|
|
|
|
Karşımızda "kemik" ve "jilet" gibi bir takım. "Yarma" gibiler ama, gizli teknik sunduklarında yumuşacık olabiliyorlar. İkili mücadelelerde "ağaca çarpmış gibi" şok yaşıyoruz. Sert pasta ve takım olarak düşünmekte bizden üstünler... Ve en önemlisi topu yere indiremiyoruz... Süratimizi ve gücümüzü ortaya döküp oynamak istediğimizde çok zorlandık. Farklı şeyler üretmeliydik. Mesela şut, dripling veya tek top kullanma gibi. Emre'nin son anda sakatlığı düşüncede hayal edilenlerin sahaya dökülmesini önlemişti besbelli. Ergün'le daha farklı şeyler yaptık sahada, Emre ile yapabileceklerimizden. Son zamanlarda hiçbir maçı böyle "kalbim avuçlarımın içinde" izlememiştim. Sahada Rüştü'den başka sakinleştirici de yoktu. Bir ara topu yere indirdik, bu dakikalarda Slovak defansını delebildik. Ergün ve Fatih yerden bir kombinezon yaptı, "Hakan çok şükür" giydiriverdi geceliği. Ondan sonra bulduğumuz morali terine katık eden Milli Takım, bir anlık bocalamada "şok"u yaşadı ve titrettiğimiz statda enkazın altında kalıverdik. Biz kendi sahamızda rakip kaleye hiç 8 kişi gidemedik... Onlar birkaç kere "8 kişi geldiler" ve sonunda da sahanın yıldızı Rüştü'nün anormal direncini kırabildiler. Sanıyorum dün gecenin sonucunun nedeni bu gerçekte gizli.
|
|
|
Kültür | Spor | Yazarlar | Televizyon | Hayat | Arşiv Bilişim| Aktüel | İzlenim | Dizi | Röportaj | Karikatür |
|
Bu sitede yayınlanan tüm materyalin HER HAKKI MAHFUZDUR. Kaynak gösterilmeden çoğaltılamaz. © ALL RIGHTS RESERVED |