan 1935 seçimlerinde 395 milletvekilinden 18'inin kadın olduğunu, ancak bu sayının bu güne kadar azaldığını söyledi. Kadın milletvekillerinin TBMM'de daha çok "cinsiyet" vurgusu yapmayan etkinliklerde kendilerini göstermeye çalıştıklarını kaydeden Arı, "TBMM'de kadın milletvekillerinin sayısının artması gerekli, ancak sayısal bir artış yeterli değil, önemli olan nitel açıdan düzeyin yükselmesidir" görüşünü savundu. Arı, şu saptamada bulundu: "Türk parlamentosunda iki tip kadın temsilci oldu: Kadınları ilgilendiren konulara eğilip, kendilerini kadınların temsilcileri olarak görenler ve parti temsilcisi olarak her çeşit konuya el atanlar. İlk kadın milletvekillerinin konuşmaları, kendilerini 'kadınların temsilcisi olarak' algıladıklarını gösterir. 1960 sonrası kadın milletvekilleri ise kadın davalarını savunma ve temsil konusunda bir çaba göstermezler. Siyasal görüşleri genel parti programları çerçevesinde belirlenmiştir."
|
|
|
|
|
|
|