T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

K Ü L T Ü R

Estetik ve mistik masal

Çin Sineması'nın son dönemde gerçekleştirdiği en iyi filmlerden biri olan 'Kaplan ve Ejderha', çarpıcı dövüş sahnelerinin eşliğinde eski Çin'de geçen epik, romantik ve mistik bir öyküyü anlatıyor.

Televizyon kültürü, Amerikan televizyon programcılığının tarihi gelişim seyriyle paralel gelişen bir toplum olarak, bugüne kadar sinemayı belli kriterler ölçüsünde değerlendirdik. Yerli aktörlerimiz dışında gönlümüzde taht kuran starların çoğu ya Amerikan kökenli Hollywood oyuncularıydı ya da çeşitli ülkelerden gelip kapağı Amerika'ya atmış Hollywood merkezli sinema aktristleriydi. Amerika'nın dünyaya damgasını vurmasında, teknik ve askeri gücü dışında en önemli etkenlerden birisi şüphesiz küresel çaptaki popüler kültürüydü.

Coca-Cola'sından MacDonald's'lara fiyakalı sinema aktristlerinden pop sanatçılarına kadar sahip olduğu kültürel kozlarla, dünyanın 'hakim gücü' olmayı başaran Amerika, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra rahat bir soluk alamadan Batı'da gittikçe güçlenen Almanya ve Doğu'da zengin bir kültürel mirasa sahip olan Çin'in muhalefetiyle karşılaştı. Amerika gibi güçlü bir evrensel kültür ağı oluşturamayan Çin, kısa bir süre sonra evrensel kültür sahasında da boy gösterecek gibi. Çin'in bu kanallardaki atılımlarının en önemli örneklerinden birisi, sinemaya yaptığı yaptığı yatırımlar. Gösterildiği tüm ülkelerde gişe rekorları kıran 'Crouching Tiger, Hidden Dragon / Kaplan ve Ejderha' adlı film, Çin Sineması'nın gelecek vaadettiğini gösteriyor. Ang Lee'nin yönetmenliğini yaptığı filmin görüntü yönetmenliğini, The Matrix ile Oscar kazanan görüntü yönetmeni Peter Pau yaptı.

Mitolojinin izinde dövüş

Konusu 19. yüzyılda eski Çin'de geçen film, Çin mitolojisinden izler taşıyor. Uzakdoğu'ya özgü dövüş sanatının geniş yer aldığı 'Kaplan ve Ejderha'da, 'dövüş' teması alışageldiğimiz 'karate filmleri'nden nitelik ve incelik bakımından oldukça farklı bir şekilde işlenmiş. Ekranlardan alışık olduğumuz klasik Uzakdoğu döğüş filmlerinde olduğu gibi, dövüş sahneleri soğuk ve kuru bir anlatımla gelişmiyor; çatıdan çatıya uçarak yapılan kovalamacalar, ağaçların üzerindeki dövüşme sahneleri göz dolduruyor. Dövüş sahneleri dışanda aşk, dostluk, bilgelik, fedakarlık, cesaret, onur gibi temaların başarıyla işlenmesi, filmin güçlü bir anlatıma sahip olmasını sağlıyor.

Filmin konusu ise şöyle: Ülkesinin en güçlü dövüş ustası olan Li Mu Bai (Chow Yun-Fat), artık dövüşmeyi bırakmaya karar vermiştir. Kendisine yeteneklerinden dolayı verilen kılıcı 'yeşil kader'i ustası Efendi Te'ye geri iade etmesi için Yu Shu Lien'e veren Li Mu Bai, kendisi kadar olmasa da iyi bir dövüşçü olan güzel savaşçı Yu Shu Lien'e (Michelle Yeoh) âşıktır. Yu Shu da ona karşı derin sevgiler beslemektedir ama bu iki âşık yıllardır birbirlerine bir türlü açılamamıştır. Ancak kılıç Efendi Te'nin evinden çalınır ve bu iki âşığın yolu soylu bir aileye mensup olan ve ülkenin en iyi kadın dövüşçüsü sayılabilecek Jen Yu (Ziyi Zhang) ile kesişir. Esrarlı bir kılıç olan 'yeşil kader'in yeni sahibi Jen Yu, hırslı ve duygularının doğrultusunda hareket eden bir kadındır ve Li Mu Bai'ye karşı ilgi duymaktadır. Ancak Li Mu Bai, dövüş sanatının felsefesini benimsemiş, nefsini dizginlemeyi başarmış ve dostluğa önem veren bir savaşçıdır. Efsanevi, epik ve romantik özellikler taşıyan 'Kaplan ve Ejder', mutlaka kaçırılmaması gereken bir film.

 
Oscar akşama dağılıyor
Oscar bekleyişi bu akşam sona eriyor. Minik heykelciği kucaklamaya aday olanlar arasındaki tatlı / sert rekabet nihayet bulacak.
Gişenin rekortmeni: Vizontele
Gözünü olabildiğince yukarı diken ve kendine Hollywood'da da uygun bir yer arayan Vizontele, Türk sinema tarihinin en çok izlenen filmi. Gösterime girdiği yedinci haftada üç milyon sınırına dayanan film Eşkiya'nın elindeki rekoru aştı. Bol gişe getiren filmin oyuncularıyla senaristi- yönetmeni ve başrol oyuncusu Yılmaz Erdoğan, başarının keyfiyle yetinmeyip katıldıkları her davette amaçlarını açıklıyorlar. Son olarak Acıbadem Doğuş Okulları Grubu öğrencileriyle biraraya gelen Altan Erkekli, Bican Günalan, Vural Çelik, Celal Tak ve Tolga Çevik, öğrencilere tiyatroyu anlatarak, bu konudaki soruları yanıtladılar. Sanatçının toplumda önde yer alan bir kişi olduğunu anlatan Erkekli, "Sanatçı bir oyunda 2 saat içinde kişinin hayatını değiştirebilecek güçtedir. Tiyatro eğlendirirken eğiten somut bir aktivitedir" dedi.
Tiyatrocu Siper sahnede kalp krizi sonucu öldü
Tiyatro sanatçısı Tekin Siper, rol aldığı oyun sırasında kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. Maçka Parkı'ndaki Levent Kırca-Oya Başar Tiyatrosu'nda sahnelenen "Sefiller" adlı oyunda rol alan Tekin Siper, sahnede dans ederken aniden fenalaşarak yere düştü. Rol arkadaşları tarafından müdahale edilerek kulise götürülen Siper'e kalp masajı ve suni tenefüs yapıldı. Daha sonra Alman Hastanesi'ne kaldırılan Tekin Siper'in yaşamını yitirdiği anlaşıldı. Hastane yetkilileri, Siper'in kalp krizi sonucu öldüğünübildirdiler. Siper'in 60 yaşında olduğu ve yalnız yaşadığı belirtildi.
25 Mart 2001
Pazar
 
Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu
Ana Sayfa | Gündem | Politika| Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon| Hayat| Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür

Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED