T ü r k i y e ' n i n   B i r i k i m i

Y A Z A R L A R
Bir film çeviriyoruz

Acaba 'tetikçi' denilen mahluk nasıl biridir, hiç düşündünüz mü? Malum, ben sinemayı severim, gerçek anlamda 'sanat eseri' olduğuna inandığım filmleri de, sıradan gibi göründüğü halde alttan alta önemli mesajlar verenleri de büyük bir keyifle izlerim. Son yıllarda meydana gelen olaylara sağlıklı teşhisler koyabilmek için yalnızca kulağınızı açmak yetmez, kitaplar da yararlıdır, ama bir dereceye kadar; esas zihni açan Amerikalı basın patronu Hearst'ün hayatını anlatan Orson Welles'li 'Yurttaş Kane'den 'Nikita'ya ve 'İyi Geceler Öpücüğü'ne kadar bir çok filmdir...

Benim kulağımı etrafa çevirerek, kitaplar devirerek ve filmler izleyerek ulaştığım tanımıyla, 'tetikçi', bir defa güçlü bir yere arkasını dayamış, yaptığı eylemin yanına kâr kalacağı güvencesini almış biridir, insan içine çıkmasına izin verilmez tetikçinin... Her tetikçinin sonu ya bellek kaybı, ya da kim vurduya gitmektir...

Sabah gazetesi ve başyazarı Güngör Mengi haklı değil; ben bu tanıma göre asla 'tetikçi' olamam... Arkamda 'güçlü' bir odak veya kişi yok bir kere; en önemlisi de bütün günüm sosyal bir çevrede geçiyor... 'Tetikçi' farklı bir mahluktur...

Ben bu sütunda, aylar önce, bir iddiaya dayanarak, Etibank üzerinden 23 gazeteciye kredi muamelesi yapıldığını yazdım. Bazı gazetecilere, "Size müessesenin ikramı" diye 100'den 400 bin dolara kadar yüksek miktarda paralar verildi. Bu parayı verenler bir tek talepte bulundular: Üzerlerinde çok yüksek meblâğda miktar yazılı kredi anlaşmalarına imza atılması... İddiaya göre, 100 bin dolar alan gazeteci, bir milyon dolarlık bir kredi çekmiş görünüyor, 400 bin dolar alan ise dört milyon dolar... Yüklüce armağanı alan 'gazeteciler', önlerine konulan kredi anlaşmasındaki rakam yüzünden tereddüt geçirince kendilerine şu denildi: "Merak etmeyin, onları sizin nâmınıza biz ödeyeceğiz..."

Bu bir iddia. Bu iddiayı yazmak bir gazeteciyi 'tetikçi' yapmaz. Esas, borç batağına düşürülmüş kişi, eğer kendisine bir de sütun açılmış ise, parayı verenler tarafından 'tetikçi' olarak kullanılabilir... Ömrü billâh iflâh etmeyeceği bir ilişkiye itilir kredi alan 'gazeteci' kılıklı kişi, 'tetikçiliğe' soyunmak zorunda kalabilir...

Ben bu iddiayı, iddianın muhatabı olan gruptan ciddi bir tepki geleceğini sanarak, bir kaç kez yazdım. "Böyle bir olay yoktur, bankamızdan tek bir grup çalışanına kredi açılmamıştır" türü bir açıklama gelmedi... Ya da, "Evet, bankamızdan bazı grup mensuplarına kredi açıldı, ama o insanlar paraların bütününü aldılar..." Bu tür bir açıklama da gelmedi.

Kendi gazetesini bile doğru dürüst okuduğunu sanmadığım için Zafer Mutlu hakkında iddialı konuşamam, ama Dinç Bilgin'in yıllardır bu sütunun en dikkatli okurlarından biri olduğunu biliyorum. Geçmişte, sabahın köründe arayıp o günkü yazımdaki hatalı bir bilgiyi düzelttiği oldu. Biraraya gelişlerimizde bazı yazılarıma telmihleriyle karşılaştım. Her şey bir tarafa, "Ben sıkı bir Taha okuyucusuyum" sözünü kendi ağzından duydum...

Bu sütunu okuyan, gerektiğinde yanlış düzeltmek için telefon açma zahmetine katlanan Dinç Bey'in, başında bulunduğu iki kurumla (Etibank ve Sabah) ilgili çok ciddi bir kredi iddiasına ses çıkartmamasını siz olsanız nasıl karşılardınız? İddia özellikle kendisini ilzam ediyor çünkü: Eğer çalışanlarına 400 bin dolar verdiği halde dört milyon dolarlık kredi almış muamelesi yaptırmışsa, bu, üç milyon 600 bin doların kendi işinde kullanıldığı anlamına gelir... 'Gazeteci' kılıklı kişi bir kuruş almışsa, dokuz kuruşu şirket götürmüştür... Hesap doğru değil mi, Güngör Bey?

Dinç Bilgin'den bu vahim iddiaya cevap gelmedi, gelseydi doğruyu memnuniyetle duyururdum. Başka kaynaklardan "Sadece gazeteciler mi, en yakın dostları da bu tür kredi muamelelerine ikna edildi" haberi ulaştı. Söylendiğine göre, eşi grup bünyesinde çalışan, bir ara bakanlık da yapmış, kendisini Turgay Ciner'le tanıştırmış, işadamı kökenli bir dostunu, Dinç Bey, "Sen gönlünü ferah tut, imzayı atan sensin, ama parayı ben ödeyeceğim" diye ikna etmiş... Dost dediğin böyle olur; o kişi şimdi 2,5 milyon doları nasıl ödeyeceğini kara kara düşünmekte...

Bu iddia doğru mu peki? Dinç Bilgin "Yanlış" demediği sürece bilemeyeceğiz...

Bu tür iddiaları, Sabah grubunu kötü duruma düşürmek, zaten duvarlar ve zırhlar ardında yaşayan, ancak tanınmadığı ülkelerin sokaklarında dolaşabilen, eşi ve kızı yurda gelemeyen Dinç Bilgin'i tedirgin etmek amacıyla yazmıyorum. Henüz romanı yazılmamış, filmi çekilmemiş bir büyük olayı bölüm bölüm okuma veya fragman fragman izleme tadını tattıran bir tür 'interaktif roman' veya 'interaktif film' gözüyle bakıyorum Etibank olayına.

'Yurttaş Kane' 'tüm zamanların en iyi filmi'dir; 'Nikita' ve 'İyi Geceler Öpücüğü' de yıllar sonra daha fazla kadirleri bilinecek iki macera filmi bence... Ancak en büyük film henüz çevrilmedi: İçinde, 'Yurttaş Kane' türü bir medya patronunun, 'Nikita' türü tetikçilerin yer aldığı film... 'Gölge Komplosu' filminde olduğu gibi, kirlenmiş siyasi güç odağının gözü dönmüşlüğünü de bir biçimde yansıtmalı bu yeni film... Kimin emri verdiği, kimin tetiği çektiği birbirine karışmalı... Bir bakıyorsunuz, tetiği aslında Kane'in sağ kolu çekmiş...

Ancak, her şeyden önce, 'tetikçi' tanımı üzerinde anlaşmamız gerekiyor...


25 Mart 2001
Pazar
 
TAHA KIVANÇ


Künye
Temsilcilikler
ReklamTarifesi
AboneFormu
MesajFormu

Ana Sayfa | Gündem | Politika | Ekonomi | Dünya
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv
Bilişim
| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz.
© ALL RIGHTS RESERVED